Sosyal yardım projlerine bile bulaşan siyasal şakşakçılık! insanlıktan çok uzakta biryerlerde, iyilik vardı sahiden.. Ya da bize öyle olduğundan bahseden kuş beyinliler! Rüzgar olanca meymenetsizliğini kentin üzerine püskürtüyor.. Boş beleş bakışlarım bir o kadar manasız..

Dostluğu, dünyayı ve yaşamı sorgularken, usul usul uzaklaştım insanların sahilinden.. Bata çıka bir seyirdi benimkisi.. Bazen yalındım denizin tam ortasında bazen tuttum ellerinden kaçak göçmenlerin..

Bir fener kıvraklığındaki denizin, yakamozları üzerinde içtim usul usul rakıyı.. Anlamadılar oysa hiç; ki anlatma telaşına girmedim ben de nedense! Ezilenleri gördükçe ezildim, ağlayanlarla göz yaşı döktüm.. Şimdi izletilen dünyaya baktığımda, çok acımasız ve vurdumduymaz! Herşey bir amaç için yapılıyor, bir çıkar..  Ve tüm iyiliklerin bir artniyetinin olduğu şu insanlık kumsalına hiç yanaşmak istemiyorum!

Hayatımızın şu anında geriye doğru baktığımızda, dolu olarak ne görebiliyoruz? Ya da neler görmek isterdik acaba? Bunun aslında ne önemi var? Olmamışın yasını tutmaktan sıkılmadık mı? Ya da bu sorulardan? Cevapsız kaldığım oluyor genelde, öylece uzanıp yatıyorum.. Yorgan üzerimden düşüyor ve ben üşüyorum..

Üşümek yalnız bir eylem gibidir aslında.. Ama aynı yatakta iki beden de üşüyebilir.. İki yalnızlık demektir bu. İki koca bir yalnızlık.. Yastığında başka kokular hissetmek bazen hüzün doludur oysa.. Ve batan sandalın yalın hüznüyle kaplıdır oda.. Gece lambasının sıska kırmızısı içinde, üşümek gibisi yoktur, koca evin merkezinde..

 

KorsanKalem

 

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir