Çok önceden yenilmiştik.. Cephe çoktan düşüktü.. Ölmüştük.. Şehre giren düşman askerleri, çoktan talan etmişiti herşeyi.. Kütüphaneler bombalanmış, hastahaneler yıkılmıştı. Geceleri yanan binalar, aydınlatır olmuştu şehri.. Sokak ortalarında insan leşleri vardı.. Savaş bitmişti.. Ya da savaş yeni alevlenmişti..

Gençtim, toydum.. İçim umut doluydu, ceplerim mermi.. Komutanın yürekli konuşmasıyla atılmıştık savaşa.. Ölümler, kan revan, kaos, bomba kokusu, kopuk kollar bacaklar, yanan evler.. Evet bir askerin görmesi gerekenleri görmüştü yüreğimiz.. Hiç sormamıştım neden diye ve emirleri kutsallaştırmıştım herkes gibi..

Dünyanın daha yaşanılası bir yer olması için öldürüyordum.. Tezatların savaşı bu olsa gerek.. Ama farkına varacak bir halde değildim.. Üç kere ölümden dönmüştüm, bir kere fena bir pusudan iki arkadaşımla birlikte çıkabilmiştik.. Boy boy takdirlerim ve madalyalarım vardı parlak!.. Herbiri benim için övünç kaynaklarıydı.. Annemin duaları beni gerçekten koruyordu ve ölsem de şehit olacaktım, karanlık bu savaşların..

Bu gece uzun geçecekti.. Bu gece baskınlar olacak, pusular kurulacak ve yüzlerce ölüm olacaktı.. Barut kokusu gitgide artıyordu.. Ölüm bu topraklara hakim oluyordu.. Toprakta yeşeren ölümün karşıtıydı ve temiz değildi artık.. Yani sadece kirlilik üzerine kurulan bir oyundu savaş..

Miğferimi çıkardım bir an.. Başıma işlemişti.. Ağırlığına aldırmıyordum artık.. Alışıyordu insan herşeye.. Çok ilginç ama evet, herşeye alışıyordu.. Botların vurmasına, yattığın kayanın sertliğine, pisliğe, bite.. Herşeye aldırış etmeden yaşayabiliyordu.. Onurunu bir köşeye bıraktığında, herşeyi kabul edebiliyordu..

Ve görev verilmişti.. Üç dakika içinde operasyona çıkılacak, türlü vahşetin içinden zaferle dönmemiz beklenecekti.. Karanlığa da alışıyorduk.. Havayı dinliyorduk.. Onca adamın gözünde cesaret falan yoktu.. İşte o an anladım ne halde olduğumuzu.. İşte o an herşeyin boşluğunu farkettim.. Göz göze geldiğim, bir anda yığıldı yere.. Kan çıkıyordu kafasından.. Nolduğunu anlamamıştım.. Ya da bir kriz anıydı.. Sonra yanımdaki yığıldı yere.. Ardından çavuş.. Birkaç kişi haykırıyordu korkudan.. Az ötede bir el bombası patladı.. İrin kokusu.. Kopuk kollar.. Bu bir vahşetti.. Kurma kolunu çekip bıraktım.. Makinam seriye bağlıydı.. Etrafımı anlamsızca taradım.. Bir an karşı ateş kesilir gibi oldu.. Korkmuşlardı..

Sağ omzumda bir sıcaklık hissettim.. Daha sonra bacağıma giren bir kurşun.. Dizime gelen ise beni yere yıktı.. Evet omzumdan vurulduğumun farkındaydım.. Ve sanki etrafımız sarılıyordu. Bir kurşun sağ karın boşluğumdan girdi ve canımı yaktı.. Çok yaktı hemde.. Bir tane daha.. Bir tane daha..

Yığıldım yere.. Toprağın toprak koktuğunu o an duyumsadım.. Islaktı otlar.. Barut ve kan kokusu silinmişti yeryüzünden.. Birileri hala savaşıyordu.. “Hey dedim napıyorsunuz? Ben ölüyorum.. Heyy ben ölüyorum.. Bırakın silahları..” Komikti herşey.. Çoçukken, dudağım kanadığında emerdim.. Kan tadını ilk kez o zaman almıştım aklıma.. İlginç, ağzım kanamıyordu.. Ama kan tadını alıyordum.. Öksürük tutmuştu.. Soğuk almış olmalıydım.. Boğazıma bişeyler geliyordu, sıvı.. Elimi ağzıma götürdüm, kanıyordum.. “Çok saçma ölüyordum.. Heyy ölemem, bir sürü madalyaya sahibim ben!”

Silah sesleri kesildi.. Sanırım kurtulmuştum.. Birileri gelecek ve gidecektik bu cehennemden.. Biri yaklaştı.. Öylece geldi üzerime.. Yüzünü farkedemedim.. Gözlerim seçemedi o an.. Yorulmuştum.. Ama gülümsedim yüzüne..

Bir el silah sesi duydum.. Sonrası karanlık, sonrası ölüm..

KorsanKalem

Kategoriler: KorsanKalem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir