O güzel kadınları, o yakışlı erkekler götürdü ve sokağa yalın ayak çıkan bir çocuk gibi çaresiz bıraktı bizi bu şehir.. Kumsala koştuk birileriyle.. Üstümüzde hiçbir şey yoktu.. Çırılçıplak özgürlüktü bize sunulan ve bileklerimize kadar kilitlenmişken bu dar boğaza lanet okuyorduk.. Kırılan umutlarımızı bir bir toparlayıp çöpe atıyorduk, yarı baygın vücutlarımızla.. Bir kadın tutup elimi vücudunun o sıcaklığında eritebilir.. Bir kadın yüreğini bir erkek için taşa döndürebilir.. Ve burnu havada bir adamın züppelikle süslü o bekar hayatının pahalı parfüm kokuları kadardır çeşitliliği.. Öyle karanlık geceleriniz olur ki, kör olmanın ne kadar erdemli bir iş olduğu kanısına varırsınız.. Sonrası derin bir uyku halidir.. Günün bir önemi olmadığı gibi, dünün de bir önemi kalmamıştır artık.. Deniz kenarında düşmemiş insanların asilliğine derin saygı duyarım.. Ve ben hiç uslanmadan rezil olanlardan biriyim.. Önemli bir göbeğim vardı ve giydiklerim çok da umurumda olmadı.. Kırışık gömleklerin asilliğine inanırım.. Yani hayatı çok da önemli belleyenler, fesleğenlerden bir haberdir.. Fesleğenler ise tüm bu saçmalıklara rağmen güzel kokarlar.. Darmadağınık konuların bir bütün oluşturma şansı vardır her zaman.. Saçma sapan hayatların da mutlu olma olasılığı.. Bir mana yüklüyorsak gülüşlere eğer, sarsan bir öpücüğün günaha girmediğini günlerce tartışırım yaratım süreçleriyle.. Bir öpüşün masumiyetine sığınıp, milyonlarca kötülük yapacak insanların da varlığını iyi bilirim.. İnce çizgidir yaşamak ve dosdoğru yaşamak.. Geceye saygı duymuyorsak, gündüzün değerinden söz edemeyiz..  İçimi acıtıyor.. Her şeyin yıprandığını görmek.. Boy boy fotoğraf çektiriyorlar.. Manasız gülüşlerini takınıp.. Karanlık odalarda ıkınarak ağlıyorlar.. Ruhsuz düzüşüyorlar.. Ruhsuz öpüşüyorlar ve kapkara dünyalarda toplumun akışına uyuyorlar.. Ve gösterme vatandaşlık bilinçlerini orada burada adi köpekleri yemler gibi savuruyorlar çevrelerine.. Sinek ilaçlarının beyaz dumanı içinde göz gözü görmeyen bir kokuyla bırakıyorlar ve sonra defolup gidiyorlar.. Herkes gibi.. Biri geliyor, tanışıyoruz ve anlatıyor.. Sustuğunda eski ben olmuyorum.. Farklı oluyorum, eski beni özlemekle geçiyor zamanım..  Sonra yazıyorum çoğunlukla.. Gecenin bir vakti sallama çayın buğusuyla..  Bu saatlerde gülümsemek zordur.. Hele hele yalnız başınıza bir karanlığın körlüğündeyken.. Erdem sahibiyseniz, genellikle mutsuzluklarınız ve hayal kırıklıklarınızla sürdürebildiğiniz bir hayatın zorluğundan bahsetmek çok zor olmaz..

Kelimeler insana dolanıyor.. Ne varsa ya da ne yoksa hep insandan.. Kibrinden, kıskançlığından ve kötülüğünden.. Bu dünyada iyi insanlar yok diyemem.. İyi insanların neslinin hızla tükendiğini söylerim ama.. Her şeye sahip olma hırsıyla saldırırken her bir şeye, fark edemediğimizi fark etmemiz için söylenecek sözler bile kalmamıştır artık ne yazık ki.. Koskoca yalanların arkasına saklanıp, adi tezgahlarda sürdürülen hayatların ne gereksiz ve ne acınası göründüğünü belirtmek isterim.. Ölmek yürekliliğine sahip olmayan korkak çakalların yaşama katkıları bir kanalizasyon borusundan farksızdır.. Bazen sırf bunlar yüzünden ölmek geçiyor içimden.. Sonra bunlara karşı yaşamalıyım diyorum.. İnatla..

KorsanKalem 02.06 31.07.13