07.10.2011 01.40

07.10.2011 01.40

Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız..

Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans ve ters orantılı olan sinirlilik hali.. Saat 6ya gelirken sabırsızlanmalar ve heran fazladan bir iş kösülme korkusu! İş yerlerinin meymenetsiz ve gaddar yöneticileri.. Patronun şakşakçı uşakları işte!

Ve beklenen an geldi.. Serviste yorgun insanlar.. Bir kısmı uyur, bir kısmı müzik dinler, kimisi boş gözlerle camdan dışarıyı seyreder. Entelleri kitap okur.. Her durakta sayı azalır..

Durağım.. Eve doğru kısa ve bir o kadar yalnız yürüyüş.. Aslında uzun.. Ve sonunda yalnızlığın beni evimde karşılayışı.. Dünden kalan yemeği tüketip saati 8e kurmak! Soğuk yatağın bıkkınlığı..

Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağım..!

 

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Beklerken

                      Bekliyorduk.. Öyle inandırmıştın.. Yemeği bekler gibiydi bekleyişimiz, güneşin doğuşunu bekler gibiydik.. Hani dik bir yokuş vardır, onu geçmek için ofuldaya ofuldaya yürürsün ya ki aslında bu da o yokuşu geçmeyi bekleme durumudur.  Yani hareketlisindir; ama hareketin bir amacı beklediğin içindir.. Bekliyorduk.. Çünkü öyle inanmıştık.. Öyle inandırmıştın..                 Sonra yağmur yağdı.. Gökyüzünün maviliğini lanet…

  • Rahatlama Anı..

                    Yarın işe gidecek olmak yada yarın gidecek işinin olmaması ne kadar kötü.. Yarın akşam dönecek işinin olması ne kadar kötü yada yarın akşam iş arayıp işsiz olarak eve dönecek olmak ne kadar kötü..                 Bu döngüde, saflar keskinleşmişken; ben seçemiyorum.. Yollar düğümleniyor, gözüme toz kaçıyor ve bir göt,…

  • Benden selam bekleyenlere!!

    Biz parayla pulla, makam ve rütbeyle değişecek insanlar değiliz! Selam vermediysek eğer, ölümün şaşkınlığındandır! Bana hesap sorma cesareti gösteren adam! Sen bana başsağlığı diledin mi ki? Ne zaman adam oldun, ne zaman selam bekler oldun! Bizim ne burnumuz havadadır ne de insanlara havadan bakarız. Sen ki yapmadığın adilik kalmamışken benden selam alabileceğini sanıyorsan ve göz…

  • Küçüğüm, daha çok küçüğüm… Burak’ın anısına…

    Küçük bir şey yitirdiğini zannedersin. Oysa yiten-yitirdiğin kocaman bir şeydir. Canını yakan ne varsa, önemsiz kalır bu acı karşısında… Canın, bir daha bu kadar çok yanmaz bilirsin… Her şey kurulu bir düzenin sonucu mudur? Yoksa her şey, her gün kurulmaya mı mahkûmdur? İçinden çıkamadığın sorularla büyürsün. Sahi gerçekten büyür müsün? Yağmur damlaları, gözyaşlarıma karışıyordu. Ben…

  • Sımsıkı Sarıldığım

    Ekmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar Ve kırık döküktü sevdalar Aşklar da yarım yamalaktı işte Sokağın hüznüne mi dalmalıydı? Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece? Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı, Dokunamadığımız ellere inat hem de! Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede… İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde! Kaldırım hüznüydü bu,…

  • Birkaç Cümleden Öteye Gidenler..

    Gri bulutların ruhsal buhranlara neden olduğu fikrini taşımaktayım.. Dağınık odaların ve tam manasıyla tertipli odalarınsa bu buhranların dışa vurumunun ufak bir kırıntısı olarak ele almaktayım.. Pencereye dayayıp başımı, dışarıdaki yaş manzarayı izlerken neyin ters, neyin düz olduğu çok da mana taşımıyor.. Birileri ıslanıyor, su birikintileri oluşuyor ve küçük derelerde yer değiştiren taşlar, çöpler, dışarıdakiler; içerdekilerin…