Geceye Düşülen Notlar-12

Yorgundum.. Herkesin yaşadığı yorgunluklara, dertlere tasalara sahiptim.. Büyük şehirlerin yaşamından uzak yaşıyordum.. Ama nihayetinde bir şekilde ilişkim oluyordu büyükşehirlerle..

Ankara.. Bulutlarla kaplıydı, soluk ve ıslaktı.. Renksizliği şaşırtmadı.. Artık renkli olamazdı olmamalıydı.. Siyasetin pisliği tüm doğasına işlemiş ve sevimsizleşmişti.. Hava da tam uygundu şehrin bu haline.. Artık Ankara ölmüş bir kentti benim için.. Kaybedilmiş bir parça, yitirilmiş, sindirilmiş, çorak..

Otobüste kafamı cama dayamış yolun gidişatına göre çevreyi izliyordum.. Gözüme takılanları aktarmalıyım diye düşündüm o an.. Bunu herkes duymalı, işitmeli, düşünmeli.. Düşünmeli.. Eğri oturup doğru düşünmeli..

Sırtında bir hırka, eskice.. Yürüyordu ıslak kaldırımda.. Öyle düşünceli, öyle kederli.. -Otobüsten inip fotoğraflamalıydım o kederi.. Dünya dönüyordu.. Akrep yelkovan herzaman ki hoyratlığını sürdürüyordu.. İlerliyordu ve yaşam geriliyordu işte..-

Sırtında bir hırka, eskice.. Yürüyordu ıslak kaldırımda.. Öyle düşünceli, öyle kederli.. O orta yaşlı amcayı gözlemlerken,amcayla porsche marka bir araba aynı kareye girdi.. Aynı objektife yakalandı.. Beyin süzgecinden geçirdim o anı.. Kalp titizliğimden.. Sindiremiyordum.. O arabanın ederinin o amcanın hayatına neler getirebileceğini düşündüm.. Evet adaletten bahsedenler düşünmeliydi.. Terazinin küfeleri eşit seviyelere gelemedi hiç.. Tartarken darasını almadı birileri..

Amca derinden baktı.. Arabanın o pürüzsüz o ihtişamlı yapısına.. Birileri için ömrünü tüketmişti ve hayattaki yeri o arabanın çok gerilerindeydi.. Biliyorum hayat böyleydi.. Kabul edemem ama bu tutarsızlığı.. Onaylayamam..

Ankara’da ilerlerken öylece, otobüste, kafam camda dayalı.. Pavyonlar vardı, meşhur.. Mutluluğu pavyon pavyon gezerek arayorsanız, bulamayacaksınız.. O kadar kolay değil.. Ölüm serinliğini tatmayanlar, yaşam sıcaklığını hiçbir zaman farkedemeyecekler.. Hayat böyledir, düşmeden “dizlerin parçalanmadan” öğrenemezsin.. Ve en büyük dersi ölüm verir son soluğu vermek üzereyken..

Gözüme ilişen bir şeyi de aktarmadan edemeyeceğim.. Kıç kadar yerlere büfe kurmuşlar.. Adam kıçın kıçın dönerek satış yapıyor.. Sıkışıklığı hiç sevememiştim zaten.. Ama bu tablo içler acısıydı.. Kıç kadar yerde sabahtan akşama ölenler var.. Hayatı bu kadar peşkeş çekmemeli..

Koca koca şehirlerde yağmurun harap ettiği bu kaos trafiğinin içinde kalıveriyorsun bir anda.. Yan otobüs şehir hattı.. Oturanlar kadar ayakta dikilenler var.. Bir şehrin büyüklüğünü oradan anlarsın zaten.. Ayakta giden yolcu çoksa boktur işin açıkçası.. Büyük medeniyetlerin kanalizasyon sistemlerinin eşsizliği ve enfesliğinden dem vurulur.. Ama giderin sonu denizi bulur.. İçine ediş hikayesi.. Herşeyin..

Trafik tıkalı.. Yağmurlu bir hava, durakta bekleyenler ve otobüslerde, arabalarda seyir eden yolcular ve ben onları seyreden bir adam.. Bir yerden bir yere gidiş hikayesiydi bu.. Büyük şehirlerde herkes bir yerlere gider.. Büyük şehirlerde hayat akıp gider..

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-1

    Yolların bitmek tükenmek bilmeyişi aslında birçok insanı korkutmuştur. Tabi engebelidir yollar, keskin virajlı… Kuralları vardır, levhaları, ışıkları… Uymaz genelde insanoğlu hiçbirine ve ağır gelir yolun yükü. Bir yerlere toslar gidersin… Evet, yorucudur da, hele uzun yolculuklar… Değişen şartlar, koşullar… Ama tek bilindik şey, belirsizlik… Dünya çok belirsiz aslında… Ki bu belirsizlik, bazen çıldırtıyor insanı… Gerçekten!…

  • Geceye Düşülen Notlar-29

    Geceye Düşülen Notlar-29 (Bu şarkıyla okursanız sevinirim) Yıldızlar kadar güzeldi yüzü… Ben hiçbir yıldızı yakından görmedim. Teleskopla da bakmadım hiç. Kavrayamadım gerçekliğini. Uzmanlara göre bundan yıllar yıllar öncesinin yansımalarını görüyormuşuz hala. Yani demek oluyor ki belki gökyüzü sandığımız kadar parlak değil. Belki gördüğüm yüz, sandığım kadar güzel değil. Ama inanmak istiyor insan. Sarsılırken hayata karşı…

  • Geceye Düşülen Notlar-13

    Hayat uzunca bir kaydıraktan kaymaktı ve bunu anlayacak çağları çoktan geçmişlerdi.. Sürünün içine katıldığımızdan beridir bunca telaşımız.. Ve beklenenlerin hep beklenmekle kalacağını bile bile bekleyenlerdeniz.. Saat geç olmuştur.. O muazzam saatte durakta öylece bekleyenler olur.. Gelmeyecektir otobüs.. Ve bir durakta sabahlayacaktır bekleyen.. İşte onda umut bitmiştir.. Ölmüştür beliği.. Bir fotoğraf seyrettim bugün.. Şarapçı Ali’ydi adı…..

  • Geceye Düşülen Notlar-27

    Yenildiğim her oyunun ardından, bir kere daha yenilmek üzere saldırdım inatla! Yine yenildim, yine, yine ve yine… Sonra top patladı, sapanın lastiği koptu, bisikletim ortadan ikiye ayrıldı ve düştüm; dizlerim ve dirseklerim parçalandı, çeneme altı dikiş atmak zorunda kaldılar. Çenem büzüldü. Hiçbir şey, hayatımda hiçbir şey acıtmadı canımı, hırsın ve zirvenin kurtlarından başka! Ama boş…

  • Geceye Düşülen Notlar-11

    Kaydadeğer bir yaşantım olmadı genelde, sıradan yağmurlarda ıslandım, yalpalandım, dışlandım, sevdim, yumruklandım.. Altıma işediğim olmuştur çokça.. Bir kızın gözlerine dalıp utanıp kaçtığım da.. Merağımın nelere neden olabileceğini de bir süre sonra öğrendim.. Çocukluğuma inecek kadar güçlü değilim.. Çocukken çok güçlü ve kusursuz görürdüm dünyayı.. Ama bilmiyordum daha büyüklerin ne kadar sorunlu olduklarını.. Sıradan ve sorunlu…

  • Geceye Düşülen Notlar-5

    Acıydı hayat.. Ama şiddeti hep değişti.. Yorgunum bugünlerde, aslında severdim temmuz ayını. Bu ayın renklerini.. Tadı tuzu yok oysa! Çoğu insan sessizliğin asaletini farkedemedi.. Çatık kaşlarını her daim gösterdi hayata.. Mutluluk neydi? Göreceli.. Bu günlerde hastayım ve de huzursuz.. Gece hep hüzün katmıştır ruhumuza ve ben hüzünlüyüm işte! Anlamadı hiç, anlatamadım kendimi! Ben yaşadıklarımı ulu orta…

Bir yorum

  1. Ankara…Bahsettiğin şehir, yok olmakla yüz yüze gelmiş bir milletin simgesidir, insanların pisliğini,solukluğunu, sindirilmişliğini şehre atmak çok da adil olmasa gerek!

Yoruma kapalı.