haahahahEkmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar
Ve kırık döküktü sevdalar
Aşklar da yarım yamalaktı işte
Sokağın hüznüne mi dalmalıydı?
Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece?
Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı,
Dokunamadığımız ellere inat hem de!
Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede…
İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde!
Kaldırım hüznüydü bu, çatı katı kederiydi,
Bir kedinin aç yatmasıydı belki,
Ya da bir adamın ağlamasıydı usul usul…
Aynalara bakamayanların silik hikayesinde gizliydi kederler,
Annelerin çeyiz sandıklarının bir köşesine iliştirilmişti
Ve yarınlara gözünü kapatmış milyonların kaderiydi belki de!
Aç yatıyorduk yataklarımıza,
Sevgiye açtık,
Gülüşe ve huzura…
Sessizliğe aç yatıyorduk
Aç bırakılıyorduk topyekûn

Ve ben sensizliğe aç yatıyorum,
Gurulduyor kalbim,
Türlü acıları topluyorum,
Ama affedemiyorum bu vefasızlığını,
Bu soğuk kederi kabulleniyorum nihayetinde…
Parmak uçlarımı yaralıyor varlığın!
Sokağın orta yerinde dilimin ucuna seninle ilgili bir mısra geliyor,
Hemen tükürüp atıyorum kaldırım taşlarına
Ve sonra kelimelerim parçalanıyor
Kelimelerim ses tellerimi parçalıyor
Belki de o an hücrelerim parçalanıyor
Ama biliyorum,
Yani görüyorum,
Anlıyorum artık;
Ben olmayana aşeriyordum,
Hiç olmamış olana…
İşte tam bu anda silip atıyorum bütün metro istasyonlarından adını,
Çıkarıp çarşaf çarşaf seriyorum kapı önüne kalbimin tüm sayfalarını…
Bak ezip geçiyor insanlar!
Ki insanlar; acının, gözyaşının ve kötülüğün en büyük temsilcileridirler
Hiç tereddüt etmeden çiğniyorlar işte!
Bu nisan yağmurları, bu soğuk, bu benim hüzün bahçem,
Bir başıma bırakıldığım bu hücre,
Bir Allah’ın kuluna dokundurtmam çektiğim acıyı!
Vermem bu hüznü, sımsıkı sarıldığım…

KorsanKalem  19.04.15 23.55


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir