Sonu belli olmadan sıkıcı oyunu oynamaktan vazgeçmiştik.. Zaten sohbet edecek dünyalara sahip değildik.. Hiç de olmamıştık.. Küçük dünyalarının içinde oynadıkları o karanlık oyunlar içinde bazen kaybolmaya mahkumdular insanlar.. Görüyordum, hissediyordum yüzlerindekini.. Çoğu kez kimse yoktu gözlerinde, çoğu kez yalan dolan ve türlü dolap.. Bu sikilmişliğin, bu hayınlığın öbür adı..

Biraz sahilde oturdum.. Dalgalıydı.. Bazen dalgalar bile bir anlam ifade etmiyor.. Bakıyorusun denize, denizin üzerindeki yakamozlara ve bu harika görüntüyü sadece iyilerin hakettiğini düşünüyorsun.. Ama bilmiyorsun ki; hayat hakedenlerin hakettiklerini aldığı adil bir düzende değil ne yazık ki! Hayat; hakedilmeyenlerin çalınarak elde edildiği bir düzeni el üstünde tutuyor.. Ve sen iyi olduğun sürece, yakomazlara kederle bakmaya mahkum olacaksın..

Sonra kalktım.. Dostla ayrıldık.. O evine ben evime.. O yalnızlığına ben kederli yalnızlığıma.. Sokakta kediler karşıladı her zaman ki gibi.. Birşeyler yiyorlardı.. Hayat onlar için idame ettirecekleri yegane şeydi.. Dünya sorunlarını hiç problem etmedi yani kediler.. Tabi insanoğluna her gün sövdüklerine eminim.. Benim apartmanın yoluna döndüm.. Dut ağacı yine dutlarını yere sermiş.. Dikkatli geçiyorum hep oradan.. Yoksa; evin içini karınca sarıyor.. Bu evde yaşamaya başladım başlayalı, örümcekleri ve karıncaları sevmemeye başladım.. Oysa çok iyi anlaşırdık.. Tabi evde beslemeye çalıştığım örümceklere, annemin verdiği tepkiyi artık anlayabiliyorum, ki o zamanlar garipserdim.. Nolacak bir örümcek köşede yaşasa bizimle? Hayat bazen çocukca oluyor.. Ama büyüyorsun..

Nihayet eve ulaşabildim.. Herzaman ki gibi çantamı bir köşeye atıp zor attım tuvalete kendimi.. Lanet terlikler ıslaktı yine.. Ama aldırış etmeden geçirdim ayağıma, tabi çoraplarım ıslandı.. Rahatlamıştım.. Hayat belki de buydu.. Kim bilebilir? Neyse.. Evde yine herşey yersiz yerindeydi.. Yani dağınık ve karmaşık.. Ama bıraktığım gibiydi.. Bu da bir düzen varlığının göstergesi değil miydi? Aradığım herşeyi bulabiliyordum.. Ama eve girenler dağınıklıktan dem vuruyordu.. Aslında çok da sikimeydi onların bakış açıları.. Bazen, ki çoğu zaman insanlar kendileri için yaşar..

Hüzünlüydü.. İyi değilim diyordu.. Ben yine aynıydım idare yani.. Neden sorusuna verdiği cevap “öylesine bir sebebi yok” tu.. O halde iyisin dedim.. Değilim dedi.. Kimse iyi değildi ki.. Herkes yavaş yavaş ölüyordu ve kimisi hızlı ölüyordu, hatta bazıları aniden ölüyordu.. Bu böyleydi.. Çoğu fazla ciddiye alıyordu insanlar herşeyi.. Oysa zamanı gelen terkedip gidiyordu.. Mutluluk yalanları yaşlanınca ortaya çıkıyordu.. Hayat o kadar mutsuzlukla yüklüydü ki, herkes çeşitli paravanların arkasından insanları eğlendiriyordu.. Ya da eğlendirdiklerini sanıyordu..

Masal böyle bitiyordu işte.. Yani bir günden bahsediyorum.. Bir mesaj alıyordum.. İyi geceler mesajı.. Oysa mesaj başka.. Mesaj zıttı.. Gecen bile zehir olsun.. Oysa bilmiyor ki, benim gecem de gündüzüm de aynı keder yüklü.. Aynı acılarla yatıp aynı acılara merhaba diyen yüreğimi çok sızlatacak sözler değil hiçbiri.. Yani kanıma dokunmaz.. Ha derler.. Kanı bozuk derler.. Vermese de verdi derler.. Açıkçası söylentilere çok aldırış etmiyorum.. Benim tutkularım var.. Benim yazacağım ve söyleyeceğim sözlerim.. Aşklarım var, yaşanan yaşanmakta olan ve yaşanacak aşklarım.. Ve yazılacak onca şiirim, dizilecek onca dizem var… Ki tabi yaşanacak milyonlarca acım..

Bunlar yük değil, bunlar ağır değil.. Takmayın kafanıza..

KorsanKalem  01.13 24.07.12

Kategoriler: Eskiler