735109_152671634883434_11239743_nBüyüdüğü evin yıkılışını izleyen çocuklar gibi izliyoruz şimdilerde… Bir ülkenin ve dünyanın neye dönüşeceği korkusu içimizdeki… Oysa biz eskiden sokaklarda; yırtık kazaklarımızı, yamalı pantolonlarımızı umursamadan oynardık hep birlikte… Yıllar geçti, büyüdük. Aynı oyunları oynadığımız mahallemizin çocuklarıyla, şimdi aynı sokakta bile yürüyemiyoruz. Bırakın selamlaşmayı, rastlaşmamak için yolumuzu değiştiriyoruz. Her şeyin biraz eskidiği bir çağdayız sanırım. Ya da biz her şeyi çok çabuk tükettik. Ortak bir yol bulunamıyor. Yollar kesişmiyor ılıman iklimlerde… Sahi biz ne zaman bu hallere düştük? Hangi olay itti bizi bu noktalara? Biz Kemal Sunal’ın Screenshot_3filmleriyle büyümüş çocuklardık. Hababam Sınıfı’nın tertemiz vicdanıyla gençliğimizi geçirdik. Okuduğumuz yazarlar bize; emekten, aşktan, dostluktan bahsetti hep… Şimdi herkesi, her şeyden uzaklaşmış olarak kjkjgörmek; içimizi yakan bir veba haline döndü… Canımız acıyor!

Güzel kılabilmeyi gerektirir insani duruş. Ama insana yakışmayan şeyler oluyor günümüzde. Her şeyden, biraz da bu yüzden kaçmak istiyorum. Çünkü anlatamıyorum içimdeki sevgiyi… Silahların gölgesinde şekilleniyor geleceğimiz. Ya da garip bir bağlılıkla planlar yapılıyor. Öleceğini bile bile neyin planı bu, neyin zaptı? 10710642_330331840483852_336528470111881118_nHiç sormuyorlar mı insanlar? Bilmiyorum… Bir cevap veremiyorum bu sorulara… En çok da bu yüzden kaçmak geçiyor her dakika içimden… Kaçıp bir ormanda kaybolmak hatta! Sesimizi duymuyor mu bu vahşetin planlayıcıları? Hangi haklı davadan söz ediyoruz? Hiçbir şeyin farkında olmadan katledilen milyonlarca ceset var toprağın altında. Akıllanmadık mı yani? Bir ders alamıyor muyuz? Bu medeniyeti yaratan insan aklı, niye geçmişin acılarının tekrar etmemesi için bir çaba göstermemekte? Bu kavganın sonu nereye çıkacak?

Nefesimi tutuyorum kimi zamanlar. Çocukça bir oyun bu aslında. Düşünüyorum, günün belli dakikalarında; dünyadaki tüm insanlar nefeslerini tutsa mesela… O an atmosfer ve dünya yadırgar mı bu eylemi? Ya da bir şeyler değişir mi acaba? İnsanın olmadığı bir dünya, daha mutlu bir dünya mıdır? Her gün bir şeyleri kutluyoruz. Bugün dünya bilmem ne günü, yarın dünya bilmem ne günü diye… Acaba Dünyadaki tüm silahların ve nefret tohumlarının yok edildiği bir günü kutlayabilecek miyiz diye soruyorum kendime… Cevap vermeye korkuyorum. Ya da cevabı çok açık, öyle değil mi?

1482924_584671574920406_1632716257_nBinlerce cümle kurdum bu zamana kadar… Hatta milyonlarca demek daha doğru… Hep eleştirildim, umutsuz şeyler yazıyorum diye… Umutlu ne kaldı ki şu dünyada? Varoluşumuzdan bugüne, hep acı vardı! Bu acının tek sebebi de bizlerdik ne yazık ki! Neyi bölüşemedik, niye anlaşamadık bilmiyorum! Ama bu acımasızlık işte tam da bu çağda zirve yapmış durumda… Gitgide her yere yayılan bu dalga, artık kalabalık sokaklardan kaçınmaya kadar getirdi bizi… Bundan sonraki süreç ise tüm sokaklardan uzaklaşma süreci olacak. Yani yirmi yıl borçlanarak aldığımız, deniz kumu ve adi malzemeyle yapılan o evlerden dışarı çıkamayacağımız günler yakın. Bunun bir ötesini yazmaya elim varmıyor. Ama ortalama her insan gelecek kara günlerin farkında…

Ben yaşama hakkımı savunmak istiyorum! Sokakta özgürce dolaşma hakkımıBM-7RHeCAAI9gu6 (1) da! İnsanca, huzurla yaşamak istiyorum artık. Silahların, savaş araçlarının tamamının uzay boşluğuna gönderilmesini istiyorum! Hiçbir silah mutluluk getirmeyecek bu dünyaya! Artık kafanıza bunu sokmanızı istiyorum! ‘Yeter’le başlayan cümleler kurmanızı istiyorum! Bütün politikacıların, bütün politikalarıyla uzun ve dönüşü olmayan bir tatile çıkmasını istiyorum. İntikam duygusunun yasaklanmasını halk oylamasıyla kabul edilmesini istiyorum. Sınırlara dikilen tel örgülerin, sınır bölgelerinde yaşayan halkların işbirliğiyle derhal sökülmesini rica ediyorum. Yarın ilk iş olarak, dünyada yaşayan bütün insanların en az bir fidan ekmesini ve bu fidanların sulama işini mahallenin televizyon bağımlısı emekli amca ve teyzelerine bırakılmasını diliyorum.  Hafta sonları da, bilgisayar bağımlısı çocukların sorumluluğunda olması koşuluyla tabi! 480788_498094533571879_1334873660_nHayvanat bahçelerinde ve sirklerdeki hayvanların rehabilite edilmesine müteakip doğal yaşam alanlarına bırakılmasını şart koşuyorum! Acil eylem planıyla, dünya doğasına aykırı tüm şirketlerin kapatılmasını ve alternatif enerji üretim araçlarına yönelerek; fosil atıklardan, HES’lerden ve nükleer enerji santrallerinden derhal vazgeçilmesini istiyorum!

İnsanların farklılıklarını kabullenip, herkesin birbirine sevgi ve saygıyla baktığı bir dünyayı bekliyorum! Kısacası ben artık, gönüllerinizde bir devrim yapmanızı istiyorum! Gönüllerinizde yapacağınız devrim, dünyanın son umudu çünkü…

10624861_213177138868580_4318020593540091765_n

N.G. KorsanKalem 19.55 21.05.16

 


3 yorum

erhan pekce · 21 Mayıs 2016 21:19 tarihinde

Eh, iyi de, yakin dönem tarihinin en ciddi etnik temizliğine maruz kalmış Bozcaada’da ne işiniz var?

KorsanKalem · 30 Haziran 2016 05:51 tarihinde

Bu yazıyla, Bozcaada’da bulunmam arasındaki sıkıntıyı anlamış değilim?

Ali · 24 Temmuz 2016 15:19 tarihinde

Erhan pekce sen taglanmiş olan bozcaada ile yolla ciktin ama yazinin hiçbir alakasi yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir