Her şey öyleydi işte..

Her şey öyle dağılmıştı ki,
toplamaya ne vaktimiz vardı ne de bir yol..
Ya yakacaktık her birini,
veyahut basıp geçecektik insan yığınlarının üzerinden..
Her şey öyle karışmıştı ki,
ne anlamaya vaktimiz vardı ne de anlamlandırmaya..
Ya silecektik tüm defterdekileri,
veyahut devam edecektik yazmaya..
Her şey öyle dolanmıştı, öyle düğümlenmişti ki birbirine,
çözmeye ne vaktimiz vardı ne de dermanımız..
Ya kesecektik tüm düğümleri
veyahut yakıp geçecektik ayırt etmeden!
Her şey;
her şey öyle akıl almaz bir hal almıştı ki,
ve herkes öyle çıldırmıştı ki,
ya ölecektik bir kavgada,
veyahut öldürecektik..
Her şey öyle böyle giderken,
ne sevmelere vaktimiz vardı ne de sevişmelere..
Ya bitecektik öylece,
veyahut göstermelik gülüşler düzecektik..

03.05.13  00.08

Benzer Yazılar

  • Hayvanoğlu hayvan..Hayvanoğlu insan, ya da daha doğrusu İnsanoğlu hayvan!!

    Ölmek üzereyken bile son bir derin nefes almamız, hayatı ne kadar çok sevdiğimizi gösterir.. Oysa ölümü tatmak çok kolaydır.. Soğuk bir gece, karanlık ve boş bir odada üşürseniz eğer, ölümün sıcak olmadığını anlayabilirsiniz.. Yaşam ne kadar sıcaksa, ölüm o kadar soğuktur.. Gece ölümü, gündüz ise yaşamı simgeler ve bundandır, hastalıklar gece azar.. Bazen herşey üstüste…

  • Nihayetinde hassas bir mizaca sahibim..

    Odaların içindeki insanların, sokak köşelerinde kriz geçiren sarhoşların derdini anlamalarını beklememek lazım.. Benim seni nasıl sevdiğimi de, ciğeri beş para etmeyen kerizlerin algılamaları güç.. Kimsenin kimseyi, bizim insanları anladığımız tavırla anlamalarını da beklemiyorum. Toplumumuzun çoğu manken, çoğu üst düzey bürokrat zaten! Biz birkaç orta sınıf babanın çocuğu, aşk diye piçlik peşindeyiz. Oysa bilmiyorlar ki; piçler…

  • Nefes meselesi bu, alamazsan biter hikâye.. KK

    Hiç bir din temizlemez; gönüllerinizdeki kiri… İçinizde yüz yıllık ölüm tohumları besler durursunuz. Kanla çoğalır, can alır ve türlü dolaplarda aklanırsınız! Lağımlarda şişelenir kokularınız. Bedenleriniz anlamsız pırıltılarla süslüdür. Dünyanın her yerinde umarsızca pazarlanır nefesleriniz. Hevesleriniz ciğerlerimi parçalar. Midemi delik deşik eder sesiniz. Bağırsaklarım kopar kokunuzu duyduğumda. Ölüyorum, siz çoğaldıkça adım adım ölüyorum! Garson günün tüm…

  • Şah-Mat!!!

    Şah çekip duruyorsun! Ve her şah çekişinde böbürleniyorsun, garip bir gururlanma.. Şaşkınlıkla izliyorum oyunu, yapmak istediğini biliyorum. Tüm gücünle bana saldırıp köşeye sıkıştırmak tek hayalin.. Gözümün, yenilmiş pislik bakışını almasını görmek istiyorsun işte.. Nasıl bir hırstır, ne gözü dönmüşlük. Hamle hamle yaklaşıyorsun ve köşeye sıkışmaktayım. Hakaretler ediyor, yanındakilerle eğleniyorsun.. Çok da önemsiz bir haldeyim,yanınızda.. Sıradan giyinen,standart bir adamım…

  • güven bana..

    gözlerime baktıysan eğer bir kere bile olsun,güven bana!sesimi duyduysa güzel kulakların,ve ürkek,utangaç kelimelerim girdiyse içine,güven bana!bir ana birlikte güldüysek eğer,bir anda heyecanlandıysak beraber,güven bana!Seni seviyorum dediysem,bunu hala söylüyorsam,ve sen de hissetiysen eğer sevdiğimi,güven bana.. KorsanKalem Görüntüleme: 279

  • Bar geceleri..

    Bunca kelime nasıl çıkıyordu ağızlardan? Ve bu sesler ne karmaşık! Her masada ayrı düzen, her masada ayrı dünya vardı.. Güzel kadınlar, çirkin erkekler, keller, basurlular ve bel fıtığından muzdarip enayiler.. Sol kolu kangren olmuş bir ihtiyar bile vardı.. Kimse öbür şişede ne olacağını bilmiyordu.. Bir kız henüz çıkmıştı tuvaletten ve kusmaktan gücü kalmamıştı neredeyse.. Ama…