Var olduğumuzdan beri bu dünyaya gözyaşı saçıyoruz.. Hüzün tohumları ekmekten başka bir uğraşı bulamadık henüz.. Büyüyoruz, gelişiyoruz ve değişiyoruz ama; günler acılara gebe.. Günler gözyaşlarıyla anlaşma içerisinde.. Beceremedik doğru dürüst yaşamayı.. Ve yaşatmayı!

                Babalarımız bir sabah vakti gittiğinde operasyonlara, anladık hayatın ne denli karmaşık olduğunu.. Ölüm haberlerini izlerken içimiz burkuldu.. Cenaze ardından yakılan ağıtlar ve intikam yeminlerinin birbirine karıştığı o manasız anlara şahit olduk..

Birileri haklıydı..
Birileri güçlüydü..
Ve ölüm her yerde aynı tadı veriyordu..
Ölüm aslında acıydı..

                 Silah tüccarları her dönem ceplerini doldurdu bu gezegende.. Birilerinin davaları, birilerine kazanç sağlıyordu.. Bir akbaba gibi üşüşüyorlardı hemen.. Cesetlerin tazeliği ve çokluğu daha büyük paralar demekti.. Savaş her yerdeydi, barışsa olmadı hiç.. Bir fesadın içinde var olan bir toplum gibiydik.. Birileri bir şeyleri harekete geçiriyordu.. Bir cam kırılıyordu, bir adam vuruluyordu, bir ihtilal oluyordu ya da bir bomba patlatılıyordu.. Sonrası türlü kılıflara uydurulan söylemlerle bir şekilde kapanıyordu.. Kapanırken de ölenler sayılarla belirtiliyordu..

                Çok basit değil mi? Binlerden, onbinlerden bahsetmek.. Üç beş ceset bile görmemiş olan bizler için..  Oysa savaş meydanlarındaki görüntüler sahnelenmez televizyonlarda.. Kopmuş uzuvları sergilemez bir gazeteci.. Gazetecinin görevi savaşın manzarasını yansıtmak da değildir aslında.. Gazeteci yanlışı belirtmelidir.. Şimdilerde, mozaik görüntülerle verilen savaş resimleri, sözde özgürlük mücadelelerinin ne denli zorlukla verildiğini göstermektedir..

                Hiç çabalamadılar anlamak için.. Karşılarında etten, kemikten aynı insan olduğunun hiç farkına varmadılar.. O karaydı ve ölmeliydi.. O turuncuydu yok olmalıydı.. O beyazdı efendiler, kirlenmeliydi! Yok ettiler, katlettiler ve tabi ki de kirlettiler.. Renkler azaldıkça, mutluluğun resmi çizilmez oldu yeryüzünde.. Ölümler doğdu her geçen gün..

                Biraz araştırsalar görürlerdi hiçbir savaşın sonunda mutluluk olmadığını.. Mutluluk her savaşta biraz daha uzaklaştı.. Birinci Dünya Savaşı’nda 9 milyon insan hayatını kaybetti.. İkinci Dünya Savaşı’nda 50 ila 70 milyon insan yok oldu.. 2007 yılında yapılan araştırmalara göre Irak’ta tahmini 1.000.000 sivil yurttaş hayatını kaybetmiştir. Vietnam 1,5 milyon yurttaşını ve zehirlenerek kullanılamaz hale gelen topraklarının üçte birini yitirmesine rağmen savaştan galip çıktı. Amerikalılar ise bölgede 58 bin ölü bırakırken, savaş sonrası Vietnam’dan ülkelerine dönen askerlerin önemli bir kısmı da intihar ederek yaşamlarına düşman kurşunlarıyla değil de kendi elleri ile son verdiler. Kore yakılıp yıkıldı;yaklaşık olarak 3 milyon insan öldü Bunlardan yaklaşık 36.000’i Amerikan askerinden, 600.000’i Koreli askerlerden ve 500.000’i Çin’li askerlerden oluşmaktadır. Türkiye’nin gönderdiği ordunun kayıpları 3277!

                Ne acı! Ne keder yüklü bir tablo bu! Yakın tarihli savaşlar bunlar.. Bir kısmının süreçlerini hala gözlemekteyiz.. Irak’ta hala insanlar ölüyor. Afganistan’da, Suriye’de, Mısır’da.. Dünyanın her yerinde amacı ve sonucu belirsiz savaşlar var.. Bu tarihler boyu süregelen kan dökme yarışına neden dur demeyiz? Neden hala inatla savaşları destekleriz anlamak mümkün değil ne yazık ki..

                Biz boşuna karşı durmadık savaşlara.. Biz boşuna duvar olmadık tanklara.. Bir fotoğraftı bizi durduran. Tankın karşısına dikilip, taş atan bir çocuğun fotoğrafıydı.. Kardeşiyle bir kenara oturmuş, ağlayan iki çocuktu bizi bu tavra iten.. Gözyaşıyla ve kanla mutluluk resimleri çizilemeyeceğini ta o gün anlamıştık.. Silahların soğukluğu sevginin sıcaklığını yok ederken bu topraklarda, yaşamak ve yaşatmak için savaşlara ve silahlara karşı dimdik durabilmektir; insani olan.. Haklı ya da haksızdan öte, insan ve yaşamdan tavır alabilmektir, insancıl olan..

 KorsanKalem 19.12.12 03.15


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir