Bir o kadar kolaydı yazmak, çizmek, fotoğraf çekmek.. Şu günlerde hepsinden sıkıldım, herkez kendi aleminde nede olsa!! Ha tabi tutkumdur benim yazı ve fotoğraf.. Ama ne bileyim, küstahlaştığımı düşünüyorum. Herkez yazabilir, herkez fotoğraf çekebilir. Herkez aklına koyduğu herşeyi pek ala yapabilir. En iyisini yapabilirsiniz inanın yeter..

Küstahlaşabilir insan yazarken. Zira yazmak, yada yazacak bilgi ve kelime dağarcığına sahip olmak kolay hazmedilir bir durum değildir.. Popiler dünyada, face vs sosyal! paylaşım kanalları sayesinde binlerce hayranı olan türlü yazarlar var.. Düşündürücü ama güzel, en azından birşeyler üretiliyor ve okunuyor..

Ağababalık sanalı böyle bişey evet.. Kolay ulaşıyoruz herşeye.. Ben buna biraz karşıyım.. Sen de yazıorsun bilader diyeceksiniz. Evet ben daktiloyla başladım.. Benim küçük daktilomun hikayesini bilir misiniz?

Biryerlere yazmıştım.. Yitip gitmiş yazım.. Çok yazı yitirdiğim için pek üzülmüyorum ama yeniden bu yazıyla birlikte paylaşmaya karar verdim..

Benim küçük daktilomun hikayesini bilir misiniz?

Tam hatırlamıyorum, sanırım lise çağındaydım henüz. Yazılar yazıyordum,şiirler.. Kağıtlara yazardım, ajandam falan vardı yani.. Ama sevmezdim el yazımı.. Oysa çok uğraşmıştı babam, yazımı düzelteyim diye.. Başaramadı.. Ben severdim “S” yi yazarken alttan başlamayı ve daha bir sürü karşı çıkışı! Ruhum asiydi napayım.. Birgün aklıma birşey düştü, bir heyecan.. Yeni birşey gelince alıma hep o heyecanı yaşarım. Güzel birşey cidden.. Ve kaybetmemek de o heyecanı…

Daktilo almayı kafama koydum. Başladım netten araştırmaya. Çok güzeldi ama nerden bileyim.Millet kolleksiyon yapıyormuş,daktilolardan.. Ben ise yazmak için bir daktilo arıyordum.. İşte tezatlarım, işte aykırı çıkışlarım.. Gittigidiyorda birçok daktiloya teklif veriyordum tabi geçiliyordu verdiğim teklifler..

Durumu babamla paylaşmıştım, o da herzamanki gibi napacağımı sordu ve bit pazarında bulabileceğimizi söyledi:) Artık kafama sokmuştu. Ben Bit Pazarı’nın adresini babamdan öğrenip çıktım bir pazar günü yola.. Ne yoldu be! İzmir turu attım, yanlış durakta mı inersin, yanlış otobüse mi binersin.. İzmir’in bir ucundan öbür ucuna gittim. Ve akşam eve küfürün bini bi para şekilde geri döndüm. Pazar günümün gitmesine mi üzüleyim, alamamamı üzüleyim, kaybolup yorulmamamı bilemedim..

Tabi yılmamıştım.. Sitede öylesine verdiğim bir teklif, kafamda patlamıştı.. Ama daktilonun kendine hayrı yoktu.. Nasıl teklif vermiştim!! Babamı tuttum öbür hafta, çıktık BiT Pazarı yoluna.. Neyse ki kaybolmadık bu sefer.. Orada herşey var,biliyor musunuz? Şimdi girmicem ona ,birgün de onu anlatırım. Gezmeye başladık pazarda.. Birkaç daktilo bulduk ama devasa büyüklükteydi. Taşınmaz mal gibi bişey yani:) Çok dolandık, ama istediğimiz gibi bulamıyorduk..Ümidimi çabuk kaybederim.. Çoktan yitirmiştim, ama babam geziyordu inatla. Sonunda artık gitme vaktiydi. Babam napalım dedi, ben bulurum güzel bişey.. Çıkarken gözümüze bir ışık vurdu diyebilirim. Küçücük bir daktilo parlıyordu.. Babam hemen tepkiyi gösterdi, Heh bu işte! Tuşlarını kontrol ettik, dörtdörtlüktü.. Tertemiz.. 25 Lira demişti satıcı.. Babam cebinden 20 lirayı çıkardı verdi, anlaştık.. Bir tarih satın almıştık, Deri çantasının içine yerleştirip, ayrıldık pazardan.. Huzur dolyudum.. Ona bir mürekkep şeridi aldım. Mis gibiydi.. Bir sürü yazı yazdım, ayrı bir zevki var inanın.. Şuan bir fotoğrafını www.daktilom.com da kullanmaktayım. Ve o daktiloya sahip olmaktan dolayı çok mutluyum..

Bu yüzyılda her yazı yazanın eline değmemiştir daktilo tuşları.. Şanslı olduğumu düşünüyorum. O küçük gri daktilom yıllarca benimle birlikte olacak ve onunla da yazacağım.. Teknolojiye inat!!

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir