slogan-bulamadım_870594

Bir gün daha başlıyor. Oysa ben yeni bir güne başlamak istemezdim. Çünkü temizlenmedi kir. Duvar sloganlarla dolu. Ve ne gariptir, bir önceki sloganın üzerine yazılmış yenileri… Tek değişen dünkü siyah, bu gün ise beyaz boyayla… Dün silahla, bugün bombayla! Binlerce yıldır süregelen bir kavga bu… Kim haklı, kim haksız; kim neyi savunuyor belli değil! Kim kime hizmet ediyor? Kim neye karşı? At izi, it izine karışalı çok oldu. Çok oldu birbirimize düşman olalı… Anlattığımız hikâyeleri bir kenara bırakalı çok oldu!

Şimdi oturup kanlı tezgâhlar kuruluyor sokaklarda… Kirli planlar uygulamaya sokuluyor. Nefessiz kalışımız bundan… Doğruyu söyleyecek cesaretimizi harekete geçiremeyecek kadar aciziz. Ama’lara takılı kalmışız. Onlar’la başlayan cümleler kuruyoruz. Siz öylesiniz, en iyisi biziz diyoruz hemen. Oturup bir çay içemiyoruz. Çay içmeye kalksak, yarım kalıyor çünkü sohbetimiz. Ya çayı yarım bırakmaktan hoşlanmıyoruz, ya da katlanamıyoruz artık birbirimize… Oysa aynı sıralarda büyüdük. Aynı mahallenin çocuklarıydık. Hepimiz çok hırpalandık, çok ağladık. Ama şimdi birbirimizin yasına bile ortak olamıyoruz! Sahi sen ben, ne zaman siz biz olduk?

Eskiyi yıkalım diyorlar. E yıkalım. Yeniye dair ne var diye soruyorum; gözyaşı… Ama biz eskiden de ağlardık. Eskiden de eksiktik zaten. Şimdi doğup büyüdüğümüz mahalleyi tanıyamıyoruz. Şehirlerin çehreleri değişiyor, ama bizim gözümüzün yaşı dinmiyor bir türlü. Sürekli bağırıyoruz birbirimize. Sürekli kornalar çalıyor trafikte. Anonsların sesleri sanki daha yüksek perdeden duyuluyor. Siyasetin sesi avazı çıktığı kadar! Ama bir sürü anne, şimdi evinin bir köşesinde sessiz sedasız ağlıyor. Haykıramıyor evladının acısını. Bir annenin feryat edememesi ne acı! Ne acı bir evladın, henüz gün yüzü görmeden ölüp gitmesi. Ölümlerin üzerine mutlu bir dünya kurulamıyor!

Şimdi çıksak dışarı… Saat sabahın beşi… Kuş cıvıltıları karşılar bizi… Birkaç köpek havlar mesela… Çöpler toplanıyordur şimdi. Ne kadar da çöp var! Şimdi sizden bize bir tünel açsak, seni bana ulaştıran bir tünel… El ele tutuşup, girsek denize… Çarşaf gibi… Bu acıları nihayete erdirmek gerek. Sizden uzaklaşıp, Bizden uzaklaşıp; birbirimizi dinlememiz gerek… Ve bir süre yan yana durup, susmak gerek. Susmak ve doğayı dinlemek… Çünkü doğada bir barış hâkimdir. Bir düzen vardır. Hiçbir aslan hakkından fazlasını almaz. Alırsa, bir gün yiyeceği hiçbir şey kalmaz çünkü. Bilir, bencilliğin yine kendi sonu olacağını… Bilir ve buna göre hareket eder… Ama insan, bencilleştikçe doymaz. Doymadıkça tüketir. Tükettikçe de tükenir. Bitmek üzereyiz. Tükenmek üzereyiz. Tükettiklerimiz geri dönülmez noktalara gelmiş durumda… Farkına varmamız gerekli…

Bütün bildiklerini unutmak gerek bazen… Bütün savaşları silip atmak gerek kafalarımızdan. Şu kocaman dünyada, ayaklarımızla bıraktığımız iz kadarız. Ayak izi kadar önemsiziz, ama bir o kadar da önemliyiz aslında. Bir denge kurmak gerekli… Artık bu katliamı, bu acıyı, bu sonu olmayan savaşı bir şekilde sona erdirmek gerekli…

KorsanKalem 05.57 30.06.16


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir