Koca bir sinek, karanlığın içinde ışıldayan ekrana yapışıverdi.. Günümüz aşklarının temel prensibi de bu basit ışıldama olayının örnek alındığı bir sisteme dayandığı
kanısındayım.. Yani Leylalar Leyla değil, Mecnunlar ise mecnun.. Kimse kalıbının adamı olamadığı gibi, aşkın da içini dolduramıyor artık.. Sahte gülüşlere
indirdiğimiz hayatların kısa kesitlerinin fragmanlarını seyretmekten öteye gidemiyoruz.. Oysa izlediğimiz şeylerde bile adımız aktör veya aktris olarak geçse de
aslında yerimize dublör oynatıyoruz.. Ve her izleyişimizde kendimizle gurur duyuyoruz.. Yaşasın mutluluk!

Önce ölmeyi bilmeli insan.. Ölmeyi bilirsek, yaşamayı da öğrenebilme umudunu taşıyabiliriz.. Bunca karamsarlığa rağmen herkese aynı telaşları sunma nedenim de bundan
kaynaklı zaten.. Birileri yaşatmamak üzere yaşarlarken, biz yalancı ihtiraslarla tüketiyoruz herşeyi.. Ve görmüyoruz, varolanları.. Oysa varolanlar, can acıtıcı.. Mide
bulandırıcı.. İç karatıcı.. Benzersiz hayatlar sürdüğüne inanıp, idame ettirdiği dünyalarda geberecek onca insan varki.. Gülünç haldeler inanın.. Boktanlıklarını
yüzlerine vurduğumuzda, hoşnut olmuyorlar tabi ki.. Boktanlık hoş değildir zira..

Hayat dedikleri şey gülünç.. Yaşlanıyoruz.. Ve her yaşın ayrı güzelliğini anlatan koca koca amcalara siktir çekesim geliyor.. Hiçbir yaşın ayrı güzelliği falan yok!
Siz kime neyi anlatıyorsunuz.. Bunca mezarın bulunduğu dünyanızda hiçbir yaşın anlamı yoktur.. Anlamsız telaşların, anlamsız zamanların yitirilmesini izlerken her
geçen gün.. Bunca hüzün yürekleri kasıp kavururken yani, içmek ve yazmaktan başka telaşım olmadı hiç.. Sevmek falan hikaye.. Yani severim ama, aşk filan hikaye.. Günümüz dikdörtgenlerinde yaşanılan aşklar, o koca sineğin ekranına konması gibidir.. Para, pul, güç ve makam olmadan aşk, film karelerinde anlatılan acıklı gözyaşlarıdır.. Alkolün etkisiyle, yaşadığın göz yanılsamalarında, bir kız gözlerine bakıp da gülümser ve olmadık bir anda olmayacak şeyler yaşarsın.. İşte aşk budur.. Bir yanılsama.. Bir varsayım ve yanılgı.. Aşk hiç tadılmamış bir şarap gibidir.. Gün yüzü görmemiş, çok eski bir kırmızı şaraptır aşk.. Tatmaya ne gücümüz yeter, ne de insanlar buna izin verir.. Nolur o şarap diye soracak olursanız; birgün bir zelzelede akar gider toprağa.. Ölür yani.. Aşk yitmeye, aşık ölmeye mahkumdur.. Ama herkes farklı kullanır aşkı.. Dinci bezirganlar için üremektir mesela aşk.. Üremekte aşk yoktur oysa.. Kimse çakmaz bu durumu.. Üremek hayvansıdır.. Bir yanımız hep hayvandır yani.. Hayvanlaşarak da ilerleriz hep.. İyiye dair ne varsa, kötüleşmeye mahkum gibidir..

Kalabalıklarda tek olmak için, kahkalarda hüzün olmak için, savaşlarda barış, kavgalarda huzur olmak için, şarkılarda es olmak için gelmişizdir belki, toprağaa kök salmak için, güneşte bulut olmak için gelmişizdir belki, Kim bilebilir? Aşkta mecnun olmak için, hayata ölmek için gelmişizdir.. Kim sorabilir?

Bazen çıkıyor böyle şeyler.. Alkol mü çıkartıyor, yoksa şeytan mı yazdırıyor bilemiyorum.. Ama çıkıyor.. Karanlık odalarda, türlü günahlar işlenirken; türlü günahlar yazıyorum ellerimle.. Türlü günahlar işlerken.. Bir yudum daha alıyorum, cehennem derelerinden.. Ve acım, dayanılmaz oluyor, başka başka insanları aklımdan geçirdiğimde.. Çok hatalar yaptım, çok hüzünler tattım.. Ama içimde hala iyi, içimde hala haşarı bir çocuk bıraktım.. Ölür müsün öldürür müsün dediler.. Hem öldüm hem öldürdüm.. Neden dediklerinde, bir neden sunamadım.. Ama sunma telaşında da değildim.. Kederin kederi vardı, beterin beterini yaşamayı seçtim.. Mutluluk değildi bu, olmadı da zaten ama huzur denebilir belki tabi tam karşılamaz ama.. Huzuru geri teptim.. Huzurlu olma telaşında değildim.. Büyük dünyanızda küçük hayaller kurmaktan ve o hayaller için çırpınmaktan öteye gitmeyecek olan yaşamım, çoğunuza acınası ve sinir bozucu gelse de, yaptıklarımla sıradan olmayı yeğlemek, yapmadıklarınızla övünmekten daha iyidir..

KorsanKalem 24.08.12 01.57

Kategoriler: Eskiler