Saçma Sapan Saçmaladım…

Hüznün ve kederin sardığı bedenimi alkolle uslandırdım dün gece yine.. Zil zurna tabirinin ne olduğunu anladım yani.. Bazen gerekiyor içmek ve de kendinden geçmek.. Şuan karanlık bir Amasrada laptobın yarım şarzıyla medeniyete ulaşma çabalarımı bir kenara bırakıp bu yazıyı yazıyorum. Bir anafikri ve vermek istediği bir mesaj yok, zaten yazdıklarımı okuyan da yok
ve zaman hızla geçerken elinden tutamadıklarımızın, tutup da bıraktıklarımızın hüznünü taşımaktan inan ki çok yoruldum..

Benzer Yazılar

  • Benim yazabildiklerim.. (Aslında hiçbir önemi yok!)

    Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm.. Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı…

  • Uyuyan Adamlar, Uyuyan Kadınlar ve Uyumayanlar..

    Soğuk bir yaz akşamı ya da kıştan kalma bir gün sonu, Sıcak yataklarına çekiliyordu milyonlarcası.. Bazılarıysa, uyuyamamaktaydı.. Gün ışığının yerini tutamayan, solgun bir ampulün yanı başında delice yazanların ötesinde, karanlık sokakların soğuk duvarlarına yaslanarak sızmaya çalışan o ayyaşların hüzün saçan kokusuydu içimizdeki.. Kırıktı her şeyimiz.. Kalplerimiz, gözlüklerimiz, tekerlekli sandalyelerimiz.. Hayat kırıklıklarını, zamanın kırılmalarıyla birleştirdiğimiz şarkıların…

  • Öğretmenim..

    Şimdi bu günün, anlam ve önemimden bahsediyorlar, koca koca adamlar televizyonlarda! 364 gün çaldılar çırptılar.. Oysa ki öğrenememişti onlar paylaşmayı ve hiçbir öğretmen de öğretemezdi paranın daha önemsiz olduğunu sevgi karşısında! Zira benliklerini satmışlardı.. Bunca bencilliğe rağmen bizlere hayatınızı paylaştınız, sizin gibi dimdik bakabildiğim için mutluyum, öğretmenim bugünlerimi size borçluyum. Her güzel şey için teşekkür…

  • Bardak dünden razı..

    Babamın zulasındaki 70lik Tekirdağ şişesini kaptığım gibi, mutfakta beyaz peynir, rakı kadehi ve suyumu hazırladım. Rakıyı sodayla beraber içmeyi severim. Ama evde soda kalmamıştı. Geleneksel yollarla içmenin gerekliliği doğdu ve sırf bu yüzden içmemezlik yapmadım tabi.. İçimi ısıtan bir yol alışla ilerledi bedenimde.. Ağzımdan, bedenimin her köşesine yayılan sıcaklık.. Nitekim mevzu bu değil; uzatmayı da…

  • Kötü bir gece

    Karanlık odalarımıza sığındık. Binlerce sayfalık kitaplarımıza sarıldık Seni aradık, Gökyüzünde değildin Gökyüzünde olsan olmazdı yeryüzündeki kötülük Yerin binlerce kilometre altında değildin, Yerin altında ecelsiz öldürülen bedenlerden başka bir şey yoktu çünkü Toprağına çıplak ayaklarımızla bastık, suyunla yüzümüzü yıkadık Ne hikmet vardı, ne rahmet, ne huzur, ne sevgi… Tükenen kaynaklar arasındaydı insanlık Sana yüzümü sürmek isterdim…

  • Ölmek hiç bu kadar ızdıraplı ve zor olmamıştı!

    Ağızlarını doldura doldura nasıl uşaklık ettiklerini anlatıyorlardı.. Nasıl kabullendiklerini haykırıyorlardı sağa sola.. Anlamaktan, algılamaktan çok uzaktaydım her birini.. Akışını izlerken bir derenin, öylece süzülen balıkların saflığına gülümsüyorum.. Pek çok şey oluyor.. Dünya dönüyor.. Uyanıyoruz ya da uyuyoruz fark etmez.. Kulağımıza çalınan birkaç ezgiden aldığımız tadı hiçbir muhabbetten alamıyoruz mesela.. Ve insanlar tokalaşmaktan bile uzak iken,…