Ah be güzel kardeşim gemi batıyor

Ah be güzel kardeşim gemi batıyor…

Ah be güzel kardeşim gemi batıyor…

Dökülmüyor. Artık dökülemiyor. O kadar çok aktı ki gözümüzün yaşı… Artık, içimize doğru kanıyoruz sanırım. Kötülüğü yaymanın bu kadar kolay, sevgiyi anlatmanın da bir o kadar zor olduğu bir dünya burası. Ve sanırım artık kabul etmek gerekli; kötüler daha çoklar. Bir süre sonra tüm bu olanları görüp de diyorsun ki; bundan ötesi olamaz artık. Bu sınır! Bu bir insanın kötü olabileceği son nokta… Ama sonra, dünyanın farklı bir köşesinde, ya da yan sokağın kadar yakın bir yerde, veyahut hiç uzağa gitmeden evin bir başka köşesinde; yeni bir çılgınlığa daha tanık oluyorsun. İşte o an, o vahşetle yüz yüze kaldığın vakit; bir şeyler kopuyor. İçinden, yüreğinden, aklının bir köşesinden… Ama ağlayamıyorsun artık. Çünkü doğduğun ilk gün, kanla uyandın bu dünyaya. Ve sanırım bu kan çekiyor seni de kötülüğün içine. Kötü olmasan da, kötülerin zulmünden bir şaplak da sen yiyorsun suratına!

Evinde bir çiçeğe su vermeyen, bir hayvanla lokmasını paylaşmayanlardan bahsediyorum aslında ben. Bir çocuğun gülüşünde umudu görmeyen, kalpleri zifiri karanlıkla kaplanmışlardan… Oysa bir sabah, güneşin doğuşunu izleyebilselerdi bir kere olsun; bu dünya daha aydınlık olacaktı buna eminim! Hiçbir kavgam yok insanlarla. Din, ırk, renk… Umurumda bile değil insanların bağlı olduğu gruplar, cemiyetler… Herkesin inandığı hayatı yaşamasını diledim ömrüm boyunca. Bir diğerine zarar vermeden nefes almasını ve yaşamın kutsallığının farkında olmasını… Ömrüm boyunca bunun mücadelesini verdim. Çocukluk çağlarımızda biz, çocuk olamadık bu ülkenin diğer bütün insanları gibi. Hep bir kavga vardı. Hap gözyaşları çevreliyordu bizi. Büyük kararlar vermeye zorladırlar gençliğimizde. Oysa attığımız adım dünyayı titretemiyordu. Hep yalnızdık. Çünkü başkalarını da düşünüyorduk. Onların kanayan yaralarını sarmaktı niyetimiz. Ama çevremizdekiler, kalabalığın içinde uyumlu yaşamamızı öğütlüyorlardı. Ah anlatabilseydim dünyanın güzelliklerini, ah bir çiçeğin narinliğini gösterebilseydim bu kan bürümüş gözlere… Kıyabilirler miydi o zaman o canlara? Neyin derdindesiniz? Nedir bitmeyen, bitiremediğiniz bu can almalarınız? Doymadı mı mideleriniz, cesetlerden? Bu günahı hangi kabrin içine sığdıracaksınız? Nedir insanın, insandan çektiği? Yeter ulan artık, yetmedi mi bu acı!

Bir gemideyiz. Herkesin bir kamarası var bu gemide. Herkes kamarasını övüyor. Diyorlar ki; “Ne güzel kamaram var! Cilalı duvarları, masası, buzdolabı var. Ama komşumunki daha geniş… Bir yolunu bulup oraya yerleşmeli…”

Ah be güzel kardeşim, gemi batıyor…

(Bu yazı hiçbir ideolojik amaç güdülmeden, tamamıyla insani bir duruşla yazılmıştır!)

16.00 21.07.15

İnstagram hesabımı da takip edebilirsiniz.

Ah be güzel kardeşim gemi batıyor…

Benzer Yazılar

  • İntihar Eşiği

    İntihar Eşiği Yorgun düşmüştü solgun tenindeki gözyaşları, Basit bir çocuktu mahallenin içinde savrulan, Saf tuttuğu yorgunlukların altında kalmıştı. Kırgın bir çocuktu kaba saba günlerin şaşkınlığında… Zamansız girmişti sevmediği kadınların koyunlarına Ve belki de hiç sevemeyecekti kadınlarını… Cahil bir çocuktu bu adi dünyanın peşinde koşturan, Hayalini kurduğu düşlerin ihtimalsizliğiyle uyumuştu. Şeker sanıp uyuşmayı denediği, Tütün sarıp…

  • Karanlık Odalarında Ölümü Bekleyenler Gizli Örgütü

    Olmasını istediklerimiz, olmayacak düşler olsa da; istemek en güzel şey bu dünyada! Olmasını istediğimiz şeylerin, olmayacağının farkına vardığımız anda ise derin bir hüzün kaplıyor içimizi. Bu eşyanın tabiatından geliyor. Hayatın garip oyunlarından… Güzel bir hayat kurmak, güzel bir hikâye yazmaya benzemiyor. Ki güzel bir hikâye kurulamıyor şu son dakika haberleri dünyasında. Belki haber kanallarının olmadığı…

  • Planlanmış Aksilikler

    Planlanmış Aksilikler Sefalet ve rehavet içindeki toplumlar, ayrılık tohumları ve savaşlar… Bana kalırsa, medeniyet toplu ölümlerden kurtulmuş kazazedeler toplamından ibaret. Tarihin kansız tek bir sayfası yok. Yırtılmış sayfaları saklayanlar da katiller cemiyetine üye! Ansızın çıkıp gelen bir kaçma isteği var içimde… Nereye, nasıl ve neden sorularının cevabını bilmiyorum. Ama istek beliriveriyor mütemadiyen… Sevginin en kutsal,…

  • Yenilikler…

    Hayat bizleri farklı yerlere sürüklüyor. Farklı hikayelerin içinde dolanıp yeni yollara, yeni umutlara yöneliyoruz. Hayalini kurduğumuz her şeyin artan ümidi ya da ümitsizliğiyle yaşamaya çaba gösteriyoruz. Ben de bu süreçlerin içinde, her anlamda yeni bir dönem olarak niteleyebileceğim bir döneme giriyorum. Boşladığım ve bir türlü sıralayamadığım her şeyi usul usul gerçekleştirme derdindeyim. Bu süreçte şahsi…

  • İzmarit yanıkları

    Usul usul yürüyorsun. Elindeki siyah poşetin içindeki şişeler birbirine vuruyor inadına. Sanki sokaktaki tüm pencereler senin aciz bedenini izliyor. Ve şişeler birbirine her vuruşunda sanki belediye, halka sokağa bakması için baskı yapıyor! Sense heybetli apartmanların yanında kendini daha bir ezik hissediyorsun. Yol uzuyor, sen kısalıyorsun ve yağmur hep, böyle olmadık zamanlarda yağmaya başlıyor. Yazdıklarının en…

  • Gece Sayıklamaları – 3

    Henüz çocukken, yani bir şekilde dünyayı ve dünyanın işleyişini kavramaya çalışırken bile günümüzde yaşadığım karmaşayı yaşadığımı hatırlamıyorum. Geldiğimiz nokta, içinden çıkılması güç ve bir şekilde çıkmayı başarsak bile ağır yaralar alacağımız bir duruma dönüştü. Yani adeta bir savaş var, bu savaşa girmemiz kaçınılmaz ve sonuç çok yönlü acılar içermekte. Zafer ise kimsenin pek de hoşuna…