İnsanlar…

Kibir ve burnu havadalık insanları ne meymenetsiz bir hale getiriyor! Oysa dünyalar bizim olsa nolacak! Bir abim iş hayatına başlamadan önce bir konuşma yapmıştı o konuşmadan aklımda kalan en önemli şeyi paylaşmak istedim bugün.. “Şimdi mesleğinizi elinize alıyorsunuz,paranızı cebinize koyuyorsunuz. Büyüyeceksiniz ancak şunu unutmayın, büyüdükçe küçülün! Bu tabiri “büyüdükçe küçülün” büyüdükçe düşünüyorum ve anlıyorum ne anlattığını. Ama çevreme bakındığımda o kadar büyük ve boş insan var ki… Ve burunları havada! Zaptettikleri makam ve mevkilerin esiri olup, çevresine uyguladığı baskı ve aşağılayıcı,ezici bakışı gördükçe iğreniyorum.. O yzüden lütfen büyüdükçe küçülün…
KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Yarım Kalmışlık, Kin, Delilik Üzerine, Vs.

    Ne yaşarsak yaşayalım, hep bir yarım kalmışlık var farkettiniz mi bilmiyorum. Zaman geçiyor, ama birşeyler eksik.. Bulmacanın hep bir karesi boş.. Yap-bozun bir parçası eksik.. Gülüşlerin bile kahkalarında farklı bir ton.. Sıkılıyorum, monoton geliyor bazen hayat ki öyle.. Bir amacımız olmalı, yani bir şeyler katmalıyız hayata! Herkez öyle yada böyle aynı hayatı yaşıyor, tabi standartları…

  • Gözlerim kapalı..

    Bu yaşlar da silinir gider elbet.. Bu dertler de tükenir. Düşmek yaralamadı ki beni. Yediğim yumruklar acıtmadı hiç. Yediğim tokada gocundum ben sadece. Duyduğum söze darıldım. Çok gibi hissedip, yok olduğumu öğrendim. Bu düzen de sürer gider böyle.. Günlerin ardın sıra gittiği gibi. Hiçbir şeyin tadının olmadığı gibi.. Bayat bir çay gibi.. Bozuk bir saat…

  • 1 Eylül-Dünya Barış Günü

    Olmayan her şeyin bayramı var ne garip.. Bugün barış günüymüş dünyanın.. Barışalım o vakit.. Bir adam selfie çetkiyor köprüde, Hemen ardında, birazdan intihar edecek adamla birlikte Barış diyorduk değil mi? Barışalım.. Manşetler iç açıcı olmayabilir.. Misal bir adam eşini bilmem kaç yerinden bıçaklasa da bugün 1 Eylül? Barışacağız! Türlü dolaplar dönüyor, döndürülüyor; Türlü aldatmacalarla kandırılıyor…

  • Bana da bir duvar ayır…

    Yine yalnızlık çığındayız sayın dinleyiciler. Önüne kattığını deviriyor! Belki hava da buna müsait. Ama benim ömrüm göçebe, göçmen bir yığınım gezegende. Ondandır yurt edindiğim her memlekette, savaşlar kuşanmış insanlar. Belki kelimeler kurşungeçirmez, ama kelimeler de kanar bir şekilde. Kan kırmızısı şaraplarla yıkarım bedenimi. Bu yangın yerinde sana sığındım. Bak ellerim kocamandır benim, ellerin kaybolur bulamazsın….

  • Gerçekten mi?

    Şehirden bir otobüs kalktı ve her şey o zaman başladı. Kimi zaman, alakasız şeylerin arasında bir bağ olduğunu hissediyorum. Mesela bir çocuk koşarken düşer. Bir bebek, o an bir evde hiç olmadık bir nedenden dolayı ağlamaya başlar. Çocuğun acısını, o bebek duymuştur. Kimse bunun farkında olmaz. Bebek neden ağlar bilmez kimse. İşte o yüzden şehirden…

  • Uyuyan Adamlar, Uyuyan Kadınlar ve Uyumayanlar..

    Soğuk bir yaz akşamı ya da kıştan kalma bir gün sonu, Sıcak yataklarına çekiliyordu milyonlarcası.. Bazılarıysa, uyuyamamaktaydı.. Gün ışığının yerini tutamayan, solgun bir ampulün yanı başında delice yazanların ötesinde, karanlık sokakların soğuk duvarlarına yaslanarak sızmaya çalışan o ayyaşların hüzün saçan kokusuydu içimizdeki.. Kırıktı her şeyimiz.. Kalplerimiz, gözlüklerimiz, tekerlekli sandalyelerimiz.. Hayat kırıklıklarını, zamanın kırılmalarıyla birleştirdiğimiz şarkıların…