196188127487404396pvzKmH5hc

 

Sokağımda köpekler yatıyor benim,
Sokağımdan hüzün akıyor.
Ve evimin salonunda belirsiz zamanlarda,
sigaralar tüttürülüyor…
İsmi konulmamış çocuklar oluyoruz kalabalık semtlerde,
İsmi bulunmamış masallar anlatıyoruz çevremizdekilere…
Saat beşe geliyor.
Saat beşi geçiyor,
ve söylenecek bir sürü kelime birikiyor yataklarımızda,
Yataklarımız yalnızlık kokuyor.
Rengârenk patikler örüyor kadın,
İlmik ilmik işliyor hayatını her şeyiyle…
Gündüz kararsızlık koşuyor sokağımdan,
Gece kararlı bir hüzün sarmaş dolaş…
Bulutlar pamuktan üretiliyor masallarda,
İsimler balıklardan çalınıyor.
Denizlerin kokusu sokağımda savruluyor ,
Topuklu bir ayakkabı adım adım tüketiyor sokağımı.
Sigaramdan arta kalan zamanlarda,
hiç gelmeyen onca şeyi düşünüyorum,
ve giden onlarca şeyi tabi ki de!
Bir kitabın bilmem kaçıncı sayfasında rastlıyorum hüznüme,
Kapalı kaldığım odanın anahtarı yok,
anahtarı çok kapalı kaldığım odanın…
Ama sana bunları anlatmak da zor,
senin bana anlatacaklarınla beraber…
Bir mektup diyorum,
ne kadar dokundurabilir parmak uçlarını bir başkasının parmak uçlarıyla?
Ya da kaç kişi kaldı, bilinmez bir dünyaya mektuplar gönderecek?
Her şey ıskalamak ve ıskalamamaktan ileri geliyor
Yani eksikliğimiz de, fazlalığımız da bundan
Misal bir kuş ıskalasa ölür,
Bir kedi de öyle…
Ama biz,
biz çok farklıyız işte!
Biz ıskalarsak eğer;
eksik yaşıyoruz,
ölü gibi, ama değil.
Başka bir şey bu!
Katı değil,
sıvı değil,
gaz hiç değil!
Başka bir hal…
Biraz gözü yaşlı, biraz telaşlı,
Biraz da masalsı
İsmi yok,
hepsi bu!

KorsanKalem 05.35 05.12.15


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir