Yine uyandım. Akşam fena şekilde içmiştim, kafam çatlıyor.. Yatakta bir süre öylece oturdum ve etrafımı izledim. Yatıp akşama kadar uyumak geçiyordu içimden.. Telefonu kapatmak, zili yerinden sökmek, kulaklarımı tıkamak..

Ortalığı bok götürüyordu.. Pislik içinde yüzüyordum adeta! Her zamanki gibi kalkıp yatağımdan yerdeki eşyalara, çöplere tekmeler savurarak dolanmaya başladım, ne sıkıcıydı.. Giyinip mesai denen şeyde koşturup duracaktım.. Zorunlu traş olmalar, saçma sapan evraklar!

Hayat denen şey galiba buydu, sabahın köründe yatağından türlü küfürler savurarak kaldırılıp, bişeyler yapma zorunluluğu.. İtaat.. Aydan aya gelen maaş falan.. Sosyal haklar! Sağlık güvenceleri.. Emeklilik hayalleri.. Sanırım medeniyet büyüdükçe, insanların hayalleri ve beklentileri değişiyor!

İşe giderken büyük alışveriş merkezinin kasasında çalışan kasıyere gözüm takıldı. Sabahtan akşama kadar insanların aldıkları hertürlü saçma sapan zırvalıkları elindeki ışıklı aletle okutup(ki okurken dıt dıt diye gıcık bir ses çıkarır), kasayı dolduruyor ama alacağı maaş belli.. İsterse mağazanın içindekilerinin tamamını satsın.. Alacağı para patronunun ona vereceği kadar! Hadi canım sen de! Bana adaletten falan bahsetme sakın!

KorsanKalem

Kategoriler: Eskiler

1 yorum

tamer · 02 Aralık 2011 20:54 tarihinde

yine hayran olduğum yazılardan biriydi hikaye tadında
hani her hafta bi köşe yazın olsa bir gazetede pazar eki olsa bitmemesi için tek tatil günümde erken kalkar alırdım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir