Herkesin yaşayacağı günler belli.. Bazı anlar öyle geçiyor ki ömrüm, bir saniye bir yıl gibi tükeniyorum.. Ilık cümleler soğuk yüzlerle karşılanıyor ve tam on sene çöküyorum karanlıkta.. Tıkanıp kalıyorum bazı köprüleri kurmadan hemen önce, ya da yola çıkmadan yoruluyorum, ölüm kokusu yaşam sevincine yaklaşıyor ve bir saat on bin saat hızına erişiyor anlamıyorum yaşadıklarımdan.. Yaşatmaya çalıştıklarımı her sabah gördüğüm o yüzler öldürüyor.. Katiller.. Kansız beceriyorlar bu işi.. Çıkmak istemiyorum çoğu kez sokağa.. Düşüyorum sokakta, biri omuz atıyor.. Ya da üşüyorum, kalın kalın parkaların altında..

Hep kaçırdığım balonları düşünüyorum gökyüzüne bakarken.. Kim bilir ne gözyaşları dökülmüştür diyorum. Oysa Turgut Uyar “Göğe bakalım” diyor.. Göğe bakıyorum gözlerim yaşarıyor..  Hiç anlamadım aynada yüzüme bakarken, ne düşündüğümle ilgili.. Boş bir tuvale bakar gibi baktım.. Ve vücudumun kusurlarını hiç gizlemedim.. Zaten istesek de gizlemek güçtür fiziki yaralarımızı.. Ancak gizli kalan ruhumun kusurlarıydı.. Zaten her şey orada.. Gizlenebilen o karanlık dünya..

Yeniden çocuk olabilseydim eğer, evden kaçardım. Ve durmazdım hiç.. Daima giderdim.. Hiç bir zaman kalmazdım sıcak bir evin huzurlu bir odasında.. Suç işlerdim, şimdikilerden daha çok ve planlı, organize suçlar.. Bir mafya babasını herkesin içinde vururdum mesela.. Herkese korku salıp, bir köşede oturur ağlardım içimdeki çocuğu öldüremediğimden.. Oysa günümüzde çocukları öldürüyorlar öncelikle.. Hiç kimse acımadan yaşıyor şu hayatta.. Acıtıyorlar ama..

KorsanKalem 10.10.13

Tayfun Keskin

Kategoriler: Eskiler