Yaşama hakkımı kullanmak istiyorum beyler!

korss

Heybetli durursun. Çevrendekiler makamına, mevkiine, rütbene ve boşlukta doldurduğun kütlene bakarlar. Ağzından salyalar saçarak anlatırsın ne kadar, ne olduğunu.. Aslında hiçbir şeysindir.. Çevrendekileri aşağıladıkça düşersin. Yitirirsin insanlığını.. Ve bunu anlamaktan bile çok uzaksındır. Yılların öğrettiği baskı deyimlerinden her biri ağzına sakız olmuştur. Çiğnedikçe çekilmez bir korkak olursun..

Hayatta güce sarılanlardır en büyük korkaklar.. Ve aslında en güçsüzler de onlardır. İnsanlar sadece yanlış bir açıdan bakar dünyaya. Kaybedecek çok şeyi olanın, özgür olması da çok zordur şu hayatta. Zira hayat oynak bir zemin üzerine kurulmuştur. Kucağına aldığın bohçalarla var olabilmek için o zeminde, adeta bir cambaz olmak gerekir.

İşte bu yüzden sevmem cambazları..Gözlerinin içine baktığımda kapkara bir sinek belirir zihnimde. Hani odada dönüp duran sinir bozucu sineklerden.. Belki de gece uykularını zehir eden kapkara vızır vızır bir sinektir o cambaz kılıklılar.. Ama aptaldır karasinek.. Genellikle cam kenarlarında ebediyete intikal eder, bir bütün halinde kaskatı kesilirler..

Çocukluğumda; cam kenarında vızıldayan sinekleri yakalayıp, çift camlı pencerenin arasına sokardım. Onları aklımca orada esir ederdim. Çocukluk işte.. Oysa koca bir hapishane olan evin içindeki bir hücreye attığımın farkında bile değildim. Ve bir süre sonra ölürlerdi o iki camın arasında.. Annem anlamazdı sineklerin oraya nasıl girdiğini, tabi ben de söylemezdim.

Bir gün cam kenarında ölü bir sinek buldum. O zaman anlamıştım gerçeği. Ve dedim ki; “Her türlü ölüyorsanız, buraya girmenizin de bir anlamı yok!” O günden sonra sinek ölülerini cam kenarından toplayıp, yaptığım çocukça ayinler eşliğinde çöpe attım. Şimdi düşünüyorum da neden onları gömmüyordum diye.. Çocukluk işte.. Oysa benim çocukluğum toprağa ektiğim sakızın, sakız ağacı olarak çıkmasını bekleyerek geçti. Hiç gelmeyen bir uçurtmaya bir gün sahip olup, o gün yitirmekle yıkılan hayallerimle geçti çocukluğum. Dört bir yanım hain pusularda ve arkadaşlarımın babalarının cenazelerinde ağlarken geçti benim çocukluğum! Babamı yitirme korkularıyla geçti..

Şimdilerin çatık kaşlı, kibir budalası yobazlarına mı boyun eğecekmiş gençliğim? Fikir yoksunu çakma millicilere mi susacağım yani? Saçtan, kıldan korkan sapkınları mı ürkütecek beni? Beş kuruş gözüm yok paranızda, ama enayi yerine mi konulacağım yani? Şimdilerde aşkların yalan, sevgilerin geçici, insanların insanları anlamaktan ve dinlemekten uzak yalanlarına mı kanacağım yani? Popüler olan adam satmaysa eğer günümüzde, ben de sırtından mı vuracağım Sezar’ı?

Yok öyle yağma! Bu yüreğin derinine, bu bileğin şerefine yakışmayan hiç biri yanımda olmayacak bundan böyle! Kelimelerin huzuruna ereceğim.. Hırslarımı defedeceğim.. Çok da önemli değil takım elbiselerle sefa sürmek.. Belki yaşamın anlamı kirli elbiselerle temiz yaşamayı bilmekten geçiyor. Hani insana dair sürekli tekrar ettiğim erdemler önemli belki de.. Göstermelik maneviyatınızı reddedip, ahlakın gerçeğini bulacağım kim bilir? Ve beni ben olduğum için kim yargılayabilir? Nasıl bir iştahtır, nasıl bir aç gözlülüktür bu?!

Yaşama hakkımı kullanmak istiyorum beyler! Özgürce sevişme hakkımı ve gerçekten sevme hakkımı talep ediyorum! Bana kurallarınızı sunmayın, bana ön yargılarınızı ve çıkar gruplarınızı göndermeyin! Sevin insan olduğum için; sadece sevin beni..

Yaşama hakkımı kullanmak istiyorum beyler!

KorsanKalem 15.00 28.02.2014

Benzer Yazılar

  • Canımı yaktınız ulan, çok acıyor!!

    Öyle bir şey ki bu; hiçbir yer uzak değil… Her yer çok uzun sadece… Zaman kısa ve yetemiyorum… Bu denklemi çözemiyorum artık… Kibirlerinizden vazgeçin beyefendiler, kibirlerinizi terk edin hanımefendiler… Geçici bir telaş bu… Bir yanılgı… Oysa ufacık kelimelerle güldürebilirdiniz tüm insanlığı… Ve paylaşabilseydiniz sevgilerinizi, belki dünya yaşanılası bir cennete dönerdi… Ama olmadı… Olamazdı da zaten….

  • İNSANLAR..

    NOT: YAZIDA KÜFRE VARABİLECEK ARGO TERİMLER BULUNMAKTADIR, AHLAKINIZIN BOZULACAĞINI DÜŞÜNÜYORSANIZ OKUMAYIN! ANCAK O KADAR AHLAKLI İNSANLARIN OLDUĞU HAYALİ KURMAK BİLE GÜLÜNÇ!! -CHARLES BUKOWSKİ ÜSTADIN YAZIM TARZINDAN HOŞLANDIĞIM İÇİN BU TABİRLERİ KULLANDIM- İnsandı tüm suçlusu! Adi bir insandı.. Kendini nitelemeyi çok seven tek yaratık insandır biliyor musunuz? Düşünebilen tek hayvan, en süper yaratık.. Hayvanları aşağılayan insanoğlu,…

  • Boş Sayfa..

    Uzaklaşmalıyım bir süre kendimden ve izole etmeliyim kendimi dünyaya karşı.. Bugün resim yaptım huzurluydum, telefonlara bakmadım.. Ne bileyim, güneşliydi ve kuşlar ötüşüyordu.. Şuan güzel bir yazı yazamayacağımı anladım, neden bahsedeceğimi bilemedim, gecenin ilerleyen saatleri işte.. Gidip bi duş alacağım. Birilerinin kalbini kırdıysam bugün özür dilerim. Bazen kırıcı ve düşüncesizce davranabiliyorum. Ne biliyim böyleyim elimde değil…..

  • Nihayetinde hassas bir mizaca sahibim..

    Odaların içindeki insanların, sokak köşelerinde kriz geçiren sarhoşların derdini anlamalarını beklememek lazım.. Benim seni nasıl sevdiğimi de, ciğeri beş para etmeyen kerizlerin algılamaları güç.. Kimsenin kimseyi, bizim insanları anladığımız tavırla anlamalarını da beklemiyorum. Toplumumuzun çoğu manken, çoğu üst düzey bürokrat zaten! Biz birkaç orta sınıf babanın çocuğu, aşk diye piçlik peşindeyiz. Oysa bilmiyorlar ki; piçler…

  • Bir ihtimal daha var.. O da (sevmek) mi dersin?

      Dolma kaleminin içindeki mürekkep kurumuştu.. .Kendi içinin de kurumuş olabileceği ihtimali vardı. Eski evine göre daha küçük ve tahta bir eve yerleşmişti. Uygundu kirası ve büyük evlere göre temizlik daha kolaydı bu küçük tahta evde.. Yıllar önce cilalanmış kapıların her biri artık mat, kuru ve çatlamıştı..  O çatlakları alnındaki dört çizgiye benzetti.. Yaşlanmıştı ve…

  • Hoşça kalın..

                    İhtiyar, yatağına uzanmış kapıdaki bizlere bakıyordu.. Çağırdı eliyle.. Ve yanına gittik.. Önce her birimizi gözleriyle inceledi.. Yüzümüzde anlamsız telaşlarla bezenmiş hüzün katmanları.. Kimi fena kaptırmış, gözlerinden yaş bile süzülüyor.. Oysa iyi yaşamış ihtiyar, tam 93 yıl.. Oradakilerden hiçbirimizin bu kadar yaşayacağına inanmıyorum.. Ve sonra ihtiyarın boğaz hırıltısını işittik…..