Yollar, yoğun keder yüklüdür ve aslında her kilometre başına ızdırap çoğalır.. Kavuşmaların bile içinde hüzün var iken, vedalar cenaze törenlerinin provaları gibidir.. Bunca telaşın bunca karmaşık kuralların varolduğu bir düzlemde basit yaşama telaşlarının boşa kürek çekmekten başka birşey olmadığını kim bilir ne zaman farkedeceğiz.. Bize sunulan ve bizim istediğimiz yaşam arasında dağlar kadar fark varken, seçimlerimizin adil olduğu ve güvenilirliği sorgulanmalıdır..

Ve çocuklar ağlar toplu taşıma araçlarında.. Bu bir kanundur.. İnsanlar uyur.. Muavin yolculardan en güzel kızı seçer ve yolculuk aşkına tutulur.. Yol boyu, türlü entrikalar.. Yaşlı amca ve yaşlı teyzeler verilen o yarım saatlik molada otobüsü kaçırma telaşına tutulur.. Entelin biri dinlenme tesisinin kitapçısına gözatar.. Birileri tıkınır.. Kimi çayını yudumlar.. Lokum ve pişmaniyeler alınır hediyelik.. Çoğu bayattır.. Bu böyledir.. Değişmez.. Değiştiremezsin..

Vedaların kederini yıkamadığın gibi.. Buruk kalır için.. İçinde bir yerlede birşeyler eksilir ve tam manasıyla dolmaz da! Geçiştirdiğin anlardan olur sadece.. Bazen, bir fotoğraf herşeyin üstüne gelir.. Tekrar tekrar başa döner, aynı vedaları edersin.. Eksilen gururun değildir, eksilen kendine söylediğin mutluluk yalanlarıdır! Hiçbir işe yaramaz o yalanlar.. Birinin elini bırakır, diğerini tutarsın.. Ki bu çok basit bir iştir.. Birinin gözlerini bırakıp başka birinin gözlerine gülersin.. Ama birinin kalbini bırakıp diğerine geçemez hiçbir insan.. Rol yapar, iyi de oynar hakkını verir; şu hayat sahnesinde.. Hatta oskarlık oynar anlamazsın.. Ama veda edildiyse eğer, hiç birşey eskisi gibi olamaz artık..

Karar verirsin.. Aldığın birkaç parça giysinle çıkarsın, bilinmez sonu olan yolculuklara.. Bilmediğin şehirlerde, bilmediğin otellerde uyursun.. O ilçeden ötekine savrulursun, o kültürden diğerine geçişirsin.. Ardında bıraktıkların, ardında bırakmak zorunda oldukların; belki de binlerce kilometre uzaktan gittiğin yolları gözlemekte.. Ama sen ileriye, daima ileriye bakacaksın.. Ki anca böyle bulabilirsin.. Neyi arıyorsan..

Öyle haklı olduğum anlar oldu ki.. Haksız olmak için adeta yalvardım.. Haklı olmak, mutlu olmak anlamına gelmedi hiç.. Haksız olmak da öyle aslında.. Ama karşımda öyle inanmıştı ki kendine, haklı olduğum için utandım.. Bazen körlerin daha iyi gördüğünü farkediyorum.. Karanlıkta bir hayat çiziyorlar kendilerine.. Oysa gören gözlerle görmeyen o kadar insan var ki.. Görmüyorlar!

İçim dalgalı, dışım fırtına… Karanlık bir odadan bildiriyorum, uyumak çok saçma.. Ve sonra düşünüyorum, saçma olmayan tek birşey bulamıyorum.. Sonra uzun uzun göz dalmalarına başlıyorum.. Uzun ve sessiz hayal bulutundan sonra uyanıyorum, günün yeni koşuşturmacalarında; birilerinin takdir etmesini, güzel ve iç gıdıklayıcı cümleler kurmasını bekliyorum.. Ve akşam oluyor.. Bunca saçmalıktan sonra uyumayı seçemem, uyumayı sevemem.. Ellerimizden kayıp giderken zaman, hayatın bir köşesinde varolmaksa payımıza düşen, çok istekli değilim..

KorsanKalem 02.09.12 02.10

Kategoriler: Eskiler