Soğuk bir yaz akşamı ya da
kıştan kalma bir gün sonu,
Sıcak yataklarına çekiliyordu milyonlarcası..
Bazılarıysa,
uyuyamamaktaydı..
Gün ışığının yerini tutamayan,
solgun bir ampulün yanı başında delice yazanların ötesinde,
karanlık sokakların soğuk duvarlarına yaslanarak sızmaya çalışan
o ayyaşların hüzün saçan kokusuydu içimizdeki..
Kırıktı her şeyimiz..
Kalplerimiz, gözlüklerimiz, tekerlekli sandalyelerimiz..
Hayat kırıklıklarını, zamanın kırılmalarıyla birleştirdiğimiz
şarkıların o içli dokunuşlarını damağımızda hissettiğimizden beridir;
sert sevişir, sert dövüşür, sert konuşuruz,
küfrün kaypaklığında bir balgam gibi savrulan hayatlarımızı,
yaşamsal zorlamalarla iç içe bir savaşımda,
kaybetmeye mahkum piyonlar gibi serdik önünüze..
Başka türlü konuşan, başka türlü bakışan adamlardık ve kadınlar yanı başımızda, aynı hoşluktaydılar..
Kadınlar güzeldi, ilk öpüşlerin soluksuzluğunda..
Titreyen çenelerimizi öpüşlerde ısıtırdık..
Birileri kendinden geçer,
gece karanlıktan ayılırken, yatağa yorgun düşerdi
ve aslında uyunacak huzursuz 2-3 saate dalardı..
Huzur bulamayan uykuların ardından yetişecek yeni evraklara merhaba demek için kalktığı olurdu,
Genelde geç kalırdı..
Kaçırdığı servis değildi, kaçırdığı onların sistem anlayışıydı..
Anlamlandıramamıştık ve hiç anlayamayacaktık, sıradan dünyaları..

KorsanKalem  24.12.12 04.03

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir