Dinleyen var mıdır bilemem ama bir deli edasıyla anlatacağım inadım inat burada..

Çok yorgunum yine ve hafif kafam güzel, gerçi ben bu tabiri kullanmayı ve duymayı sevmiyorum.. Hayatın anlamsızlığını düşündükçe canım sıkılıyor. Ne basit şeylere üzülüyoruz ve ne sevgileri yıpratıp atıyoruz. İnancımı çok öncelerden yitirmiştim aşka karşı, karşıma çıkan bunca olumsuzlukla da inanabileceğim bir tabir değil artık ne yazık ki! Umarım gerçek aşklar vardır bu dünyada, ama tadmadım ve tadma çabam da kalmadı artık. Yani aşkı anlama çabalarından çok uzağım artık. Dünyayı anlama çabalarına giriştim. Ve inanın artık çok da önemi yok insanların duygularının! Paranın köleliği ve hırsların yüceliği çok daha önemli olmuş. Doğrudan, iyiden konuşan ne kadar çok insan varsa yalancı ve yabancı bu dünyaya..

Delirme çabalarına giriştiniz mi bilmiyorum hiç! Ama ben delilere özeniyorum, uzun saç ve sakalımla şu saçma hayatınızda bir deli olmak o rolü üstlenmek isterdim. Ve herşeye inatla hayatımı sürdürmek isterdim, kirli ve yırtık kıyafetlerimle..
Beceremediniz hiçbiriniz, yönetemediniz işte koskoca dünyayı! Kirlettiniz ve kirlettikçe kirlendi yüreğiniz.. Anlatılacak çok ve uzun şeyler var ve anlatmaya başladım ben.. Dinleyen var mıdır bilemem ama bir deli edasıyla anlatacağım inadım inat burada..

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Herkese benden 1 kupa.. Ben oynamıyorum..

    Ne oldu şimdi? Galatasaray şampiyon oldu.. Fener ikinci.. Trabzon üç Beşiktaş 4.. Bunların her biri seneye avrupaya gidecek.. Bursa da gidiyor sanırım.. Yakında Bursa-Fenerbahçe kupa maçı var.. Kim kazanır? Fener.. Niye diyeceksin, öyle anlaştılar be yaverim.. Şampiyonluk sevinç, kaybediş kaos kavga ve kan.. Bu ülkenin ne kadar çığrından çıktığının bir göstergesi.. Tahammülsüzlüğün dik alası.. Savaş…

  • Giden bir adam, gitmiş bir adamdır sadece..

    İlk zamanlar gırtlağında bir şey duruyor. Böyle topak gibi. Yutkundukça duyuyorsun acısını. Ki bu acı ne çok ne de az. Orta karar ama öyle rahatsız ediyor ki. Yani öyle bir şey ki bu, çocukken diz kapaklarımızdaki yaraların kabuklarını soymak isteriz ve ne yapıp eder kanatırız ya. İşte tam da öyle bir huzursuzluk bu. Ya da…

  • Herşeyde Biraz Hüzün Var!

      Yüzüne bakıyordum.. Aslında öylesine baktığında, adeta bir insan gibiydi.. Yani ayakları, elleri, kolları, gözleri, burnu, kafası.. Herşeyi yerli yerindeydi.. Ama birşey eksikti.. Beynin içindeki insanlık maddesi.. Bomboş gözlerle bombok bakıyordu.. Suratına tükürmemek için zor zapteddim kendimi.. Yapacak çok bir şey yoktu onun için.. Biraz konuşmayı denedim, kapalıydı.. Bir moron balığı gibiydi.. Ölü bir moron!…

  • Ağlamalı kusmalı horlamalı bir yolculuğa denk geldim..

    Malum filmde bir sahne var ya, eleman sigara için bir eve giriyor.. Gençler de ruh çağırma modunda, eleman nedendir hatırlamıyorum ama bembeyaz, haliyle içeri girince bizim gençler altlarına kaçırıyorlar korkudan.. Eleman arkadaşlarının yanına dönünce ” Abi bir tarikata denk geldim, işemeli sıçmalı bir ayin yapıyorlardı” deyip beni öldürmüştü:)  Bizim uzun yolculuğa da o filmdeki sahneden ilham…

  • Yolların kattıkları…

    Uzun yollar beni hep sahil kenarına çıkardı. Geceleri uzun uzun seyrettim denizi. Kokusunu içime çektim. Her şehrin sahilinde ayrı bir koku çalındı burnuma. Garip aslında. Ama çok da önemli değil. Işıltılı dünyaları bir kenara ittim bu yolculuğun sonunda. Kıyıda köşede yaşamanın hazzına eriştim. Sigaramın dumanını savurduğum her şehir bir şeyler kattı. Bir şeyler yüklendim sırtıma….

  • Aksilikler yüzünden

    Masadaki tabaklara, bardaklara, çatal ve kaşıklara bir süre gözlerimi dikip baktım. Hepsi kirliydi. Sonra aynaya bu kadar uzun bakamadığımı düşündüm. Tek bunu da düşünmedim aslında. Bir sürü şeyi düşündüm. Yazamayacağım, yazdığımda yatak döşek ağlayacağım şeyleri düşündüm. Ne kadar yalnız kalabilirim daha? Ne kadar daha aynı filmleri açıp izlerim sızana kadar? Yeni filmlerin muhteşemliğine inat, insanların…