Mat renkler hakimdi her yere.. Sağda solda kırık dökük arabalar vardı.. Ve kaynak sesleri, çekiç sesleri, araba sesleri işitiliyordu.. Barut vari bir kokuya, boyanın o iç geçirten kokusu eşlik ediyordu.. Ve pek tabi, kıyıda köşede kalmış bir köfteci ızgaraya attığı köfteleri çevirmekle meşguldü.. Köftenin de o çekici kokusu burunlara sokuluyordu..

                Küçük garajlarda, her biri-belki- işinin ehli bir sürü adam, işleyen demirin bir süre sonra bir halta yaramadığını gösterircesine çalışıyorlardı..  Bir takım kazaların o korkunç soğukluğunu gidermek ve eski mükemmeliyetine geri döndürmek için ne emekler sarf ediyorlardı..

                Her şey kirli görünüyordu ilk bakışta.. Ama işin aslı öyle değildi..  en pahalısından en hurdasına tüm otomobiller ; en zengininden en fakirine tüm tabakalar! buradaydı. O lanet araçlarının bir an önce düzelmesi için oradan oraya koşturuyorlardı.. Ama; aynı demlikten çıkan çayı, yine birbirinin aynı cam bardaklarda midelerine indiriyorlardı..

                Ve izlerken o mübarek elleri, hayranlığımla büyüleniyordum. O eller hiçbir siyasetin yapamadığını yapıyordu işte, yan yanaydılar.. Usta için değişmeyen bir hayattı.. Arabaların biri gidip öteki geliyor ve aynı hassasiyetle eğiliyordu, aracın altına.. Sonunda bir şeyi-kötü giden bir şeyi- olumlu yönde çevirmeyi başarıyordu.. Eve hak ettiği parayı götürecek olmasının haklı gururuyla tüttürüyordu sigarasını, çayın yanında.. Gülen gözlerle seyre daldığı bu araba dünyasının gerçek efendisi ilan ediyordu kendini..

                Günün ilk ışıklarında başlardı hikayeleri.. Ve akşam kararırken evlerinin yolunu tutardı tertemiz ellerle oto sanayideki hayatlar.. Ki ben hiç tereddüt etmedim bir ustanın elini sıkarken.. Aksine o yağlı elleri sıkarken, benim elime de bulaşsın istedim kara emek lekelerinin..  O eller hijyenin en gösterişli merkezleridir; sıkın onları.. O eller barışın, emeğin, insanlık onurunun elleridir; öpün onları..

KorsanKalem 25.02.2013 00.04