Susardım.. Öyle sessiz, öyle karamsar susardım ki.. Konuşulanlar yankılanırdı beynimde..

“O çok kuvvetli 220 miydi o.. yok yok 249 falan.. onu demiyorum be, gücünü soruyorum.. Valla bilmiyorum ki.. Aman sen de..” “Tamam ben buraya sığarım devam et abi..” “Durakta inelim şöför oğlum..” “Lan bir yol ver hemen kornaya basıyorsun şerefsiz”…

Milyarlarca cümle, kelime, hece.. Haykırıyorlardı..

Bazen susardım.. Öyle sessiz, sedasız; öyle karamsar susardım ki.. Konuşulanlar tokat gibi çarpardı yüreğime..

Çok şey yitirmedim görünse de, çoktan yitmişim.. Bundan ala yitirmek mi olur?

Havanın iyi olma temennimiz çoğu kez başarısızlıkla sonuçlanırdı.. Sevdiğim onca buluta o anlarda anlasızca söverdim.. Tutarsızlık değil bu! Değişen durumlarda, değişken ruh halleri sadece.. Nefes alıyorsan iyidir derler ya.. Bilmezler içindeki zehirleri.. Ve uykuya dalar gibi ölüme giderler.. Elma şekerinin içindeki zehir gibidir hayat, tatlı.. Ve ne kadar hızı tüketirsen o kadar erken öleceksindir..(bu bir kanun değil! ve ben tanrı değilim!)

Elimin tersiyle iterken mücevherleri, koca bir çöplükle kandırdılar.. Aslında kanmamıştım, onlar beni kandırdıklarını sanıyorlardı.. Yanılgı insanın doğasında var.. Yaşadığım her şeyi yaşmak istediğim için yaşadım..

Ve yazmak çukurunda, belime kadar pislik içinde kelimeler kurmaktayım.. Yazmazsam eğer, pisliğe gömüleceğim.. Yazıyorum, nihayetinde kellemi alsalar umrumda olmaz.. Pisliğe gömülüp ölmektense, cellatların elinden olması ölümümüme bir anlam ve bir estetik katar..

Biraz yağmura ihtiyacım var.. Biraz ıslanmalıyım, biraz üşümeli..

Öyle işte..

KorsanKalem 21.05.12 20.10

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir