Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm..

Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı parmak uçlarıma kadar hissetmiştim..

Zeynel vardı.. Mardinli Zeynel.. İlkokul birde.. Mardin Atatürk İlkokulu’nda.. Az mı yedim dayağını.. Ama acıyı duyumsadıkça kötüleştim.. Kötüleştikçe iyileştim.. Ben iyi biri değilim..

Koysanız deniz kenarında bir barakaya.. Verseniz hergün şarabımı.. Tüm hayatımı orada sefa ederim.. Ben kötü bir çocuğum evet.. Önemsemedim paranızı.. Para da bile küçükleri hor gören bir kibriniz vardı.. Öyle ya bozuk para… Kendince yarattığınız o güzel sistemlerin hak arayanı, işvereni, yakışıklısı, tatlısı, kaymaklısını yaratmışsınız.. Bir gurubu dışlamışsınız.. Oyunun dışına itmişsiniz.. Adilsiniz! Kendine adiliyet..

Bunca keşmekeşlikte, haktan hukuktan bahsederler ya.. Gülerim.. Yok öyle bişey! Olmayacakta.. Olacak birşey değil! Bencilsiniz! İğrençsiniz.. Bu dünyayı daha yaşanmaz kılmak için elinizden geleni ardınıza koymayacaksınız.. Ve ben kumsalda şarabımı yudumlarken yıldızlar gösteri yapacak, yalnız ve yalnız bana.. En uzun yıldız kaymalarını ben göreceğim.. Mis gibi deniz kokacak ciğerim.. Ve huzurla uyuyacağım..

Siz savaşın, siz öldürün, siz makam peşinde koşun, siz gözlerden yaş silinmemesi için çabalayın durun.. Ödeyemediğiniz faturalar derdiniz olsun, vakti gelen taksitlere stres yapın ve yeni çıkan bilmem kaç ekran aptal kutusu rüyalarınıza girecek falan filan.. Ha birde aile var.. Topluma örnek bir aile olmalısınız.. Baba olacak adam türlü türlü ilişkilerin nihayetinde “iyi aile KIZI” arayacak ve bulacak.. Namus denilen şey ne ulu ve taraflı diye düşünmüyor değilim… Tabi birkaç sene sonra kırdığı cevizler “erkek adam yapmış bir hata” olarak nitelendirilecek toplum tarafından.. Kadınların bu konuda çoğu kez söz hakkı olmayacak.. Çocukların babasız büyüme olasılığı ne kadar da kötü bir seçenek.. Ve toplumun “dul” fantazilerini düşünmek bile evliliğe sarılmak için olmazsa olmaz bir duruma sürükler işi.. Çocuklar büyütülecek ve topluma, devlete, millete hayırlı uğurlu bir evlat olarak sunulacak.. Kendileri için bişey istemeyecekler yani.. Sakınn..

Çocuklar babalarının aynı hayatını yaşayacaklar ise neden o hayat yaşanır ki? Hep bir yırtma umuduyla yaşıyorsunuz işte.. Hep şu olursa bu, bu olursa o .. Hep başkalarının hayatını yaşayıp duruyorsunuz ve bunu eşsizmişçesine yapıyorsunuz.. Hadi oradan.. Ağzımı bozdurtmayın.. Sizin işaretlemeniz gereken cevap yuvarlaklarınız ve hesaplamanız gereken gelir gider tablolarınız varken, bir şiir yazamazsınız..

Güzel şarkılar yapan güzel insanlar var.. Onlar biraz farklı ama çoğu fiyaka peşinde koştuğu için yaptığı şarkının bir anlam ifade etmediğini düşünüyorum.. ASlında sanat çoğu kez benim için olmalı.. Bir güneşin doğuşunun kızıllığında, kumsalda olabiliyorsanız eğer; hayatın tam orta yerinde huzur dolu ölebilirsiniz bu bir temenni ve bir hayaldir, sıkı tutunun..

Zaman pek tabi geçiyor.. Hayata doyamayanlar doyamadıklarını yaşlandıklarında anlıyorlar.. Bu çok fena bir yaşanmışlık olsa gerek.. Yaşlanınca bana böyle birşey olsa, direk ölürüm.. Bu ölmekten beter çünkü.. Düşünsenize, ulan 72 yaşına geldik ama bir kere bisiklet sürmedik.. Bir kere olsun dizimiz kanamadı diyen bir emmi, neyin kafasını yaşar o dakikadan sonra? Ölür bence direk ölür.. Yaşamamıştır ki aslında.. Et yığınıdır.. Ötesi aklıma bile gelmez..

Birde dini pak, yüzü ak, sıfatı bok adamlar var.. “Ağzıma bir kere alkol sürmedim.. Bana yeşil vadieleri getirin” diyen tüccar abiler bunlar.. Aynı tip gazetelere abone olurlar.. Cennetten hisse hesabı.. Kırmızı hakkında görüşleri aynıdır bu hırboların.. Maviye aynı bakarlar.. Bu kadar nettir yani bakışları.. Ne sistem ne felsefe karpuzunu kestiğimin.. Bunlar ağzına harbiden sürmezler o zıkkımı.. Ben de direk boğaza dayıyarak içiyorum.. Yani sürmem ben de ağzıma.. Velhasıl, bunlar alırlar donu 1 liraya, gider sana 5 liraya satarlar.. Budur yani felsefe hak hukuk falan filan.. Donlara bile farklı bakarlar haa! Kırmızı satmazlar.. Kimi siyah ve dantalli olanlardan da tahrik olduğunu belirtir.. Tahrikkar hareketler bunlar..

