İşin üzücü yanı ne biliyor musun? Günler, biz olsak da olmasak da geçiyor. Ve bunu bildiğimiz halde, mutluluk palavralarına sarılıyoruz inatla. Boş sevda vaazları verip, hüngür hüngür ağlıyoruz. Ölümlerin çok basit nedenlerden olduğıunu bildiğiğimiz halde,hergün görsel medyanın uzun yaşam sırlarını keşfetmeye çabalıyoruz. Yüzümüzde ki kırışıklıkları, saçımızda ki akları saklama yollarımızı bulmuşuz ve çevremize genç imajı verdiğimizi düşünerek,ama buna içten inanmayarak gülümsüyoruz.
Evet aşklar yaşıyoruz, çok eşli ve çok sesli.. Namusun ve sevdanın ne olduğu konusundaki değer yargılarımızı bir kenara bırakırsak eğer ; erkekler de kadınlar da ne lanet ve ikiyüzlü.. Oysa bilindik tüm hikayeler olmasını istediğimiz türdendir. Olduğundan değil..

Uyku düzenlerime yeni ayarlar veriyorum, şu kabus dolu geceleri yaşamamak için! Keşke öyle bir hak tanısalar, ömrümce uyumayı yeğlerdim belki de hiç uyumamayı! İki farklı uç yaşadıklarım. Şaraptan öncesi ve şaraptan sonrası.. Hayyam’ı düşünerek kaç kişi içmiştir aceb şu zamana kadar. Ben her içişimde beynimin önemli bir köşesindeki rubaisini söylerim hemen:
Dert içinde sevinci, bul da yaşa
Haksız düzende, haklı olda yaşa
Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın
Varından yoğundan kurtul da yaşa

Güzel değil mi? Bir ayyaşdan beklenmedk bir çıkış! Oysa ayyaşlar ve deliler çözmüştür dünyanın gerçek yüzünü! Ve davranışları bu yüzdendir, hayattan istedikleri başrol değildir onların! Çünkü bilirler; hayat, gayet iyi reyting alan bir dizidir ama beş kuruşluk değeri yoktur yüreklerde!

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir