Yazmayacaktım, hiç yazma niyetim yoktu bugün. Ne yazacaktım ki? Neyden bahsedecektim? Sıkıntıdan mı stresten mi? Umursamazlığımdan mı ya da tam tersinden mi? Lanet olsun yazmayacaktım,bugün buraya tek kelime yazmayacaktım! Neden yazıyorum ki, ne yani? Amaç ne ? Neden yaşadığımı bilmediğim bir dünyada neden ve ne hakkında yazmalıydım? Pembe rüyalardan bahsederek kimi neden kandıracaktım?

Bir şarkı , şarkıda bir bölüm yazdırdı işte.. Aman ölüm zalım ölüm üç gün ara ver.. Al başımdan bu sevdayı götür yara ver.. Derin bir nefes aldım, diyafram da dahil doldu içim havayla.. Ve yazdım işte.. Sonra Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun? dedi Sanatçı! Kedere saldı beni.. Bir sürü ocak keder içinde yanıyor! Ne kahpe ne adi bir dünya!  Yaşama sevincini kaybediyorduk ve kimsenin oralı olduğu yoktu işte..

Siktiriboktan hayatlarımızı aptal kutularını zaplayarak geçiriyorduk ve birilerinin istediği gibi yaşıyor, birilerinin istediği şekilde ölüyorduk! Hayat standartlarımızı bile onlar belirlerken hangi kaderden bahsediyoruz? Bırakın kaderi bir kenara! Doğruyu yanlışı bile onlar belirliyorlardı! Görgü gelenek yasa kural edep… Düzensizlik düzenlerinin bir parçasıydı ve buna düzen diyorlardı..

Özgürlükten bir soluk bile alamadı bizim nesil! Daha ben bireyim noluyo burada diyecek cesareti bile yok! Bir ülkenin sanatçısının mezarını balyozla devirecekler ve yer yerinden oynamayacak! Günler Ulu Önder’in heyekellerinin de balyoz saldırısına uğramasını gösterecektir ve aynı şekilde izlenecektir!

Ne olursa olsun taşın altına elini sokmak gerekiyor, elin kopsa da sokmalı! Zira şehitlerin mezarlarına nasıl başın dik ziyarete gidebilesin!  Bir nehir akmakta, kimi yavaşlatıyor akışını kimi hızlandırıyor, ama bize o dereyi kurutacak yürekli insanlar lazım, yürekli gençler ve siyasetçiler..

Teşekkürler Türkiye! Teşekkürler Dünya!

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir