Ülke Kurtaracaklara ve Yücelteceklere Öneriler..

Bir işe girişiyorsanız eğer, bence öncelikle insanları sevmekle başlayın. Empati aslında bu dünyanın çözüm noktası.. Keşke herkes empati kurabilse.. Dünya adil değil ve hiç olmadı da.. Bu yüzden herkese karşı anlayışlı ve sabırlı olmak gerekiyor.. Bu yol uzun, bu yol meşakkatli..

Ne kadar iyi şeyler yaparsanız yapın anlaşılmayabilirsiniz de.. Bu ihtimal dahilinde.. Ya da sizin iyimserleştirdiğiniz bir durumu başkaları berbat hale getirebilir.. Diyorum ya sabırlı olup yeniden başlamalısınız. Yılmamalısınız, toprak bir ülke için namustur! Toprağı sevmek ve değer vermek gerekiyor. Bu topraklar üzerinde yaşayan insanları ne kadar düşünüyorsak, yeryüzündeki tüm insanlığı da aynı o şekilde düşünmek zorundasınız..

Evet yarıyolda kalacaksınız.. Yolun başında sizinle olanlar, sırtlarına binen yükün ağırlını kaldıramayabilirler..Ya da dünya nimetlerini seçer Ve dönerler o çıkılan yolculuktan geriye.. Eğer dimdik yürümeyi beceremeyeceksen çıkmamalısın o yollara.. Zira bu dünyada çok kötü adamlar var ve çok kötü planları var bu adamların.. Bunlar kuyuna kazacaklar, ocağına incir ağacı dikecekler, zindanlarda türlü işkencelerle karşına çıkacaklar, ecelsiz öldürecekler.. Dünyanın mikropları seni tüketmek için elbirliği yapacak.. Ve sen herşeyi göğüsleyip, tüm acılarını kalbinde saklayıp insanlık sevgisiyle birlikte  bu yarışta, bu savaşta, bu kavgada kazanmak için yiğitçe mücadele edeceksin..

Bunlar zordur.. Ama kolay olsaydı herkes yapardı elbet.. Ha bunca mücadele içinde düşersen mahpusa ya da yitip gidersen bir sokak ortasında; yaktığın ateş sönmeyecektir, bunu hiç unutma..

KorsanKalem 28.02.12 03.05 (Günler sürekli ölüyor!)

Benzer Yazılar

  • Kısa cümlelerin boyunduruğu altında

    Bu gün perşembe… Perşembe de perişan bir şekilde geçiyor. Yıkılan duvarlara inat, yeni duvarlar dikilir. Bir bayrak gönderden iner ve yeni bir bayrak çekilir saygı duruşları eşliğinde. İnsan savaşır durur, sıkılmaz. Çocuklar bu gün de vurulur ve bir kadın daha insanlığımı utandıran bir cani tarafından kirletilir. Karanlık sokakların kiri, gün ışığında apaçık görünmektedir. Başımız eğik…

  • Evlerin kederli kaderi…

    Evlerin kederli kaderi… Evleri insanlar yapar. Evlerin kaderlerini de yine insanlar belirler. Mesela, ben bu yaşıma kadar onlarca ev değiştirdim. Onlarca evin duvarlarında, pencere kenarlarında, balkon demirlerinde, mutfak dolaplarında bıraktım parmak izlerimi. Ne kadar temizlerse temizlesinler, duvarlarını onlarca kat boyasınlar; yine de duracaktır parmak izlerim. Saç tellerim elbet saklanacak bir yer bulacaktır. Matkapla deldiğim deliklerin…

  • Kötü bir gece

    Karanlık odalarımıza sığındık. Binlerce sayfalık kitaplarımıza sarıldık Seni aradık, Gökyüzünde değildin Gökyüzünde olsan olmazdı yeryüzündeki kötülük Yerin binlerce kilometre altında değildin, Yerin altında ecelsiz öldürülen bedenlerden başka bir şey yoktu çünkü Toprağına çıplak ayaklarımızla bastık, suyunla yüzümüzü yıkadık Ne hikmet vardı, ne rahmet, ne huzur, ne sevgi… Tükenen kaynaklar arasındaydı insanlık Sana yüzümü sürmek isterdim…

  • “Herkes kendi gördüğüne doğru der” **

                    Bazen yağmurun içinde boğulup gidebilmek için yalvarıyor insanlar.. Tabi kimse geberemiyor..  Gece uzayıp giderken uyuyamayanları düşünüyorsun.. Neden uyuyamaz ki insanlar? Ya da niye uyumak zorundadırlar? Bunca geceden sonra, bir sonuca ulaşamadım hiç.. Yıldızlar gökteydi, arabalar park etmişti ve kimisi ağır ağır ilerliyordu karanlığı yaran farlarıyla..                 Anlatabilmek gerekir…

  • Mutfakta..

    Sabah yine küfürün bini bir para uyandım.. Uykusuzluk beni öldürecek.. Keşke hiç uyumak diye bir derdimiz olmasa. Bence boşa geçiyor zaman.. Güzel rüyalar görmek farklı ama.. Neyse konu dağılmasın, ama uzun süredir rüya göremiyorum, çok mutsuzum.. 0730’da kalktım, erken yani! Normalde 0805 idealimdir, eğer bir iki dakika geçerse,geç kalıyorum mesai aracına ve aracın peşinden koşturaraktan…

  • Her şey öyleydi işte..

    Her şey öyle dağılmıştı ki, toplamaya ne vaktimiz vardı ne de bir yol.. Ya yakacaktık her birini, veyahut basıp geçecektik insan yığınlarının üzerinden.. Her şey öyle karışmıştı ki, ne anlamaya vaktimiz vardı ne de anlamlandırmaya.. Ya silecektik tüm defterdekileri, veyahut devam edecektik yazmaya.. Her şey öyle dolanmıştı, öyle düğümlenmişti ki birbirine, çözmeye ne vaktimiz vardı…