Gerçekten mi?

aa

Şehirden bir otobüs kalktı ve her şey o zaman başladı. Kimi zaman, alakasız şeylerin arasında bir bağ olduğunu hissediyorum. Mesela bir çocuk koşarken düşer. Bir bebek, o an bir evde hiç olmadık bir nedenden dolayı ağlamaya başlar. Çocuğun acısını, o bebek duymuştur. Kimse bunun farkında olmaz. Bebek neden ağlar bilmez kimse. İşte o yüzden şehirden bir otobüs kalktı ve her şey başladı. Kapkaranlık bulutlar kapladı tepemizi. Soğudu hava. İçtiğim sigaranın tadı bozuldu. Kahve pek bir sevimsiz göründü gözüme. Mesela o an; bir gökkuşağı çıksa, hiç umursamazdım. Çünkü bir şey değişmişti o an. Bir şey gitmişti. Bir otobüs…

Gece kuma karışmıştı aslında. Ve ellerimi kuma soktuğumda, tarif edemeyeceğim bir his doğuyordu içimde. Çünkü O da sokuyordu… Bazen bir bira; kafanın içindeki tüm soruları, tüm cevapları, tüm kederleri ve anıları siliyor. O anı yaşıyorsun. O andasın, ondan ötesini silip almışlar ruhundan… Bu anlar çok olmuyor aslında. Bazen o anların da farkında olmuyorsun. İşte ben farkındaydım nedense. Otobüsün gideceğini bile bile o anın içindeydim. Çünkü gözlerinden vazgeçmek ahmakça olurdu. Sesini duymamak, kokusunu içime çekmemek… Dayanılmaz acılar çekmek, dayanılır bir hayatın ön koşuluydu sanırım. Bir şeyleri anlamak için, bazı şeyleri anlayamamak gerekti. Direndiğim, mücadele ettiğim ne varsa; sonunda O’na çıkıyordu. Sonunda o bekliyordu.

Bazen olmadık şeyler, olmadık sonuçlara çıkarıyor insanı. Karşı olduğun sanallık, gerçek bir hikâyeye dönüşüyor mesela… Senin dışında, senden farklı bir dünya kapılarını açıyor tüm güleçliğiyle. Ve bir şey anlatıyorsun ortalık yerde. Kum bulaşmış bileklerine ve şişenin yarısı bitmiş… Birden; “Gerçekten mi?” diyor. O sorunun karşısında, dünyadaki bütün yalanları yakasın geliyor. Bir daha sorması için ne anlatabilirim diye düşünüyorsun. O an başka birinin anlattığı her ne ise, duymuyor kulakların. Çünkü inanamayacağı bir hikâye bulmak zorundasın. Muhtaçsın artık. O soruyu bir ömür duyabilecek cesarete sahipsin.

Zaman geçiyor. Bazen hiç beklemediğin bir şey geliyor. O beklemediğin şey, senin hayatına olmadık bir etki ediyor. Bir köpek… Hafif aksak… Sevdiriyor kendini. Köpeği severken, arada ellerimiz değiyor birbirine. Şanslı hissediyorum kendimi. Sonra köpek aramıza yatıyor. Öyle güzel yatıyor ki, bir köpek yatma yarışması düzenleseler gözü kapalı birinci gelecek… Sonra O da yatıyor. Bacaklarıma başını koyduğu an, dünyanın bilinmedik bir kasabasında ufak şiddetli bir deprem oluyor. Hissediyorum o an o depremi. Ya da kalbim kasılıyor. Damarlarım bir saniyelik boykot ediyor bedenimi. Kanım duruyor. Sonra yattığı yerden bana bakıyor. Gözlerindeki uysallığı anlatmak güç… Hiç anlatamayacağı şeyler vardır insanın. İçinde bir yerlerde sakladığı, sakındığı… Sanırım bakışı bir ömür gitmeyecek aklımdan.

