Karamsarlıktan Öteye Gidemiyorum..

Çevremdeki masalarda olanca heyecanıyla okeyler oynanıyordu.. Bense okeye üçlü aramıyordum bile! Zira yoktular.. Yalnızdım.. Sert bir kahve içip terketmekti tüm planım.. Birileri dönerken okeye, acı ve öldürücü kahvemi yudumluyordum usulca.. Terliyordum.. Ve ter kokumu bile dert edecek kimsenin olmadığını biliyordum.. Üzerimde mavi bir gömlek vardı.. Gömleklerden hoşlanırdım.. Sanki bir duruş katıyordu insana..

Yüzlerde tatilin getirdiği geçiciği gülüşler.. Evin yolunu tuttuğumda, zamanın gelip geçiciliği üzerine bir dizi söz kümesi oluşturabileceğimi düşündüm.. Bu karamsarlık, bu hüzün çoğu kez alkolle son buluyor ve bir kaç kelamla tabi.. Bugün içmeyeceğim.. Yasaklardan,cezalardan ve görgü kurallarından çekindiğim için değil; içmek istemediğim için sadece!

Bu karmaşa.. Bu telaş.. Bu göz yaşı hiç bitmeyecek.. Şimdi kurulan ve mutlulukla başlayan her cümlenin sonunda, hüznün göz yaşları doğacak! Görmek istemediğiniz, gördüğünüzü reddettiğiniz olay da bu işte! Günlük mesai koşuşturmacalarında ve yaptığınız sosyal etkinliklerde, hep varolan acıların üzerini maskeliyorsunuz.. Gizli gizli, küçük odaların köşelerinde hergün sevmediğiniz o mesleğin iğrençliklerinden bahsedip, akşama yine de sükürler olsun diyorsunuz.. Meslekten emekli olmak bile büyük bir korku sizler için..
Yıllarını birilerinin başları, belaya girmemesi için harcamış çok insan tanıdım.. Hepsi mutsuz öldüler ve yalnızdılar çoğu kez.. Ağaları, paşaları, beyleri, efendileri çoktan yerlerine birilerini bulmuşlardı bile..

Bir mahalle ötesinde ne olduğunu bilmeden ve bir kere olsun merak etmeden hayat sürmüş ve sürmekte olan o kadar insan var ki! Gece karanlığında, gerçekleşmeyen hayalleri için hıçkıra hıçkıra ağlayan ve sabah herkese gülücükler dağıtıp “Günaydın” diyebilen onca sahtekar var ki!

Aşktan bahsediyorlar.. Sevdadan.. Kardeşlikten.. Sevgiden.. Huzurdan.. Falandan Filandan! Hepsi yalandan! Yüreğini satılığa çıkarıp, beş kuruş etmediği gün birilerini sevdiğini söyleyemezsin.. Yüreğini ilk gün ki gibi koruyup, sevdiğinin eline bırakabilmelisin..

Hayat bu.. Yazıldığı gibi okunamıyor.. Çizildiği gibi oynanamıyor ne yazık ki.. Sonra adapte olamayıp, böyle karanlık bir odada hüzünün dibini yapmış şarkılarla, milyonlarca hüzün kokan kelime ortaya çıkartıyorsun.. Ve hüznünü, ve kederini, ve yasını; kimse ama kimse göremiyor.. Sen için için kururken, dünya aynı saflığıyla döndüğünü; insanlar da mutlu olduğunu sanıyor!

Ki herkes; önce kendine yalan konuşmaya başlıyor!

KorsanKalem 08.08.12 23.55

Benzer Yazılar

  • Gün.. Kadının mı?

    Bugün o gün mü? O gün bu gün mü yani?? Galiba evet.. Kutlanacaksa eğer kutlayalım o halde.. Evi mi süslüyorduk, yok ya çiçek falan alıyorduk.. Cama bayrak asılıyor muydu ki? Ne olur ne olmaz bir paket şeker alayım.. Nerdeydi şu milli marş cdsi? Kafam karıştı iyice.. Sahi ya bugün 8 Mart.. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü…..

  • Gökçelikler

    Seni hiç tanımadan sevdim ben, Sesini hiç duymadı kulaklarım, Ellerim ellerine dokunmadı henüz, Gözlerin ne renk onu da bilmem. Ama kalbim senin için, seninle beraber atmakta Adını biliyorum, Adın Gökçe, Ve seni seviyorum Yüzünü hiç görmesem de, Kalbinin ritmini dinliyorum… Birçok şeyi hayal edebiliyor insan. Hiç görmediği ülkeleri, gökyüzünü, ertesi günü… Ama seni hayal edemiyorum….

  • Olsun.. Canın sağ olsun..

    Zor olan bu gecelerin de geçmek zorunda olması.. Zor olan kahveyle ayakta kalmak, milyonlarca kelimeden bir anlam ifade etmek cümlelerde.. Zor olan aklımızı çevreleyen o kalın duvarları paramparça edip yıkmak.. Zor olan sevmek.. Sevmek zor olan.. Ama herkes kolayı seçiyor işte.. Herkes köşeyi dönüyor.. Ben yürüyorum upuzun kaldırımlarda, ben hep yürüdüm. Ben uyumuyorum ve milyonlar…

  • Hayatımıza giren bütün mekanik dokunuşlara da lanet olsun!

    Doğum, yaşam ve ölüm.. Farklı noktalarda ve açılarda birleşmiş, bir üçgen.. Doğup, yaşayıp, öleceğiz.. Doğduk, yaşıyoruz, öleceğiz.. Bu en karmaşık denklemlerin, en kısa ve öz, çözüm yoludur.. Hayatımıza X dersek, X den bir halt olmaz. Biz en iyisi mi adımızı ve soyadımızı takınalım. Bir ismin milyarlarca isimden daha değerli olduğu o anları düşünelim bir süre…..

  • Boşluklarda süzülüyorum..

                   Gece her zaman ki gibi sinir bozucuydu ve sokaklar anlamını yitirmiş aydınlıklar taşıyordu.. Sokak lambalarında uçuşan sinekler misali gereksizdi soluk alıp verişimiz.. Bir yatakta, birkaç kitapla sevişmeye bırakırdı yalnızlar, gece uzar giderdi..                 Çok şeye sahip olup çok şeyden yoksun bırakıldık.. Bir anne sıcaklığına uzaktık artık.. Sevgilimiz gitmişti.. Çok…

  • Yoruldum..

    Ölmek için baya vakit varken(ya da öyle olduğunu düşünüyorken) şimdi yaşamak gerekiyor aslında.. Gece huzurluydu, gece sessiz.. Düzensiz yaşamın hayat damarlarından biri de uykuyu probleme çevirmek oluyor. Evet düzensiz yaşıyorum.. Çok da dert ettiğim yok bunu.. Çevremde olup biteni algılayamıyorum bazen. Bu herkezin başına geliyordur diye düşünüyorum.. Umarım öyledir..  Ezginin Günlüğü.. İşte budur  ya.. Gerisi…