Tutarsız kelimelerin eğikliğinde yürüyordum, o tipine sıçtığımın sokaklarında.. Renkleri solmuş duvarların yüzlerine bakıyordum ve kan revan evi buluyordum.. Kapı her zamanki gıcırtısıyla açılıyordu ve yüz yılların yorduğu insanoğullarından biri olarak süzülüyordum.. Ağzım bozuktu.. Yemek bozuktu.. Düzen bozuktu.. Ve hiç bozulmayan birkaç dostluk ve koca bir aşktı payımıza düşen.. Gerisi sırtını sıvazlarken sokacağı bıçağın yerini ayarlıyordu.. Ve hiç korkmadım ölmekten.. Sevdiklerimin öldürülmesinden ve ölmesinden korktum ama kendimden hiç korkmadım.. Öyle karanlıklar, öyle fırtınalar ve öyle yalanlar gördüm ki, inancım milyonlarca parçaya bölündü.. Satılık bedenlerin, göstermelik ahlaklarına dimdik yürüyenlerin yanındaydım hep ve hiç yılmadım.. Düştüm.. Öyle düştüm ki dizlerim dikiş tutmadı.. Ama hiç kandan korkmadım.. Savaşlarda akıtılan onlarca masumun kanını gördükçe tiksindim sadece.. Var olanı yarattığı varsayılanın, öyle zengin götlerin opera izler gibi izlemesini kabul edemedim.. Ve kaçtım koca bir sahilde, denize doğru..

                Sevmenin doğallığını kabul ettim hep.. Sevdiğimi bir zehir gibi zehirlemekten korktum.. Ve kaçındım el tutmalardan.. Terlerdi o yavşak ellerim.. Kadınlar korkutmuştur hep gözümü..  Ama hiç kadın düşkünü olmadım.. Sevginin kutsal olduğunu varsaydım hep.. Şimdilerde dönek dünyanın anasını satmış, her şeye ve herkese inat tutuyorum o elleri.. Sevdiğim, gülen gözleriyle bir umut oluyor karanlık dünyama.. Ve her neyse aramızdaki, değeri milyon dolarla ölçülen ne varsa siktir etmiş vaziyette.. Üç beş dallamanın, üç beş kıçı kırık orospunun çekemeyeceği bir sevgi bu! Hani kıtır kıtır kesseniz vazgeçilmeyecek kadar kutsal olanından!

                Sevmek delikanlı işidir.. Sevmek, devrimci bir bakıştır! Öyle adımını raconla atan iki üç faşistin, sokak eşkıyasının işi değil sevmek.. Seven adam yıkar duvarları.. Camları patlatır, yakar dünyaları.. Bu yüzden, sesi solu çıkmayan gösterme ağabeylerin sopalarıyla, bıçaklarıyla ölçülecek şey değildir sevmek! Seven adam düzene karşıdır.. Zira düzen mutlu olmaya çok uzaktır.. Seven adam direnen adamdır.. Şimdilerde sözde davalara, uydurma palavralara sırf korktuğu için susan, saklanan her kim varsa; sevmekten ve sevgiden çok uzaktır!

                Öylelerini görüyorum ki, yüksek arabalara biniyorlar.. Cüzdanları kalın ve takım elbiseleri pırıl pırıl parlıyor.. Gidip o gözlüklü, beyaz suratına bir tokat atmak geçiyor içimden.. Durduk yere.. Hiçbir nedeni dahi yokken.. Daha sonra, dudağından sızan kanın ılıklığını hissetmek istiyorum.. Ve tertemiz takım elbise, kana bulanırken orada öylece onu tekmelemek istiyorum..  Daha sonra o yüksek arabayı yakmayı düşlüyorum.. Ve her gün bunu yapabilecek olmanın vereceği iç huzuru aklımdan geçiriyorum.. Aklımı kaçıracak gibi oluyorum.. Gökyüzü bu duygularımı kabul etmeyecek kadar mavi.. Ve saat sekize yaklaşıyor.. Sekiz bana araba yarışı platformunu hatırlatıyor.. Hani küçüklüğümüzde vardı bilirsiniz, iki araba son sürat ilerliyorlar.. Arada yoldan çıkıyor bir tanesi.. Ve..

                Sonra neden bahsediyorum ki diye geçiriyorum içimden.. Öyle günler geçiyor ki, bu günün geçip durması aslında hiçbir şey ifade etmiyor.. Hep arkada kalan biz oluyoruz.. Ve alıp başını giden her ne varsa lanet okuyoruz.. Oysa bilinen sonlara ağlamak kadar insancıl bir davranış yoktur..

                Filmin sonunda adam ölüyor beyler..

KorsanKalem 10.05.13 21.30

Kategoriler: Eskiler