İmreniyorum doğrusu..

 

kkklkGece sabaha devrederken tüm pisliği, herkes derin uykudayken ve sen ortalama 2 saat uyuyorken, bedeninin türlü yerinden ikaz lambaları yanıyorken, kilon yüzü geçmiş, gözaltı torbaların bir hayli şişmişken, yutkundukça boğazın ağrıyor ve gözlerin daima sulanıyorken, böbreklerin hiç olmadığı kadar kötüyken; etrafındaki mutluluk tablolarının farkına varamıyor insan.. Güzel fotoğraflar çektiremiyor misal.. Yeniliyor sadece.. Günler geceler boyunca dünya tarafından afiyetle yeniliyor. Yenilişine içerlemiyor aslında, mağlubiyeti zafermiş gibi kutlamanın mantığını anlamıyor sadece. Bundan 30 yıl sonrasında hiçbir şey ifade etmeyecek bu gülüşler.. Bundan otuz yıl sonra yaşamayacak bedenlerimiz.. Bu günü kurtaran küçük kahramanların, yarının bitik tablolarındaki yeri ne hazin! Dünyadaki bütün acıları ben çekeyim.. Bütün ayrılıkları tadayım.. Benden sonra kimse yaşamasın bunları.. Eğer gerçekten sunulsaydı bu, hiç çekinmezdim inanın. Kalbimi söküp aldılar önce.. Gülüşümü kedere çaldılar.. Bir tokat attılar ki, babamdan yemedim öylesini.. Utanmadılar yaptıklarından. Hiç çekinmediler bile. İki kuruşluk bedenler yerini tuttu koskoca bir yüreğin. Acıttılar ruhumu. Bu mühim değil aslında, yani benim bir birey olarak aldanışım veya tokat yiyişim falan.. Hiç mühim değil. Haksız da olabilirim. Pek tabi hatalar da yapmış olabilirim. Hiç düşünmedim ama ben, küçük oyunlar planlamadım. Düz yaşadım, kıvrımlarında savruldum hayatın. Güzel şarkılar dinledim, güzel kitaplar okudum ve güzel şairler keşfettim şu kısa hayatımda.. Belki böyle hüzün yüklü şeyler yazmayabilirdim evet. Ama hayat bir şeyler yüklüyor insana.. Bu bir şeyler yük oluyor elbet. Benim payıma da belki kederler düşmüştür.. Benim mutlu bir aşk hikayem olmayacaktır belki.. İçerliyorum tabi bu durumu da.. Ama bir abi gibi, bir baba gibi yüreğini sere serpe açan bir adama bunlar mı revaydı bilmiyorum.. Akıl verdiklerim, yürüdü gitti; ben ise aynı kederlerde yarım kaldım hep.. Helal olsun ne diyeyim. Günler hüzün yüklü geliyor üzerime.. O kadar çok istiyorum ki intikam almayı. Oysa yakışmaz bana, yakıştırmam! Ben bilip de bilmezlikten gelirim. Ama bilirim hepiniz ne kadar namuslusunuzdur.. Kalpleriniz, dilleriniz, bedenleriniz ne temizdir.. Bilirim aynaya baktığınızda Tanrı’nın sizi özene bezene yarattığının farkındasınızdır.. Ben tüm kötülükleri kabul ederim, ne derseniz deyin. Ama siz üzerinize hiçbir günahı almayın sakın. Zira öyle güzel temizlenir ki insan ağzındaki birkaç kelamla.. Bir günahkar olarak ben diyorum ki; keşke yalnız beni yaksa cehenneminde.. Ve sizler cennetin o temiz hoşluğunda sonsuza dek var olabilseniz..

Oynadığınız oyunlar ne kadar temiz, gösterdiğiniz vücutlar ne kadar temiz, sevdalarınız ne kadar temiz; imreniyorum doğrusu..

