Ölüm uykusuna yatmış gibiydim.. Geç kalktım.. Delice yağıyordu yağmur.. Hava buz.. Gök karanlık.. Ev dağınık ve kirli.. Yeryer rutubet kokuyor.. Köşelerde örümcek ağları.. İçin için ağlayan bir ev.. Acizliğin yağlı boya tablosu gibiydi.. Biraz dolandıktan sonra giyindim.. Artık botların zamanıydı.. Kirli botlarımı severim.. Onları da ayağıma geçirip, attım dışarıya kendimi.. Boş sokaklar.. Yazın ana avrat sövdüğümüz dar sokaklar sanki alabildiğine genişlemiş.. Sonbaharın vazgeçilmezidir kurumuş yapraklar.. Bir fotoğrafçının arşivinde bulunan malum fotoğraflar gibi tüm sokak..

Günü sorguya çekecek değilim.. Basit ve koşulsuz bir sahiplenmeydi benimkisi.. Uzaklaşmak istiyordum oysa.. Yağmur kokusu olmadan olmaz, yaşanmaz bu dünyada.. Ve soğuk.. Kalbine kadar hissedeceksin.. Bulutlara bakıp gülümseyeceksin.. Boş sokaklarda yürüyeceksin.. Yaptıklarının bir anlam içermesi gerekmez.. Yapmak istediklerini yapacaksın ki özgünlüğünü elde edebilesin..

Ben soğuk biriyim ve gereksiz takıntılarım var.. Ben buyum.. Değişim rüzgarları beni pek etkilemez.. Çocukları çok severim, ama bu kokuşmuş dünyaya ve bu çelişkiler ülkesine bir kul daha getirme budalalığına düşmeyeceğim.. Yanıma gelirken, sıradan bir yaşam bekleme.. Normal gelmiyor beklentiler, anormallikler içinde batıp çıkarken! 5 gün somurtur, 1 gün kızar, 1 gün belki gülümserim..

Önemli değilim bu hayatta.. Herkes için de geçerli bu durum, ben yaşarım bunu bilerek ve kabullenerek.. Sen kendini çok önemli san, bu sorun değil! Kendini kandırmayı sever insanlar.. Ben böyle zevk alırken, sen popülaritenin esiri ol, kalabalığa karış.. Oysa orada bir kalabalık bulunmamakta!

Bunca yıldır oturmuşum öylece.. Koşturma zamanı geldi, çattı.. Bu keder, bu hüzün, bu gam yüklülük ve yokoluşun hazin hikayesini gördükçe, burkulan bileklerin ve yüreklerin acısını bildikçe, var gücümle koşturuyorum.. Yarın birgün bir patronun fazla para hırsından önemsemediği bir durum bedenime hastalık oluşturana kadar da durmayacağım.. Ölümü kabul etmek gerekir ve bu dünyada çok katil var!

Üşümeyi severim, genel inanışa inat! Ancak ayaklarımın üşümesine tahammül edemiyorum! Sadece ayaklar üşüyor bazen, nedenini bilmiyorum ama bir açıklaması vardır elbet..

Çok mu yazdım bana mı öyle geliyor? Bazen yazmak gerekiyor.. Öylece koşulsuz, amaçsız, belki de tutarsız..

KorsanKalem

 

Kategoriler: Eskiler

2 yorum

joseph · 15 Ekim 2011 02:07 tarihinde

“Yarin bir gun bir patronun fazla para hirsindan onemsemedigi bir durum bedenime hastalik olana kadar” derken neyi kastetmek istemissin acar misin biraz?

KorsanKalem · 15 Ekim 2011 20:57 tarihinde

çıkar grupları daha fazla kazanabilmek için hep birşeyleri kısa yoldan yapmaktalar. Örnek olarak; fabrikaların bacalarına takılmayan filtreler, doğaya bırakılan zararlı atıklar, meyve ve sebzelerde aşırıya kaçılan kimyasal ilaçlar.. Ozon tabakasını ve nükleer kazaları saymıyorum bile.. Umarım açıklayıcı olmuşumdur.. Saygılar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir