Geceye Düşülen Notlar-16

Gün kara bulutlara doğmuştu ve hakim güç, gürüldüyordu, gökyüzü.. Böyle günler ıslaklığın ve rüzgarın bedeninize ve çevrenizdeki herşeye neler yapabileceğini gözlemlersiniz.. Benim gözlerim çoğu kez pencerelerdedir.. Pencerelerden dışarıyı seyreden, kadınlar, çocuklar, nineler, teyzeler, insanlar.. Yorgun ve kederlidirler.. Dışarısı haşarı bir çocuk gibidir.. Zaptedilemez..

Uzun süre sonra hastahaneye gittim.. Bir arkadaşımı belki de ilk kez ziyaret ettim hastahanede.. Ya hastahaneye düşmedi arkadaşlarım yada ben şanslıydım.. Şuan bunun ayrımına varamayacağım.. Bir hastahane odasında, yatakta yatan arkadaşım, perdesi yarılanmış bir pencere ve şehri yıkayan yağmur.. Hastahane hep böyle kokmuştu ve ölüm kokusuydu bence bu.. Ya da hüzün kokusu.. Böbreğim ağrırken, ben arkadaşımın yaralı yüzünün kederindeyim.. Ve bulutlar belki de halimize ağlıyordu..

Hiç refakatçi olmadım ben.. Bir hastaya refakat etmedim yani.. Bugün arkadaşı yatırsalardı olacaktım.. Neyse, kısa süreli bir refakat etmişliğim oldu.. 60-70 sayfa kitap okudum, o kokuşmuşlukta.. Geceye kalsaydım, şiirler yazılar önünü alamazdım sanırım.. Neyse bizimki taburcu oldu, sarılı burunla.. Ucuz atlatmıştı.. Alakası olmayan bir kız meselesinin dayağını yemişti, 15-20 kişi tarafından.. Hayat bu delikanlı olmadı hiç.. Ya da bize delikanlılığı yanlış anlattılar, yanlış gösterdiler.. Biz kavgalara yüreğimizle girdik, ama şimdi bilekleriyle kavgaya giriyorlar.. İşin üzücü yanı, yalnız kendi bilekleri değil topladıkları bileklerle saldırıyorlar.. Köçekler diyarında, efelik yapma telaşındalar.. Oysa biz efeler diyarından geliyorduk..

Dünya öyle farklı ve öyle karmaşık ki.. Hayatına bir kadın giriyor, oysa gitmek üzre.. Ya da bir yere gidiyorsun, o an çıkıyor karşına.. Karmaşık, karamsar hüzünlü bir tablo.. Araya giren mesafelere sövüp sayıyorsun.. Kilometre başına küfür.. Bazen diyor bazen.. Bazen özlemek de iyidir.. Özlemek umut etmektir.. Özlemek sevmektir, belki de sevgine sevgi katmaktır özlemenin temel prensibi..

Oturduğun yerde, hayatının karar mekanizmalarına herhangi bir etkin olmadığı bir an, yaşamının varoluş dinamiklerini yok edebilirler.. Herşeyin başına gelme olasılığının olduğunu unutma.. Bir sığınma kampında, bundan 5 sene sonra, yaşama mücadelesi verebilirsin..

Herşeye rağmen gün batıyor.. Bunca ölüme, hüzne, aşka, ayrılığa, kavgaya, doğuma rağmen birgün daha bitiyor.. Yorucu bir günün ardından şanslılar; gülümseyerek ve hayal kurarak dalıyor uykusuna.. Diğer kimisinin ise canı cehenneme!

KorsanKalem 28.08.12 22.35

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-6

    Nihayetinde geceydi yani, çok da farklı değildi. Yaz gecelerinin dinginliğini seviyorum. Temiz olur yaz geceleri, pürüssüz.. Ağustosun ilk yazısını ayın yarısı bitmişken yazmak ve bunu size anlatabilmek oldukça zor ama bazen hiçbirşey yapmak gelmiyor içinden. İşte sanırım KK’da yazanların ortak sorunu bu. İnsanız ve sıkılıyoruz bazen, genelde.. Saat ne zaman 2 oldu ya!  Davulcu bambada…

  • Geceye Düşülen Notlar-19

                    Işıltılarını saçarak kaldırımda yürüyen küçük kıza inat; çekilmez bir soğuğun ilk demlerinin esirliğinde sürüklenir buluyorum kendimi.. Darmadağınık evlerin bacalarından çıkan hüzün göğe yükseliyor… Ve kimsesizler yurdunda uyku vakti gelip, geçiyor.. Uyumuyor çocuklar, belki de yarının bir farkı olmayacağını bildiklerinden..             Göz yumulan her gecede, binlerce rezilliğin döndüğü yüzlerce…

  • Geceye Düşülen Notlar-23

    Gitmenin telaşını taşıyan bedenim, gitme fikrini kabullenmiş olsa da içime yer eden burukluk canımı sıkıyor.. Eski şehirlerin yeni insanlara fazla geldiğini düşünüyorum.. Eski benliğimizin yeni bilincimize fazla geldiği gibi.. Bir gazete kadar saçma fikirler türeten öyle budalalar var ki.. Ve sahip olduklarının büyüklüğünü göremeyip küçük oyunlar peşinde koşturan öyle zavallılar var ki.. Hiçbir şeyi hiç…

  • Geceye Düşülen Notlar-32

    Yazmaya kaç zamandır elim gitmiyor. Günler trenler gibi geçip giderken, ben de çoğunun unuttuğu bir kasaba gibi duruyorum Anadolu’nun bir köşesinde. Anlamaya çalışmıyorum. Tek bir satır okumuyorum. Günler vagonlara doluşup geçerken, istasyonumda tek bir yolcu bile yok. İşte bu yüzden hiç durmuyor o trenler buralarda. Ben ise her geçen trenin ardından bir sigara tüttürüyorum. Her…

  • Geceye Düşülen Notlar-1

    Yolların bitmek tükenmek bilmeyişi aslında birçok insanı korkutmuştur. Tabi engebelidir yollar, keskin virajlı… Kuralları vardır, levhaları, ışıkları… Uymaz genelde insanoğlu hiçbirine ve ağır gelir yolun yükü. Bir yerlere toslar gidersin… Evet, yorucudur da, hele uzun yolculuklar… Değişen şartlar, koşullar… Ama tek bilindik şey, belirsizlik… Dünya çok belirsiz aslında… Ki bu belirsizlik, bazen çıldırtıyor insanı… Gerçekten!…

  • Geceye Düşülen Notlar-31

    Akdeniz’in sıcak ikliminde, soğutulmuş bir odada, terli eller, üstte tişört, altta boxer, türlü bunalımlarla savrulan bir ruh hali ve Yavuz Çetin’in “Dünya”sı eşliğinde bir seremoni olarak tuşlamaktayım okuduğunuz metni. Bir yazarın bağımlısı olduğu en önemli şeyin yazmak olduğunu bildiğim halde, gündelik parçalanışlarımı bir araya getirememenin bir cezası olarak da tutukluk yapmış durumdayım. Hani o savaş…