Usulca bir şey fısıldadı. Duymadım, Ona doğru eğildim… “Teşekkür ederim” dedi. Bana teşekkür etti. Ama anlamadım. “Neden?” dedim. “Öyle işte” dedi. Ben de teşekkür ettim. Sabaha kadar binlerce kez teşekkür ettik birbirimize… Gece sabaha gidiyordu usul usul. O teşekkür etti. Ben teşekkür ettim. Gece bitti. Karşımdaki deniz mavi, tepemdeki gök mavi, yanımda mavi… İçimde durmadan dönen bir soru: “Gerçekten mi?

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Garip

    Epey yorucu günlerin ardından, nihayet yazmaya fırsat buldum.. Kar kış soğuk nedir be hayat felç oldu adeta.. Sistem kitlendi.. İnsanlık doğa anaya boyun eğmek zorunda bırakıldı.. Adam olun lan der gibi bir uyarı sezinledim sanki.. E tabi biz dağ tepe dümdüz gittiğimiz için, doğa tahribatında vurdumduymaz para babalarının kentsel projeleri dahilinde, katledilen doğa sanırım farklı…

  • Şah-Mat!!!

    Şah çekip duruyorsun! Ve her şah çekişinde böbürleniyorsun, garip bir gururlanma.. Şaşkınlıkla izliyorum oyunu, yapmak istediğini biliyorum. Tüm gücünle bana saldırıp köşeye sıkıştırmak tek hayalin.. Gözümün, yenilmiş pislik bakışını almasını görmek istiyorsun işte.. Nasıl bir hırstır, ne gözü dönmüşlük. Hamle hamle yaklaşıyorsun ve köşeye sıkışmaktayım. Hakaretler ediyor, yanındakilerle eğleniyorsun.. Çok da önemsiz bir haldeyim,yanınızda.. Sıradan giyinen,standart bir adamım…

  • İnsan..

    Şu yada bu sebeplerden dolayı bir süre yazı yazanadım, öncelikle bu yüzden affınıza sığınıyorum..  Ve hemen yazmalara koyuluyorum. İnsan.. Bu dünyaya insan olarak geldik.. Kendimize insan diyene kadar hep hayvanları taklit ettik. Sonra bir sıfatla üstünleştirdik kendimizi: Düşünen hayvandık hepimiz! Evet düşünüyorduk ve o halde vardık! Felsefe yaptık.. Ama etik anlayışımız biraz düşündürücüydü! Yargılar yetiştirdik….

  • Bir mızıkam olsun isterdim..

    Bir mızıka ezgisinde bitirebilirdik tüm savaşları… Küçük adamlar değildik! Bedenimiz büyüdükçe küçülen dünyalarımız vardı.. Küçüldükçe şiddetlenen bir topluluğun, azınlık haklarıydık.. Kararırken gökyüzü sevgilerin düzüşlerinde, Kirli yataklarda son bulurdu hayatlar.. Ve kan her zaman ki gibi kırmızı olmazdı, Farklı bir renk alırdı, Farklı ve iğrenç.. İnsan gibi..   KorsanKalem 08.12.12 17.35 Görüntüleme: 282

  • Yitirilen

    Yitirilen Kafamı kuma gömüp bedenimi açıkta bıraktığım bir gün, baldırımda hissettiğim acı tüm vücuduma yayıldı. En son ne zaman kanadım, hatırlamıyorum. Ama kanadımı kopardıkları günü hatırlıyorum. Gökyüzünün en ulaşılmaz dediğim noktasından aşağı doğru süzülürken, kanadım olmadan yaşayamayacağımı zannediyordum. Fakat yaşadım… Yaşamak buysa, yaşadım… Tasviri güç anlar vardır. Benim yere çakılışım da bunlardan birisi olmalı. Çünkü…

  • Amasra’da Hüzünlü Bir Gün

    Sabahın erken saatlerinde bulutlar yine yaşlarını bıraktılar,yeryüzüne. Amasra hüzünlü bir havaya büründü.Oysa daha dün birçok insan termik santral kurulmaması için Bartın’da seslerini yülsettiler. Çeşm-i Cihan’ı kirlettirmeyeceğiz diyordu hepbir ağızdan insanlar. Tam da bunun ertesi sabahı, Amasra hüzün dolu bulutlarla kaplıydı. Zira doğa biliyordu herşeyi, insanın ne adi olduğunu! Yakıp yıkmada o kadar yetenekliydiler ki! Hayvanlar…