Gecenin gece olduğu anlarda geceyi anlamlı kılan ve anlamsızlaştıran şeyler olur.. Bu manidarlık ve bu cefa.. Beni hep yürekli kılmıştır.. Bazen ölmek istersin, yaşamak için onlarca nedenin varken..

Ağlıyordu.. O cıvıl cıvıllıktan bir haber bir erkek için ve bir acı için ağlıyordu.. Yürekten, içten  için için ağlıyordu.. Canım yanıyordu.. Bir kadın.. Bir kadın ağlıyordu.. Ve ben tüm çaresizliğimle çareler dağıtmakla meşguldüm.. Sessizliğimle ses katmaya çalışıyordum.. Yüreğine ateş, bileğine derman olmak için çabalıyordum..

Nefessiz kalıyordum, cümlesiz.. Koşulsuzca sevmeyi ve sevilmeyi düşündüm Onunla konuştukça.. Çıkarsız ve plansızca sevişmeyi.. Hayatın acısını ve tatlısını.. Birlikte hoş bir sedanın tınısını tatmayı.. Zordu benim için.. Ama çoğu için yaşanılası ve yaşanması gerekli olandı..

Ağlaması gereken en son kişiydi, en son gözlerdi.. Ağlatan ve bu hüzünde onu yapayalnız koyana ne demeli? Kac cimle kurmalı bu durum için? Anlayış ve hoşgörüyle ilgili kaç yazı yazmalı? Kaç hikaye anlatmalı?

Belki boşa kürek çekişti yaptıklarımız.. Belki kendimizi avutma mücadelemizdi.. Ama bir kadın ne olursa olsun ağlatılmamalıydı.. Ve yapıldı ve yapılmakta ve yapılacak her daim.. Dünya koca bir budala avuntusu ve içindekiler “hayın, çıyansı”..

Ağlama.. Hüzünler benim olsun, mutluluk herbirinizin.. Ayın çevresi haleli bu gece..

 

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir