cikmaz-sokak-tabelasgsdgBen bir çocuktum. Sonra büyüdüm. İşte ne olduysa, o sonradan sonra oldu. Hayatım sonraların karmaşasında geçiyor. Bir şey oluyor, “sonra” diyor birisi. “Sonra ne oldu?” Sonrası olmayan hikâyelerde başıboş dolanamadım bir türlü! Sonrası olmayan hikâyeler, çıkmaz sokaklar gibidir aslında. Bir sokak neden çıkmaz onu da bilmem ya! Ama var. Sonrası olmayan hikâyeler de, çıkmaz sokaklar da var. Takılı kalıyorsun her ikisinde de! Karşına bir duvar çıkıyor. Kapısız bir ev, sönmüş bir soba, ya da dağılmış eski bir radyo! Bir şey çıkıyor, ama senin istediğin şey değil bu. Sonrası olmayan insanlar var bir de! Hayli çoklar! Önceden, sonrasının çok önemli olduğunu düşünüyordum. Ama sonra, yaşadığım onca şeyin sonunda yani, yeni şeylerin de sonrası olduğunun farkına vardım. Çok önemli değildi yani; benim bireysel düşmüşlüğüm, bulandığım çamur, sevinçlerim, ideallerim, kavgalarım ve aşklarım… Dünya kadar sonra vardı bu gezegende ve benim sonralarım bunların yanında sönük bir yıldız gibi kalıyordu. Ki kimse, gökyüzüne baktığında sönük bir yıldızı seçmez. Herkes en parlağını arar, bulur ve sahiplenir. Bu böyle işliyor genelde. Kusursuzluk arayışı içinde geçiyor ömürlerimiz. Üç ayaklı bir köpeği sahiplenmiyor kimse, hatta ne kadar iğrenç bir köpek diye bakıyor gözleri. Kendi gözlerine bakmaktan acizler çünkü. Kendi gözlerine baksalar, çirkinliğin en babasını görecekler zira! Sonra zaman geçiyor. Aldırmıyorsun hiçbir sonraya ve film sonlarına… Girdiğin çıkmaz sokaklardan, gerisingeriye çıkıyorsun. Birileri gülüyor haline. Ki ömrün boyunca, birilerinin eğlencesi olacaksın. Çünkü onların paraları var! Çünkü onlar yakışıklı-güzel! Çünkü onlar senden daha iyi giyiniyorlar! Çünkü onlar bu hayatta çok güçlüler! Çünkü onların süslü hayatları var! Çünkü onlar ahmak! Çünkü onlar ahmak! Çünkü onlar ahmak! Onlarca çünkü birikiyor! Sonra çünkülerden de tiksiniyorsun. Tiksindiğin liste öylece uzayıp gidiyor. O arada sen binlerce defa çıkmaz sokaklarda buluyorsun kendini. Sonraların kahrını çekiyorsun ve çünkülere lanet ediyorsun! Utancın çünkülerin çokluğundan.

Hayatı bu çıkmazlara sürükleyen her şeyin, mutsuzluğu yanı başımıza sürdüğü bir gerçek! Bu çıkmazları aşmak gerekecek. Bu çıkmazlardan çıkmak gerekecek. O güç var mı? O güç her akşam batsa da; her sabah yeniden doğuyor! Yakalamak gerek. Doğduğu andan, battığı ana kadar… Ne kadar kalabalık da olsan, bu hayatta bir başınasın. Bir başına sarılacaksın güneşin sıcağına. Bir başına kabulleneceksin kışın hüznünü. Ve duracaksın herkes bir yerlere koştururken. Koşacaksın herkes durduğu anda. Ümidin tükendiği anda, yeniden filizlendireceksin! Bu yükü başka türlü kaldıramazsın!

Gökçe… Ne zaman geleceksin? Ne zaman gözlerimi gözlerine dikeceksin? Bu özlem, bu bilinmez ezgi, bu bekleyiş ne zaman açığa çıkacak? Ne zaman yüzünü yüzüne süreceğim? Bu kirli yüzlerden usandım artık!

KorsanKalem 07.06.2015 16.20


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir