Sıkıntılı bir günde, boş gözlerimin denizin maviliğiyle buluşması tesadüf değildi. Gözlerimdeki yorgun yalnızlık ne zaman çekilmez olsa, soluğu mavi serinliklere dalmakta alıyor. Bu soğuk günlerde kazağımın içine hapsolan güneş ışınlarıyla anca ısınabiliyorum. Bedenim atıl ve bitkin.. Sevdiklerimden epey uzaktayım. Ama bu ruh halim tarif edilmez yaralar açıyor sevgilerde..

Saçlarım dökülüyor, ruhum daralıyor. Olumlu denilebilecek tek şey deniz.. Ve bulut barikatlarından kurtulmayı beceren birkaç devrimci güneş ışını.. Hiç bu kadar boş bakmamıştım insanların yüzlerine.. Ama boşluktayım, doluya dair ne varsa yok ettim ellerimle..

Dışarıda soluyacak bir havam bile kalmamışken, payıma düşen bacaların marifeti, karbonmonoksit gazıyla sessizleşiyorum.. İs kokuyor dünya, piskokuyoruz.. Kendine özgü mistik bir hava diyorlar buna, evet olabilir de ama illa mistik olacağım diyorsanız, tuvaletlerde sıçtıktan sonra epey bir mistik akımla içiçe kalabiliirsiniz.. Benden öneri..

Sıçarken dünyanın içine, palavralarımız da komikleşti.. Hikayeler, haberler, insanlar komikleşti.. Renkler koyulaştı.. Hüzünler basitleşti.. Ve bunun gibi bir sürü mat soluk hikaye ve sözcük öbeği, sessiz cümleler..

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler