Sinema salonlarında ağlayan adamlardandık, çok aldandık..

829285-009Sonra bir kadın tüm umutlarını, tüm hüzünlerini, tüm kadınlığını sana veriyor. Ve sen tüm bunların altında eziliyorsun. Gecenin tüm biriktirdiği, günün tüm kırıklığı, bütün kırışıklıkların ve boğazındaki o düğüm koca bir yük oluyor. Yaptığın hamallık da, yanına kar kalıyor. Biriken bir yığın, yuvarlanan bir kar topağı ve nihayetinde büyük bir çığın altında kalıyorsun. Toprağın kabul etmediği bedenin kendine, yeryüzünde de tam bir yer bulamıyor. İki arada bir derede kalıyorsun. Ne köy oluyorsun ne de kasaba! Sürgün bir hayat sürüyorsun adeta!

 Kırgın adamlar, hep kırık dökük kalıyor ve hep kırılıyor.. Oysa kadınların çoğu, kırıldıkları yerden filizleniyorlar. Sonra bir sürü yarım yamalak adam, yarım yamalak hikâyelerin peşinde heba oluyor. Peşinden koştuğu hikâyeler de uzayıp roman oluyor! Ama bir adamı suçluyor görgü şahitleri. Ki adamlar hep suçlu oluyor! Öyle bir dönem ki bu, adamlar kadınlardan korkuyor ve yalnızlık sadece Allah’a mahsus olmuyor bu dönemlerde..

Kirli hikayelerin de taraflarında kadın ve erkek; tertemiz hikayelerin de… Ama gün geçtikçe herkes kirleniyor. İnsanlık değerini her geçen gün yitiriyor bu kirli tezgâhlarda. Çocukken düşlediğimiz dünyayı; bok kokuları sarmış! Uçurtma bile uçurtmuyor çocukları şehrin. Düzenin sanallığında eşlerini seçen yalan müptelaları, her geçen gün daha iyi bir tiyatrocu oluyor. Ve rolünü iyi yapıyor bu saltanatı kendine has sanal iktidarında!

Hayat bir kabulleniş meselesidir. Sana verilenleri, seni soktukları dar kalıplarda yaşamaya itenleri kabul edersin ya da reddeder yeni bir mücadeleye girişirsin. Kimi zaman kirli bir mücadeledir bu. Günümüzde kirli yanını seçmekte tereddüt etmez çoğunluk. Ama kimisi de vardır ki; zoru seçer ve bir ömür taşır bu yükü.. Bu yükü taşıyan adamların toplanma yeridir sinema salonları. Usul usul ağlaşırız utanmadan. Ağlamaktan utanılır mı hiç, utanmadan gülenlerin yanında! Usul usul yaşarız tüm hüzünlerimizi ve karanlık çökünce güne, gözlerimizdeki yaşlarla yatağa gireriz. Anlamak güçtür çoğunlukla, çünkü anlamaktan uzak yaşamlara bir ömür de anlatsan sonuç alamazsın. Nihayetinde sinema salonlarında hüngür hüngür ağlarken, hiçbir insanı yargılamaya dünyanın hiçbir mahkemesinin ve hiçbir insanın kibrinin gücü yetmez, yetkili de değillerdir!

Sinema salonlarında ağlayan adamlardandık, çok aldandık..

KorsanKalem 26.01.2015 00.58

Benzer Yazılar

  • Ölmek İyidir Bazen..

    Bazen ölmek iyidir.. Şu zamanlarda.. Yarının getireceği tüm pisliği görmeden toprağa düşmek iyidir.. Günden güne, böbürleniyorlardı.. Güç dengelerine yön veriyorlardı evet.. Tüm pisliklerini yayıyorlardı.. Kanalizasyon kokuyordu şehir.. Böyle günlerde ölmek tutarlı bir davranıştır.. Güç mekanizmaları ne hoyratlar! Çekinmiyorlar, utanmıyorlar yüzlerimize bakarken.. Sıkılmıyorlar.. Güçlerine güç katıyorlar.. Böyle günlerde ölmeli bazıları.. Misal sinmiş sıskalıklarında, renkli geceler düşlerlerken…

  • İnsanlar…

    Kibir ve burnu havadalık insanları ne meymenetsiz bir hale getiriyor! Oysa dünyalar bizim olsa nolacak! Bir abim iş hayatına başlamadan önce bir konuşma yapmıştı o konuşmadan aklımda kalan en önemli şeyi paylaşmak istedim bugün.. “Şimdi mesleğinizi elinize alıyorsunuz,paranızı cebinize koyuyorsunuz. Büyüyeceksiniz ancak şunu unutmayın, büyüdükçe küçülün! Bu tabiri “büyüdükçe küçülün” büyüdükçe düşünüyorum ve anlıyorum ne…

  • Sımsıkı Sarıldığım

    Ekmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar Ve kırık döküktü sevdalar Aşklar da yarım yamalaktı işte Sokağın hüznüne mi dalmalıydı? Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece? Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı, Dokunamadığımız ellere inat hem de! Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede… İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde! Kaldırım hüznüydü bu,…

  • Amasra’da Hüzünlü Bir Gün

    Sabahın erken saatlerinde bulutlar yine yaşlarını bıraktılar,yeryüzüne. Amasra hüzünlü bir havaya büründü.Oysa daha dün birçok insan termik santral kurulmaması için Bartın’da seslerini yülsettiler. Çeşm-i Cihan’ı kirlettirmeyeceğiz diyordu hepbir ağızdan insanlar. Tam da bunun ertesi sabahı, Amasra hüzün dolu bulutlarla kaplıydı. Zira doğa biliyordu herşeyi, insanın ne adi olduğunu! Yakıp yıkmada o kadar yetenekliydiler ki! Hayvanlar…

  • Kalın Kabukların Altında, Korkak Bir Kaplumbağa..

      İçimizde saçma bir yarım kalmışlık hissi yaşatıyoruz.. Saçma diyorum zira yarım yaşıyoruz her şeyi ve içimizdekinin de yarıma dahil olması şaşırtıcı olmamalı.. Üç bilinmeyenli değil beş bilinmeyenli bir denklem bu.. Bazen insanlar bir şey yaparlar ve hiçbir nedeni yoktur bunun.. Misal bir intiharın birçok nedeni olduğu söylense de, nefes alan bir bireyin intihar etmesi…

  • Moseyo..

    Günün sıradanlığı nüksetmişti yine.. Öğle arasına denk gelen bir an aptal kutusunda öylece gezinirken denk gelinen bir belgesele takılmıştık nihayetinde.. Leoparların daha doğrusu dünyanın bir gözlemiydi o belgesel.. Bir leoparın hayatını gözlemlemişlerdi ve kayıt altına almışlardı, başını kaçırmıştık sanırım sonuna yetişebildik ve belgeselciler de mutlu sonları sevmiyordu.. Zaten mutlu son yoktu! Bu arada leoparımızın adı…