Şarap dedim de aklıma votka geldi.. Bu aralar içemiyorum, zor içiyorum yani.. Biri büyü mü ne yaptı.. Neyse midem kalka kalka yudumlarım, çekinmece gücenmece yok.. O çekinmece değildi hem, kırılmacaydı.. Kırılmayın kimseye, çünki kimse bulunmaz birşey değil.. Herkes birbirinin hayatını yaşıyor.. Herkes ölüyor, günaha giriyor, sevişiyor, seviyor.. Kafaya takmayın yani.. Birgün bir güneş doğar ve ölürüm.. Bu çok değerli bir şey değil.. Ama güneş doğarken ölmek koyar adama.. Yeni bir gün doğuyor ve sen yoksun lan! Bu mudur adaletin!

Çok yazdım.. Çok yoruldum.. Bugün bu yazı biterse, birgün herşey biter bunu yazın bir kenara.. Bu önemli.. 1800lerde yaşasadık keşke.. Bu kadar karmaşık olmadan önce.. Misal orhun abidelerine kazısaydım bu yazıyı, şimdi milyonlarca insan inceler bu ne la derdi bu neyin kafası? Atıma atlayıp gidemedikten sonra yemişim medeniyetinizi.. Sınırlamışsınız.. Çocuk gibisiniz.. Her daim dövüştünüz ve dövüşleriniz hep adice oldu.. Sezar bile sırtına yedi.. Bu kadardı tarihiniz.. Bunlar üzerine kurulan dostluklarınız da medeniyetiniz de sönecek bir alevdir sadece..

Yakıyor.. Gırtlaktan aşağıya doğru cayır cayır yakıyor.. Ve nihayetinde bir yerlerde durduğunu anlıyorsun.. Hissediyorsun.. Bu acının hiss,i bu sindirimin sistemselliği.. Ve uyuşurken beyinciğin, çoğu şey hoşuna gidiyor.. Çalan müzikteki sözler, hoş bir fısıltı, biranda yanan ışık ürperti ve dengeni kaybedip düşerken yere sanki koca bir boşluktasın..

Boşluk dedim de, ölenlerimi düşündüm şimdi.. Dedelerimi, anneannemi ve de babaannemi.. Keşke olsalardı.. Onların gözlerine uzun uzun bakıp; çocukluklarını düşlemek ne hoş olurdu.. Onlarda şen şakrak birer çocuktu ve kahrolası zaman birer anlam yüklemişti.. Şimdi yoktular ve özlüyordum.. ÖZlenir miyim böyle acaba?

Geçen bir gözlemde bulunmuştum sonra bir hikaye canlandı gözümde.. Bir kent düşünün, bir ülke.. Gözyüzü tamamıyla bulutlarla kaplı.. Ve hiç güneş görmemişler.. Birgün tüm o umutsuzluğu, o bulutu yırtıp atan bir güneş ışınını düşünün.. Umutla beklenen sevgili misali.. Herhalde ben orada yaşayan bir ayyaş olsam, o gün ölürdüm.. Bu günü de gördüm ya ölsem de gam yemem artık’ın bizzat örneği gibi..

Birileri hak arıyormuş.. Hak aranarak bulunan bişey midir? Geç o işleri.. Daha patron söz almadı.. Yardım kampanyaları ne görsel zenginlik taşıyor dikkat ettiniz mi? Medyatik tipler, duyarlı sanatçılar falan! aman aman kampanya yüzleri oluyor.. Açlıktan ölmeye yüz tutmuş toplumlara ellerinde poşetlerle giden sivri zekalılar neyin çalışmasını yürütmekteler acaba? Bugüne mi çalışıyorlar yoksa yarına mı? Neden sorusu yok ortalıkta.. Al poşedi, içindekileri ye ve mutlu öl! Bu duruma koca bir “siktirin gidin” diyen fakir biri çıktığında, dünyada yeniden yaşanılabilir inancına sahip olabilirim..

Ben sizden çok sıkıldım. Kandırıyorsunuz kendi kendinizi.. Boka bulanmışsınız ve batıyorsunuz.. Sidiğin içinde boğulma tehlikesi içindeyken, kanalizasyon bir medeniyet göstergesi diyorsunuz.. Sıradan bir götünü yiyim ayağı.. Emperyal köpekler!

Hadi sağlam bir küfür edin bana ve rahatlayın, sonra da hepsini unutun.. Dizi var dizi izleyin, gülün eğlenin bugün cuma yarın ertesi.. Öğleye kadar uyuma vakti.. Verdiğiniz uykuların geri dönüş günü.. Yarın hava bulutlu, sağanak yağışlı.. Bol şimşekli.. İyi günler.. İyi ölümler.. Ya da herneyse..

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir