İçin için çürüyorduk
ve nefessiz kaldığımız
        denizin altında,
            ölümün çok baside indirgenişini gözlüyorduk..
Boşaltılmıştı şehir
        ve virüs yayılmıştı..
Eski pembe günler kararmıştı..
Herkes ölüyordu,
        gece ay yoktu ve yıldızlar kaymak için sabırsızlanıyordu..
            son gemi çıktı seyre..
                ve liman çöktü..
Şehri ölü aşk kokusu sarıyordu
            ve çekilmiyordu artık!
Mezar kazıcılara çok iş düşüyordu..
            birileri salak salak hala güzel pembe günlerden bahsederken,
                  tuvaletlerde bağırsaklarımız parçalanıyordu..
hayat duruyordu..
pembe umut dolu günler çok uzaktaydı..
          Ölüyordum bir ağacın dibinde,
ve soluk borum kan doluyordu..
          hıçkırıyordum..
gözlerim yaşarıyor
      gözlerim kararıyordu..
Çürüyordum..
Öldüm..
Kalbimi söküp aldılar..
Koca koca adamlar paramparça ettiler bedenimi..
Pembe umut dolu günler için irdelenen bir kadavraydım..
Soğuk odaların hijyen kokan masalarında yokolmuştum..
Pembe güzel günlerin benim için bir önemi yoktu artık..
Ve birgün güneş doğdu
     tüm pisliğe ve tüm karanlığa inat!
Toprakta filizlendim..
 
KorsanKalem
Kategoriler: Eskiler

1 yorum

Madam Hale · 30 Mart 2012 00:33 tarihinde

Bu okuduklarım, bu sitede okuyamadığım bütün yazıları tek tek okumak isteği hepsine tek tek yorum yapma isteği uyandırdı bende. Bu okuduklarım öyle bir okunulasıydı ki… Son demiştim, her sonun bir başlangıç olduğunu bilerek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir