Başlamak çoğu kez en zorudur..

Demem o ki, büyük aşklar yaşamadım hiç.. İhtiras yoktu, anlayış, tutku yoktu.. Çıkarlar vardı.. Çıkarlar hep vardır.. Planlar ve yaptırım güçleri.. Benimkisi büyük bir aşka özlemdir.. Başka da bir şey değil!

Öyle günler oluyor ki, fırında ısıttığım çekirdekleri yemekten öteye gidemiyorum.. Saatlerce yediğim çekirdeğin tuzunun dudaklarımda yaptığı tahribatı hissettiğimde bırakırım bu eylemi.. Neden sonra, bir böreği dişlerken bulurum kendimi. Yumuşak bir börek.. İçine maydanoz ve çökelek konulmuş.. Yanındaysa çayımı yudumlarım.. Ki çaysız olmaz! Çayın kekreliğini severim.. Ağzımda bıraktığı o tadı ve salınan kokusunu.. Kadın gibidir çay, sıcak ve kızıl..

Bazen bir yemeğe şaheser muamelesi yapılırken, bir şaheser çöpe atılıyor. Adaletten bahsedecek değilim! Doğumdan ölene kadar adil olmadı dünya hiç! Bir şeyleri yanlış gittiğini anlamaya başladıysan eğer, yatağından çıkmışsın demektir. O halde günaydın.. Tüm savaşların, tüm yalanların, politikacıların, işadamlarının, elit markaların yüzlerinin, sistemi oluşturan ve yöneten kaymak tabakasının bir boka yaramadığını ve yıllardır kandırıldığımızı fark edeceksin.. Birçok insan bu farkındalıktan sonra mutfağa geçip karnını doyurur.. Ve şişkin göbeğiyle televizyonun karşısına geçip sistemde ondan beklenen yeri alır.. Oysa uyku aptalların işidir!

Ne olduğuna karar verdiğin gün, olacaklardan korkmamalısın. Sistemin verdiği kılıfı bir kenara atıp, gerçek bedeninle yürüdüğün bu yol elbet kolay olmayacak! Ve tabii ki de kılıflılar tarafından da benimsenmeyecek, dışlanacaksın.. Ama hayat gayen, her şeyin üstesinden gelecektir. Robot olmaktansa insan ölmek iyidir!

Siz yoksa savaşlarda hala iyiyle kötünün var olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bunca yapılandan, bunca günahtan sonra iyi var mıdır ki? Ya da iyi nedir? Dinler iyilik merkezleri midir misal? Bir şeyin iyi ya da kötülüğünü kim belirleyebilir? Bir motor ustası, ne kadar usta olabilir? Yanılma payları kötülüğe delalet değil midir? Bir kalpte kaç sevgi ve sevgili vardır? Hangi kanunlar değişmez? Bir gün dünya hiçbir şey yokken dursa, O an ne değişir bu mat yaşamlarda? Hayatını yalanlar üzerine kuranların, tek gerçeği ölüm müdür? Ya da ölüm ne kadar gerçektir? Bunları söylemek için ne kadar yerlidir ya da yersiz.?

Ben bir yazarım. Hayat gayem, telaşım, sevdam, aşkım yazmaktır benim.. Sıradan bir hayatım olmayacak.. Aslına bakarsanız, kimsenin hayatı sıradan değildir.. Sıradanlığı, koyunluğu seçmişlerdir çoğu.. Uyumu.. Korkakça..  Sıradan olmadı hayat, sadece hayatı sıradanlaştıranlar oldu.. Her koyun başka koyunları kopyasını çekti..

Çalmak hoşuna gider insanların.. En temel hastalık; hırsızlık ve kıskançlıktır.. Fesatlık temel iç sestir ve bu üçlüye bağlandıkça insanlar, pisleşirler.. Sıradan olan pisliktir.. İnsanları anlamak hep güç oldu..  Ne yazık ki..

Ölürken.. Bir hastane köşesinde son yazılarımı kaleme alarak gitmek istemem.. Bir mektup yazıp, köprüden atlamak daha anlamlı olurdu.. Boyut değiştirmek gibi geliyor.. Yanılıyor da olabilirim.. Biliyorsunuz, insanlar bazen saçmalıyor..

KorsanKalem      23.09.12 12.43

Benzer Yazılar

  • Yazmak

    Dün gece hiç uyumadım,bu sabahta şu saate kadar yollardaydım, ama yazmak bir hastalık gibi ve herhalini yazabilmek, deli gibi sevdalarını da çok sıkıştığında nasıl tuvalete koşturduğunu da yazmak.. En acısını en tatlısını, en siyahını yada en beyazını yazabilmek.. Korkusuzca.. KorsanKalem Görüntüleme: 286

  • Gece akan gözyaşımın hesabını vereceksin; Hayat..

    Kimseye Etmem Şikayet    Seher Vakti (Bu yazı iki şarkının eşliğinde yazılmıştır.) Hiçbir şeye kızmıyorum ben. Gücenmedim de.. Ben kendime de kızmıyorum. Belki biraz suçluyumdur. Herkes gibi olabilirdim. Umursamadan insanları, hayatı, çocukları, aşkları; günümü gün de edebilirdim. Ben sevdim her şeyi.. Değer verdim, her elini sıktığım insana.. Nefes alan, doğan, çiçek açan her şeye gıpta ettim….

  • Nefes meselesi bu, alamazsan biter hikâye.. KK

    Hiç bir din temizlemez; gönüllerinizdeki kiri… İçinizde yüz yıllık ölüm tohumları besler durursunuz. Kanla çoğalır, can alır ve türlü dolaplarda aklanırsınız! Lağımlarda şişelenir kokularınız. Bedenleriniz anlamsız pırıltılarla süslüdür. Dünyanın her yerinde umarsızca pazarlanır nefesleriniz. Hevesleriniz ciğerlerimi parçalar. Midemi delik deşik eder sesiniz. Bağırsaklarım kopar kokunuzu duyduğumda. Ölüyorum, siz çoğaldıkça adım adım ölüyorum! Garson günün tüm…

  • Kadın ERKEK eşitliği!! (Şuraya otur!)

    Erkek oturacağı yeri gösterir “Geç şuraya otur!” Kadın dolmuşun içindekilere sapıkmış gibi bakıp, adamın gösterdiği yere oturur! Bu bir gözlemdi. Bana ait bir gözlem. Gayet açık ve netti! Üzerine yazılacak da birşey yoktu aslında! Erkekler çok güçlüydü ve kadınlara itaat etmeleri söylendi! Yazıyordu ama yasada eşitsiniz siz! Eşit olsalardı, gösterir miydi erkek kadına oturacağı yeri?…

  • Büyüdükçe küçül oğul..

    Çok da önemli değildi aslında hayat.. Yaşanılası ve görülesi şeyler dışında.. Monotondu yani.. Basit bir hikaye.. Doğum ve ölüm arasındaki kısa soluklanış.. Buz gibi denizine gireceksin hayatın, zira gerçekliktir soğuğun sana hissettirdiği.. Titreyişin de basit bir tepkidir.. Ama korkunun aldığın nefesin bir zerresinde var olduğunu bilmelisin.. Misal aşk.. Yavaş yavaş öldürür insanı ve  hissetmezsin bile…..

  • Sallama Çayın Buğusuyla..

    O güzel kadınları, o yakışlı erkekler götürdü ve sokağa yalın ayak çıkan bir çocuk gibi çaresiz bıraktı bizi bu şehir.. Kumsala koştuk birileriyle.. Üstümüzde hiçbir şey yoktu.. Çırılçıplak özgürlüktü bize sunulan ve bileklerimize kadar kilitlenmişken bu dar boğaza lanet okuyorduk.. Kırılan umutlarımızı bir bir toparlayıp çöpe atıyorduk, yarı baygın vücutlarımızla.. Bir kadın tutup elimi vücudunun…