O an birisiyle göz göze gelsem, oturur ağlardım.. O kadar güçsüzdüm, o kadar gafil.. Onlarca fotoğraf aldım hayattan.. Ama o çerçevelerin içindeki mutlu hallere sahip olamadım hiç.. Sokak aralarında, eski bir kapının hüznünü tattım.. Yıkılmış, viraneye dönmüş evlerin içinde, eski yaşantılara dair hayaller kurdum.. Acaba bu parçalanmış yatakta, kaç defa seviştiler, şehvetle? Saçmaladım yine.. Her zamanki gibi başka hayatları düşlüyordum.. Kendi cehennemimi unutmak için yaptığım bir zihin kandırmacası mıydı bu? Yoksa deliriyor muydum?

Sonra her şey biter.. Gün de öyle.. Geceleri sokaklarda dolanmak güzeldir aslında.. Ama yalnız yapılan her şey lanetlidir.. Ve yalnızlık üzerimize sidik kokusu gibi sindiği vakit, o lanetten kurtulmak neredeyse imkansızdır.. Böyle hissettiğim zamanlarda, tuvalette saatlerce otururum. Anlamsız bir kaçıştır benimkisi bilirim.. Daha sonra otururum masanın başına, hep bir yere kıçımı koyacağım yani! Çayımı yudumlarım ve kelimeler ardım sıra dizilir.. Sadece ucuz bir şarap kafa yapmaz her zaman.. Kanser yüklü bir çay da işini görür bazen.. İçinde, türlü hastalıklar biriktirirken, yenileriyle sevişirsin.. Ölüm, sade bir araçtır.. Yaşam ise bir tezatın öbür ucu.. Ölüm ve yaşam, tahterevallinin iki ucudur.. Üzerinde oturanlar da birer oyuncu..

Çocukluğumu bir topun ardında, düşe kalka harcamama gözünü yuman bu toplumu bağışlamam imkansız! Ta o günden başladı aksilikler.. Bu güne dek gelen tüm sorunlar, o topun ardındaki anlamsız ve adaletten uzak koşuşturmalarda filizlemişti.. Dizlerimizdeki yaralar neydi ki? Yüreğimizin tam ortası çizilmişti.. Mahalle aralarında edilen kavgaların ve yediğimiz onca sopanın sonuçta hiç bir şeyi sonlandırmadığını, çok sonradan öğrendik.. Ama hala farkına varamadığımız şey, hayatın da aynı olduğuydu.. İnatla, eziyoruz birbirimizi.. Devam edelim, bekleme yapma..

Meslek koşuşturmacaları, satın alınmaya çalışılan herhangi bir şey, badireler badireler badireler.. Oyalanmak için ne güzel şeyler bulmuşsunuz! Sığ denizlerde, boğulma numarası yapıyor gibi görünüyorsunuz uzaktan.. Komik ve anlamsızsınız.. Oysa bilmiyorsunuz ki deniz birden derinleşip içine çekecek bedeninizi.. Yiteceksiniz bu oyunlarda.. Peşinde koştuğunuz ihaleler için rüşvet verirken yığılıp kalacaksınız yere.. Bok çuvalı gibi taşınacak bedeniniz ve toprağa özenle yerleştirecekler.. Size veya ölünüze saygıdan falan değil ha! Vahşi hayvanlar cesetlerinize ulaşmasın diye yapacaklar bunu..

Sokak hayvanları kadar miskin ve mutsuz insanlar görüyorum çevremde.. Bazense, mutlu sokak hayvanları.. Kavramlar değişse de, birileri hep mutlu görünmekteler.. İyi rol yapıyorlar ama komşuları geceleri ağlama seslerinden şikayetçi oluyor.. Piç kuruları beni bile kandıracaklardı! Kanmadım; ama çok ağladım insanlık hallerine.. Öyle masum, öyle tatlı çocuklar tanıdım ki.. Hayatlarındaki yegane amaç, karınlarını doyurabilmek olan bu çocuklar; hastalıktan ya da yetersiz beslenmekten yitiyorlar.. Ve birileri hala baruta milyon dolarları yığıyor..

Eve bir mekik sehpası aldım.. Olmayan kaslarımı şişirip, vücutsal tatminliğe erişeceğim.. Böylelikle çevremdekileri büyülediğimi sanacağım.. Herkes kas yığını bir adama hayranlık duyar dedi çocuk.. Oysa akıl yığını olan bir adam çekilmez olurdu.. Ben hangisi yeğlerim şuan bilemedim.. Cevabı kestirmek aslına bakarsanız hiç de zor değil.. Karanlığın, sonsuz olduğu bu cehalette; aydınlığın sığlığında ölmeyi yeğlerim..

Bir kaç piç kurusu var çevremde.. Sırıtıp duruyorlar.. Oysa koca bir aynadan başka bir şey değilim ben.. Kendilerine baktıklarının bile farkında değil zavallıcıklar.. Sonra eğilip öylece, bir taşla parçaladım kendimi.. İster istemez üzülüyorsun insan hallerine..

Aç yattığım gecelerde, sıcak bir fırının içindeki huzur yüklü o kokuyu düşlerim.. Kızarmış bir tavuğun kokusudur, bir etin ip ip olmuş yumuşaklığıdır, ya da patatesin o kumpir havasıdır.. Doyarım biran, uykuya dalarım..

Herkes giderken ve geride kalmışken yaşadığım burukluğu hep şu şekilde avuturum: “Ulan o motoru alacağım ve bu yollarda basacağım!” Sonra dönüp eve bir şeyler yiyorum.. Birikmiş bulaşıklara yenilerini katıp, kararıyorum günle birlikte.. Eski bir film çıkıyor.. Çocukluğumda da izlediğim bir film.. Aslında komik.. Ama.. Eskiler hüzün yüklüdür gülünç bile olsa..

 

KorsanKalem 02.05  08.10.12

Kategoriler: Eskiler