Denizin serin sularında uslandırıyordum bedenimi.. Bir ara uyumuşum, genelde böyle olur.. Sızar kalırım yani.. Bir süre yüzerek yorarım kendimi ve sahile vurdum mu bir balina gibi, sıcağında etkisiyle oracıkta uyurum bir ölü gibi.. Sıcak düşler görürüm o vakit, suların aktığı ve uygun renklerin bir araya geldiği bir tuval misalidir rüyalarım, deniz kenarlarındaki..

Buralarda hava birden değişiveriyor. Ve insanlar defolup gidiyor evlerine.. Ben istifimi bozmam genellikle..  Yalnızca güneşli havalarda sevmiyorum ki ben denizi! Poyrazda da seviyorum, yağmur yağdığında da.. Denizin karşısında çok üşümüşlüğüm vardır.. Göğsüme vuran nefesini defalarca duyumsamışımdır yüreğimde..

İnsanların sevgi anlayışını hiç sevgiyle karşılamadım bu zamana kadar.. Sevgi kelimelere indirgendiğinden beridir tiksindim ince hesaplarınızdan.. Her şeye aynı değer kıstaslarınızla yaklaştığınızdan beridir, adaletin olmayışı.. Ama o şapşal suratlarınıza takındığınız, duygudan milyonlarca kilometre uzaklıktaki o tavırlarla, eski helâlarda sıçmak için abanan bir köylü çocuğunun samimiyetinden bile uzaktasınız.. Yapma hayatlarınızın sözde mükemmeliyetçileri, karanlık odalardan kaçan ışıltıların sahipleri..

Yine siyasete yaslamadık umarım ne diyordum? Hah.. Eve geldim darmadağınık olduğum aşikardı ama bunu evde daha bir iyi hissediyordum.. Temizler, kirliler ve ne idüğü belirsizler.. Deniz tuzumla oturdum ve biraz önce aldığım meyve suyu ve ekmek arası köfteyi mideme indirdim.. Artık en azından bir şeylerin yerini bulduğunu hissediyordum.. Duş aldım.. Ama lanet olası bacaklarım tuzlu suyun da etkisiyle pişik olmuştu.. Yazın en kötü yanı buydu.. Terliyordun ve hayat daha bir çekilmez oluyordu.. Oysa kışın da soğuktan yakınıyorduk.. Kararsız pezevenkler! Her neyse, kremle muhtemelen giderdim sorunumu.. Susamıştım ama evde içilebilecek bir damla bile su yoktu.. İçecek olarak yalnızca bir şişe bira vardı..

Akşam ağır ağır siniyordu beyinlerimize ve ben bornozumla oturmuş bira içiyordum.. Koskoca dünyada milyarlarca hayat vardı.. Milyarlarca evde bir şeyler oluyordu.. Ve bütüne baktığımda, darmadağınık telaşlarımızla, darmadağınık evlerde ölmeyi bekliyorduk.. Akıl karı değildi bu!

Meteliksizliğim sürüyordu.. Bir banka soymalıydım ve sonra o bankaya olan borcumu kapamalıydım.. İlkel çağlarda yaşamış olmayı yeğlerdim, bir geyik avında bir aslan tarafından parçalanıp afiyetle midelerine inmek isterdim.. Belki de o zaman daha yararlı olurdum ve bunca emeğin boşa gitmesi diye bir şey olmazdı.. Yada saçmalamaktan bıkmayacak mıyım ben? Dışarıda birileri fena düzüşüyor, yan dairede, alt katta, dünyanın her hangi bir evinde.. Ben son kalan biramı yudumluyorum; ama hayat bu darmadağınıklığa rağmen idare eder..

KorsanKalem 24.06.13 21.00

Kategoriler: Eskiler