KorsanKalem 10.25 29.06.2014

Benzer Yazılar

  • Mutluluğun Kıyısından Dönenler

      İhtiyar, aksak adımlarla kapıyı zorladı.. Basite indirgemişti hayatını.. Az yiyor, çokça içiyordu uzun yıllardır.. Al al olmuş yanakları müzmin bir ayyaş olduğunun göstergesiydi.. Masaya oturdu..  Sabahtan kalan şarabından bir bardak aldı ve yudumladı.. Her yudumda maziyi deşen zihni, yine onu çok eski yıllara götürmüştü.. Bir sahil kasabasında yedek subaydı.. Günler çok ilginç geçiyordu. Zira…

  • Medeniyetin üstüne kusan bir ayyaş!

    Çok tuhaf.. Sistem içine aldıklarını ağır ağır öldürüyordü.. Hep bir saymacaydı hayat.. Şu yıl geçsin bir kıdem alayım, on yıl sonra emekliyim, iki gün sonra tatil.. Evet hergün milyonlarcası bunlarla avutuyordu kendini.. Ve epey mutlu görünüyorlardı.. Koşturdukları ve aslında kendilerinin bir gram dahi istemedikleri serüvenlerde hayatlarını dünyanın en gereksiz, dünyanın en saçma şeyleriyle mahvediyorlardı.. Yarınlara…

  • Mutfakta..

    Sabah yine küfürün bini bir para uyandım.. Uykusuzluk beni öldürecek.. Keşke hiç uyumak diye bir derdimiz olmasa. Bence boşa geçiyor zaman.. Güzel rüyalar görmek farklı ama.. Neyse konu dağılmasın, ama uzun süredir rüya göremiyorum, çok mutsuzum.. 0730’da kalktım, erken yani! Normalde 0805 idealimdir, eğer bir iki dakika geçerse,geç kalıyorum mesai aracına ve aracın peşinden koşturaraktan…

  • Hastane Köşeleri..

                    Beynimden bir sıcaklık akıyordu.. Yer çekiminin etkisiyle burnuma kadar gelen kan, burun deliğimden aşağıya damlamaya başladı.. İlk o an ölüm gerçeğinin farkına vardım..  Bedenim iflasın eşiğindeydi.. Çok gülemiyordum ve somut bir şey yoktu gülecek…                 Doktorum hayalperestti.. Ve beni de motive etmek istiyordu.. Ben ise ranzaların soğuk demirlerine…

  • Aklıma Gelenler/Aklımda Olanlar-3

    Akşamın geldiğini ışıklardan anlarsın büyük şehirlerde.. Bir kısım devam ederken sefasına, bir kısım hala sefalette.. Gökyüzü bulutlara emanetti, karşıyı sis çalmış.. Biliyor musunuz ya da farkında mısınız bilmiyorum ama; medeniyet doğaya hep boyun eğecek.. Islaktım.. Tüm şehrin nemini taşıyordu bedenim.. Zehirli yağmur damlaları bedenimde süzülüyordu.. Kim bilir hangi hastalıkların sebebi olacaklar.. Tıkanırdı kanalizasyonlar, bir yağmurda…..

  • 05.30 Yazısı.. (Bu yazı için uyumadım be!!) “Yat Geber”

    Koskoca sevgi denizindeki, çorak bir sevgisizlik adasıydım.. Güzelim düzlük ovaları çevreleyen karamsar sıradağlardandım.. Gecenin beşinde, kek yiyerek yazma cesaretini nereden buluyordum?.. Ve herkes uyurken.. Büyük şehirlerden nefret ediyorum.. Evet ben uzaklaşmışım insanlardan.. Yabancılaşmışım.. Ama üzüldüğümü söyleyemem.. Metrodaydım ve iki kadın işyeri muhabbetlerini bitiremiyorlardı.. Saat 23.34.. Ve metroda aslında ne iyi bir şef olabileceğini anlatan bir…