Gök maviliğinde uçuşan bulutların hemen altında birbiriyle yarış içindeki iki kuş öyle özgürdü ki.. Kendi esaretimizin farkına varmamı sağladılar.. Ve yol çizgileri bitmek bilmiyordu.. Gökyüzü gibi sonsuzdu o çizgiler! Yemyeşil ormanların arasından süzülüyorduk.. Kıpkırmızı toprak üzerindeki yemyeşil ağaçlar süslüyordu doğayı.. Tükenen bizlerdik doğanın karşısında.. Tükenen gençliğimizdi, arabalarımızın ömrüydü ve yakıt depolarındaki benzindi tükenen.. Yollar, doğayla paralel bir şekilde ilerliyordu ve bu birlikteliğe sadece refakat ediyorduk bir süreliğine..

            İşte sorun tam da burada çıkıyordu.. Unutulan refakatçilik.. Kişi refakat ettiğini, bir kiracı olduğunu unuttuğu vakit; çıkar ve ihtirasla saldırır dünyaya.. Ve bu noktadan sonra doğru, cebini dolduran ne ise odur.. Oysa doğrular vardır hayatta.. İçselleştirilmiş gerçeklikler.. Komplo teorilerinden uzakta, tamamen insan doğasıyla uyumlu olan gerçekliklerden bahsediyorum.. Birileri şimdilerde kendi doğrularını dikta ettirme telaşıyla her tarafa saldırsalar da, insanın yaptığı eylemlerde aslına bakarsanız geçmişten gelen bir doğru yön hep vardır, insanlar bunu görmezden gelseler de o vardır hep..

            Var olma telaşıyla, yok olacağımızı unuttuğumuz andan itibaren, yeryüzünde savaşlar egemen olmuştur.. Ve bir kağıt parçası gibi yırtılıp paramparça edilen iyilik, ne acıdır ki günümüzde mikroskopla aranmakta.. Hiç ders almadık ve göremedik doğanın bize gösterdiklerini.. Bir karıncanın, ya da bir kuş türünün o enfes yaşamını.. Yaşamın üstün kılınmadığı bir dünya bizimkisi ne yazık ki.. Ölümlerin amaçsız olduğu ve geriye bakıldığında vahşetten başka hiçbir şey olmayan koca bir sefalettir insanlık!

            O yüzden tiksiniyorum.. O yüzden kale almıyorum insanları.. Her biri şaklabanlıktan öteye gidemeyen, başkalarının adamı olmuş; ama adam olamamış çıkarcı zihniyetleriyle çatışıyorum.. Adil olmayan bir yaratım sürecinde şükrederek pollyanna ibadeti gütmemi beklememeli kimse benden.. Şartları eşit olmayan süreçlerde, beklentilerin aynı derecede olmasını aklım almıyor.. Ve kayıt altında tutulduğum her hareketimin, aslında yaratım sürecinde benim özüme konulduğuna hiç kimse karşı gelemez.. Bundandır ki, bu zulmü var eden yaratım sürecinin en başındakinden başka kimse değildir.. Yani bu sahte oyunların, koca bir çocuğu eğlendirmek için yapıldığına inanmamı bekliyorsanız daha uzun süre bekleyecek olduğunuz ayrımını ortaya koymaktan çekinmeyeceğim.. İtaat eden toplumları, dahiyane fikirlerinizle oluşturduğunuz o kutsal planların şamar oğlanı haline getirdiğiniz apaçık ortada.. Bu talana, bu yalanlara karşı tükenene kadar mücadele etmek boynumuzun borcu.. Geçit Yok!

KorsanKalem 00.45 14.05.2013

Tayfun Keskin