Geceye Düşülen Notlar-20 (Geçit Yok!)

            Gök maviliğinde uçuşan bulutların hemen altında birbiriyle yarış içindeki iki kuş öyle özgürdü ki.. Kendi esaretimizin farkına varmamı sağladılar.. Ve yol çizgileri bitmek bilmiyordu.. Gökyüzü gibi sonsuzdu o çizgiler! Yemyeşil ormanların arasından süzülüyorduk.. Kıpkırmızı toprak üzerindeki yemyeşil ağaçlar süslüyordu doğayı.. Tükenen bizlerdik doğanın karşısında.. Tükenen gençliğimizdi, arabalarımızın ömrüydü ve yakıt depolarındaki benzindi tükenen.. Yollar, doğayla paralel bir şekilde ilerliyordu ve bu birlikteliğe sadece refakat ediyorduk bir süreliğine..

            İşte sorun tam da burada çıkıyordu.. Unutulan refakatçilik.. Kişi refakat ettiğini, bir kiracı olduğunu unuttuğu vakit; çıkar ve ihtirasla saldırır dünyaya.. Ve bu noktadan sonra doğru, cebini dolduran ne ise odur.. Oysa doğrular vardır hayatta.. İçselleştirilmiş gerçeklikler.. Komplo teorilerinden uzakta, tamamen insan doğasıyla uyumlu olan gerçekliklerden bahsediyorum.. Birileri şimdilerde kendi doğrularını dikta ettirme telaşıyla her tarafa saldırsalar da, insanın yaptığı eylemlerde aslına bakarsanız geçmişten gelen bir doğru yön hep vardır, insanlar bunu görmezden gelseler de o vardır hep..

            Var olma telaşıyla, yok olacağımızı unuttuğumuz andan itibaren, yeryüzünde savaşlar egemen olmuştur.. Ve bir kağıt parçası gibi yırtılıp paramparça edilen iyilik, ne acıdır ki günümüzde mikroskopla aranmakta.. Hiç ders almadık ve göremedik doğanın bize gösterdiklerini.. Bir karıncanın, ya da bir kuş türünün o enfes yaşamını.. Yaşamın üstün kılınmadığı bir dünya bizimkisi ne yazık ki.. Ölümlerin amaçsız olduğu ve geriye bakıldığında vahşetten başka hiçbir şey olmayan koca bir sefalettir insanlık!

            O yüzden tiksiniyorum.. O yüzden kale almıyorum insanları.. Her biri şaklabanlıktan öteye gidemeyen, başkalarının adamı olmuş; ama adam olamamış çıkarcı zihniyetleriyle çatışıyorum.. Adil olmayan bir yaratım sürecinde şükrederek pollyanna ibadeti gütmemi beklememeli kimse benden.. Şartları eşit olmayan süreçlerde, beklentilerin aynı derecede olmasını aklım almıyor.. Ve kayıt altında tutulduğum her hareketimin, aslında yaratım sürecinde benim özüme konulduğuna hiç kimse karşı gelemez.. Bundandır ki, bu zulmü var eden yaratım sürecinin en başındakinden başka kimse değildir.. Yani bu sahte oyunların, koca bir çocuğu eğlendirmek için yapıldığına inanmamı bekliyorsanız daha uzun süre bekleyecek olduğunuz ayrımını ortaya koymaktan çekinmeyeceğim.. İtaat eden toplumları, dahiyane fikirlerinizle oluşturduğunuz o kutsal planların şamar oğlanı haline getirdiğiniz apaçık ortada.. Bu talana, bu yalanlara karşı tükenene kadar mücadele etmek boynumuzun borcu.. Geçit Yok!

KorsanKalem 00.45 14.05.2013

Benzer Yazılar

  • Bir takım isteklerim var Ağbiler!

    Büyüdüğü evin yıkılışını izleyen çocuklar gibi izliyoruz şimdilerde… Bir ülkenin ve dünyanın neye dönüşeceği korkusu içimizdeki… Oysa biz eskiden sokaklarda; yırtık kazaklarımızı, yamalı pantolonlarımızı umursamadan oynardık hep birlikte… Yıllar geçti, büyüdük. Aynı oyunları oynadığımız mahallemizin çocuklarıyla, şimdi aynı sokakta bile yürüyemiyoruz. Bırakın selamlaşmayı, rastlaşmamak için yolumuzu değiştiriyoruz. Her şeyin biraz eskidiği bir çağdayız sanırım. Ya…

  • Geceye Düşülen Notlar-28

    Geceye Düşülen Notlar-28 Kendini bir döngünün içine soktuğunda, dönüşü olmayan bir yola da çıkmış oluyorsun. O yollar çekilmez oluyor, ama çekiyorsun. Kurtuluşu olmayan esirler gibi, ölüme giden idamlıklar gibi çaresizsin. Ve bir bulut yığını kaplamış tepeni. Yağmur yağdı yağacak. Ama bazen insan her şeye kayıtsız kalabiliyor. Aynadaki yansımama boş gözlerle bakıyorum. Dökülen ve hızla beyazlayan…

  • Geceye Düşülen Notlar-27

    Yenildiğim her oyunun ardından, bir kere daha yenilmek üzere saldırdım inatla! Yine yenildim, yine, yine ve yine… Sonra top patladı, sapanın lastiği koptu, bisikletim ortadan ikiye ayrıldı ve düştüm; dizlerim ve dirseklerim parçalandı, çeneme altı dikiş atmak zorunda kaldılar. Çenem büzüldü. Hiçbir şey, hayatımda hiçbir şey acıtmadı canımı, hırsın ve zirvenin kurtlarından başka! Ama boş…

  • Geceye Düşülen Notlar-24

    Uyumayacağım gerçeğiyle yüz yüzeydim.. Ve bunu ne kahve ne de başka kimyasalla gerçekleştirecektim. Bizzat benliğimin tam merkezinden gelen bir dürtüyle yazma eylemine giriştim. Yaşanacak bütün hikayeler tam bu saatlerde son bulur, şehrin son otobüsleri de motor sustururdu. Ve ben gözlerimi kısık bir ışığın etkilerine alıştırırdım. İnsanoğlu öyle yada böyle uyum sağlıyordu her şeye.. Ben de…

  • Geceye Düşülen Notlar-7

    Düştük uleyn yine geceye yine,notumuzu.. Çok yoruldum bugün çok gezdim İzmir’de.. Özlemişim.. Yusuf’la baya gezdik abicim ya 🙂 Hayatı sorguladık, fotoğraf çektik, doğal yaşamı tanıdık, dünyayı ve insanları anlamaya çalıştık.. Çok güldük.. İlerleyen süreçte facebooktaki (Bir An) sayfamızda paylaşırız, fotoğrafları.. Ama ayaklarıma kara sular indi.. Artık geçmiş bizden, ya da çok hamladık biz.. Bu gün…

  • Geceye Düşülen Notlar-14

    Kirli, ıslak, çelimsiz ve kalabalık.. Eski, kırık dökük, paslı, küflü ve yırtıktı.. Bit pazarları çalıntı mallarla, çalıntı yaşamlarla doluydu.. Satıcıların soluk tenleri, alıcıların karanlık bakışları ve kumarbazların adi gülüşleri içindeydim.. Pis bir koku.. Ölü hayvan kokusu.. Bir leş.. Şişmiş.. İçler acısı yalnızlığı hatırlatıyor.. Herkes sevgilerini ellerine almış.. Pazarda yok pahasına satılık kalpler.. Herkes sevmeye hazır…..