aksi

Masadaki tabaklara, bardaklara, çatal ve kaşıklara bir süre gözlerimi dikip baktım. Hepsi kirliydi. Sonra aynaya bu kadar uzun bakamadığımı düşündüm. Tek bunu da düşünmedim aslında. Bir sürü şeyi düşündüm. Yazamayacağım, yazdığımda yatak döşek ağlayacağım şeyleri düşündüm. Ne kadar yalnız kalabilirim daha? Ne kadar daha aynı filmleri açıp izlerim sızana kadar? Yeni filmlerin muhteşemliğine inat, insanların unuttuğu filmlere sarılıyorum. Daha ne kadar oynayabilirim, iyi olduğuma dair?

Farklıydım. Hep farklıydım. Bunu her yerde görebiliyordum. Girdiğim her ortamda bunu sezinliyordum. Tek bir şehrin çocuğu olmadım hiç. Doğduğum yerde büyümedim ya da başladığım okulu aynı şehirde bitiremedim. Şu yaşımda yaşadıklarımı, şu bedenim kaldırmıyor artık. Benimki bir köy özlemi belki de. Bir yolculuk, sonu olmayan ve durakları sınırsız…

İnsanın ne istediğini bilmemesi belki de en kötü şey… Yani aynı sokaklarda, aynı hüzünle yoğrulması ve buna karşı gelememesi… Haberlerden, televizyonlardan, ülkedeki ve dünyadaki tüm her şeyden tiksinmekteyim. Çünkü aynı hüzünleri tekrarlıyoruz. Aynı kederlerle ilerliyor hayat. Bir şey var, o bir şey yanlış gidiyor. Aksıyor. Aksıyoruz. Sonu ne olacak bilmiyorum. Son ne o da belli değil.

Güzel şeylerden bahsetmem gerekli. Ama bahsettikçe, sanki o güzel şeyler de yok oluyor. Büyük acılar bekliyor yüreklerimiz artık. Ya da sadece benim yüreğim bekliyor bu ağır yükü. Kaldıramayacağımı biliyorum. Çünkü varlığımı bile kaldıramıyorum artık. Ama güzel insanlar var çevremde. Uzakta, sağda, solda, köşede; onlara karşı sorumluluk duyuyorum. Ah elimde olsaydı da çiçekler ekebilseydim bahçelerine…

Neden böyledir, niye şöyledir bilmiyorum. Ne bildiğim de meçhul aslında! Yüreğimi yangın yerine kendim çevirdim. Ellerimi kendim yaktım. Gözlerim kendiliğinden doldu. Hayata karşı bir sorumluluk hissettikçe insanlar beni yanılttı. Yanıldıkça da, sahte gülüşlerle dinledim hayatı. İnanmadım gerçeklerinize. Yalanlarla süslüydünüz çünkü her biriniz!

İnanmıyorum yazdıklarımın insanlar için değerli olduğuna falan. Çünkü anlaşılmak için ya da değerinin olması için kaybolmak gerekli. Yiten tüm iyi insanların kaderi böyle oldu. Dönemin anlaşılmaz, göz ardı edilen insanlarıydı her biri. Ben burada küstahlık yapmıyorum. Sıradan bir adamım ben. Büyütülecek bir yanım yok. Ama sıradan insanların bile anlaşılması için yok olması gerekli. Zira bu dünya ile bizlerin kafasındaki aynı hatta ilerlemiyor. İyiliği yüceltmek imkânsız… Küçük hikâyeler oluyoruz iyilik adına. Kötülük tüm gücünü sırtlamışken, iyilik kendini sadece savunmaya çalışıyor. Ama yeniliyoruz. Durmadan, sıkılmadan yeniliyoruz.

Kirlenmiş bedenlere bakıyorum bir süredir. Aynadaki yüzüme inanamıyorum mesela. Böyle olmasını istemezdim. Ama böyle oldu. Hep aksilikler yüzünden…

KorsanKalem 01.55 09.12.15

https://www.youtube.com/watch?v=uO3IG-oRpis

 

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir