Yemezler efenim, yemezler…

özgecan özcan

 

“Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi…” Tezer ÖZLÜ

Klavyelerimizde hashtaglerimiz hazır. Beylik birkaç laf da bulmalı. Sonra gül yüzlü Özgecan’ın bir fotoğrafını da eklemeli… Sonra öfkeyle; idam demeli, sallandırmalı demeli, kurşuna dizmeli, paramparça etmeli demeli.. Sonra herkes evinin sıcak bir odasında çayını demlemeli. Afiyetle içip, ertesi günün hashtaginin ne olacağı konusunda fikirler üretmeli. Bir kısım, bunu nüfusunun %99.9’u Müslüman olan ülkede, Müslümanlarla bağdaştırmamak gerekli olduğunu söylemeli… Ardından başka bir kısım, kız Dersim’li; öldürenler Ağrı’lı bunlar hep bunların işi demeli… Sonra siyasiler bütün yüzsüzlükleriyle ne kadaaaar üzgün olduklarını anlatmalı ve hatta birileri salya sümük ağlamalı. Sanat camiasının milyon dolarlık karakterleri çıkıp eylemlerde saf tutmalı. Gazete manşetleri hep bir ağızdan koca puntolarla VAHŞET yazmalı! Birkaç kadın programında; psikologlar konuşmalı, kadınlar ağlaşmalı, reytingler patlamalı…

Sonra… Sonrası yok… Mezara giren ne ilk ne de son kadın olacak Özgecan! Birileri üç kadını –ki bunu canlı yayında söyleyen de kadındı!- reva görürken erkeğe; bu ülkede henüz 10 yaşında kapalı bir dünya yaratılırken çocuklara, kusura bakmayın da bunun gibi nice kızımızı unutup gideceğiz. Koca dehşetinin eriştiği boyutları göremeyen bir halk, erkeği bey kadını da orospuluğa terfi ettirdiğinden beridir bu terane böyle dönmektedir! Bu ülkede yıllardır fuhuşun türlüsü yapılmakta iken ve hatta devletin bizzat vergi almasıyla yürüyen bir kerhane (genelev*) sistemi sürüyorken; siz hangi kadın hakkından bahsedebilirsiniz ki? Bir kadını fuhuşa sürükleyen içinde beslediği orospuluk mudur? Bunu eminim erkek beyinleriniz, namus bekçiliğiniz ve elkızına bakışlarınız çok iyi açıklamaktadır! Namusu iki bacak arasında arayıp, kendi öz kızını sakınırken; başka adamların kızını toplu taşıma araçlarında taciz eden pis herifler sizi! Gösterme ibadetlerinizle ne Allah’ı, ne de vicdanı tertemiz olan bizleri kandırabilirsiniz. Yüzünüze tükürsek eyvallah diyen adi herifler! Kadınları sapkın emelleriniz için saklamaya çalıştığınız gün gibi açıkken, bin türlü kılıf uydurmaktan çekinmiyorsunuz! Kadının gülüşlüne, hamileliğine, kaç çocuk doğuracağına, ped raklamlarına, oyuna buyuna şuyuna karışan dar kalıplarınızla; şimdi Özgecan’ın hakkını mı arayacaksınız?

Bizler de sosyal hayatın iç rahatlatıcılığına sığınıyoruz ey Tanrım! Her gün binlerce zulüm yapılırken, her gün binlerce ırza geçilirken hiç ses çıkarmıyoruz! Bize hashtaglerimiz yetiyor ey Tanrım! Bize unutmak çok iyi geliyor! Vahşetin bin türlüsü mevcut bu topraklarda… Kanın türlüsü akıtılıyor… Gündelik, göstermelik tepkilerle geçiyor ömürlerimiz. Ve yitenler yittikleriyle kalıveriyor… Çünkü ateş hep düştüğü yeri yakıyor! Ve bırakın komşumuzun acısını paylaşmayı, komşumuzu tanımıyoruz bile artık!

Hala cezalardan bahsediyor birileri ne komik! Bu katillere hangi cezayı verdiğinde eşitlenebilir ki acımız? İdam mı? Taşlanarak öldürme mi? Parçalara mı ayırmak? Giyotin mi? Hangi ceza sizi tatmin edecek he halkım? Gönlünüz o heriflerin öldürüldüğünde rahatlayacak mı? Ya namus bekçiliği yaptığınız diğer kızlarımız için ne yapılabilir? Bu ülke dedikleri gibi zenginliyor falan olabilir.. İstikrar, huzur, barış falan.. Bu ülke her şey olabilir pek tabi. Ama insanlığımızı, vicdanlarımızı yitirdik. Cahilleşiyoruz görmüyor mu kimse? Kimse farkında değil mi? Zengin Kaf dağındayken, fakir cehennemin dibinde yaşamaya çalışıyor… Bu öyle bir dönem ki, okullu cahiller yetişiyor. Kadını, erkeği, hayatı tanımayan ve karşı cinse sadece sapkınca bakan bir güruh doğuyor. Ne dinle alakalı bu, ne parayla, ne dünyayla… Bu bizim insanlığımızı yitirdiğimizle alakalı… İnsanlar her gün öyle cinayetlerde, öyle ihmallerde, öyle sapkınlıklarda öldürülüyor ki.. Özgecan ne ilk ne de son olacak ne yazık ki!

Ve siz hala bunu cezalarla, yasalarla, falanlarla filanlar durdurmayı deneyin… Yemezler efenim, yemezler…

*Tdk sözlük tanımı: Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane

KorsanKalem 15.02.15 11.05

Benzer Yazılar

  • Dağılmış nar taneleri… (Okumanız ve okutmanız dileğiyle…)

    Yine; uzunca bir süre ekrana bakıp, tek bir kelime bile yazamadığım bir durumun içinde bulunuyoruz. Korkarım bu bitmeyecek. Ama bitmeli… Geriye dönük bakarsanız eğer, buna benzer bolca yazıya rastlayacaksınız. Bakmayın… İçiniz sıkılır. Çünkü farklı adresler ve farklı isimlerin bir tekrarını yaşamaktayız… Sonuç yine gözyaşı ve hiçlik hali… Bu işler biter. Bitmeli de. Ama boşboğazların silah…

  • Yani, Öyle İşte..

    Çoğu kez yetişemediğim zamanların, denk gelemediğim anların üzüntüsünü yaşarım.. Bir saniye daha olsa neler neler yaşayabilirdim kimbilir.. Bir dakikada hayatım değişebilirdi.. Bir saat nelere kadirdi..    Yaşayamadıklarımdan dem vurup, aslında bir seçim yapmış olma olasılığım da olabilir belki de.. Ama uyuya kalmalarım, zaman tahminlerim ve olası aksilikler benim seçimim olmadı ki hiç! Önüme konulumuş yemek…

  • Doğum günüm..

    Bir sene daha büyüdük, bugün 30 nisan.. Doğmuşum bir gece vakti. Açmışım gözlerimi şu koca dünyaya.. Zaman bildiğiniz üzre hızlı geçiyor. Büyüdük, koşturduk,yorulduk,aşık olduk.. İşimizi aldık elimize.. Günler öyle yada böyle geçiyor işte.. Dünya çocukluğumuzda i gibi değil ne yazık ki.. Herşey kötüleşti. Şimdi diyorum ki, keşke o günlere dönsem.. Oyunca arabalarımla koca bir dünyam…

  • Bir el silah sesi duyuldu, karanlıkta..

    Bazen arka arkaya sıralanan felaketleri sadece izliyorum.. Uykusuz, yorgun ve beş parasızlığımla dimdik yürümeye çalıştığım sokakları anımsıyorum.. Umurlarında olmadığım kesindi, benim de umursadığım söylenemezdi.. Kadınlar biraz daha güzel, erkekler ise biraz daha yakışıklıydı hepsi bu.. Alnımdaki çizgileri, saçlarımdaki akları ve üzerime sinen şarap kokusunu saymazsak iyi bile sayılabilirdim.. İyi olmadığımı biliyordum, bir çabam da yoktu…

  • Gerisi boş gerisi nahoş..

    Basit beklentilerin nihayetinde güneş sıcaklığını hissettirdi. Ve ben hala alamadığım güneş gözlüklerim yüzünden gözlerimi kısmaktayım.. Aynaya baktım da kederli bir hal takınmış gibiyim. Bugün için söylenebilecek en güzel şey kuş cıvıltılarının doğanın vazgeçilmez bir parçası olduğu kanısına varmam olarak  geçiştirebilirim. Derin betimlemelere girmeye lüzum yok. Aslında var.. Belki de kısa süre sonra bahsedebileceğimiz doğa harikaları…

  • Gerçekten mi?

    Şehirden bir otobüs kalktı ve her şey o zaman başladı. Kimi zaman, alakasız şeylerin arasında bir bağ olduğunu hissediyorum. Mesela bir çocuk koşarken düşer. Bir bebek, o an bir evde hiç olmadık bir nedenden dolayı ağlamaya başlar. Çocuğun acısını, o bebek duymuştur. Kimse bunun farkında olmaz. Bebek neden ağlar bilmez kimse. İşte o yüzden şehirden…