Geceye Düşülen Notlar-22

Aynadaki yansımama bakıp çocukluğumdan ne kadar uzaklaştığımın ayrımına varıyordum.. Bir süre öyle kayıtsız gözlerle izledim yüzümü.. Yüz hatlarımı, kirpiklerimi, alın çizgilerimi, kırışıklıklarımı ve bu yaşımda erken beyazlamaya başlamış saçlarımı.. Zamanın insanlara verdiği ızdırapların en hızlı yansımasını yüzlerden ve tabi ki ellerden anlarsınız.. O yüzden önce yüzünü ardından da ellerini incelerim yeni tanıştığım bir insanın.. Bana gerekli açıklamayı yapar bu ayrıntılar.. Ama genellikle insanlar pislik, çıkarcı ve kibir yüklüdür.. Yüzyıllardır her şeyi öyle yada böyle algılayan ırkımız, yaşamanın temel bir süreçte ilerlediğini ve nihayetinde bedenlerimizin çürümeye bırakılacağının ayırımına varamadılar.. Dünyaların üstesinden gelebileceğimiz inancıyla çıkılan yolların sonunda yiten bedenlerin bize anlattığı çok şey vardır aslına bakarsanız.. Aynaya boşuna bakmam ben.. İnsanlık bilincime bakarım aynada.. Hayatın bana getirdiklerine ve tabi ki de götürdüklerine.. Benim için bu önemlidir.. Şu anın en güzel kızları ve en yakışıklı erkekleri, yarının yaşlı budalalarına dönüşecekler ve bunu bugün göremeyenler yarının ruhsal buhranlarına gebe olarak ilerleyecekler hayat basamaklarını..

Hep karşı tarafın suçlu olduğu bir dünyada yaşanıyor bu tiyatro.. Tanrının denklemiyle ilgili yorum bile yapmıyorum.. Bizi üreten fabrikanın kalite kontrol amacıyla ürünlerini labaratuvar ortamında gözlemlemesinden öteye gidemez o denklem.. Ürün bozuk çıkınca da ürün suçlanıyor o da ayrı bir karmaşa.. Savaşların tarafları birbirlerini suçlar durur, anne babalar çocuklarını, öğretmenler öğrencilerini, iktidarlar muhalifleri, halk seçilmişleri suçlar, asker sivili, polis karşısına ne gelirse, sağ solu suçlar, sol sağı.. Acaba dağ dereyi, deniz göğü suçlar mı? Yada bir ayı bir geyiği suçlar mı? Sanmam! Ama bizler hep suçu karşıda bularak yaşam değerlerimize değer kattığımız düşüncesine kapılırız.. Aynaya bakmadan algılayamayız suçluluklarımızı.. Ve gözlerimiz kapalıysa artık, ayna bile kar etmez..  Tertemiz berrak suları bulandırdığımızdan beridir yitiyoruz.. Yüreklerimizden kesilen her ağaç biraz daha betonlaştırıyor kalplerimizi.. Çelik dolu midelerimiz, çakıl dolu bağırsaklarımız ve tuğlalar sıkıştırmışız karınlarımıza.. Birşey olmalı artık.. Ya ölmeliyiz gerçek anlamda ya da bir şey olmalı.. Sesim kesiliyor, boğuluyorum ve nefes alamayan insanlarla aynı mezbahanede kan yayıyorum çevreme.. Bok kokuyor, kan kokuyor ve ruhlar dolanıyor tenlerimizde.. Nokta nokta terlerken bir öğle sıcağında, bir şişe şarabın düşlerinde kaptırıyoruz kendimizi belki de akşam oluyor..

KorsanKalem 01.55  25.07.13

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-19

                    Işıltılarını saçarak kaldırımda yürüyen küçük kıza inat; çekilmez bir soğuğun ilk demlerinin esirliğinde sürüklenir buluyorum kendimi.. Darmadağınık evlerin bacalarından çıkan hüzün göğe yükseliyor… Ve kimsesizler yurdunda uyku vakti gelip, geçiyor.. Uyumuyor çocuklar, belki de yarının bir farkı olmayacağını bildiklerinden..             Göz yumulan her gecede, binlerce rezilliğin döndüğü yüzlerce…

  • Geceye Düşülen Notlar-4

    Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik.. Uykuya düşen yürekler gibiydik, uyumak istemeyip de yenildiğimiz uyku zaferlerine yenisi eklemişti.. Henüz rüya görmemiştik.. Geceye not düşesim vardı ve uykum kaçmıştı zaten.. Gece ilerlemekte… Güneşli güzel günler gelmiş memleketime, ama hal ve görünüş hiç de güneşli değil.. Bir yanda meclisin kavgaları bir yanda şike soruşturmaları öbür…

  • Geceye Düşülen Notlar-7

    Düştük uleyn yine geceye yine,notumuzu.. Çok yoruldum bugün çok gezdim İzmir’de.. Özlemişim.. Yusuf’la baya gezdik abicim ya 🙂 Hayatı sorguladık, fotoğraf çektik, doğal yaşamı tanıdık, dünyayı ve insanları anlamaya çalıştık.. Çok güldük.. İlerleyen süreçte facebooktaki (Bir An) sayfamızda paylaşırız, fotoğrafları.. Ama ayaklarıma kara sular indi.. Artık geçmiş bizden, ya da çok hamladık biz.. Bu gün…

  • Geceye Düşülen Notlar-23

    Gitmenin telaşını taşıyan bedenim, gitme fikrini kabullenmiş olsa da içime yer eden burukluk canımı sıkıyor.. Eski şehirlerin yeni insanlara fazla geldiğini düşünüyorum.. Eski benliğimizin yeni bilincimize fazla geldiği gibi.. Bir gazete kadar saçma fikirler türeten öyle budalalar var ki.. Ve sahip olduklarının büyüklüğünü göremeyip küçük oyunlar peşinde koşturan öyle zavallılar var ki.. Hiçbir şeyi hiç…

  • Geceye Düşülen Notlar-16

    Gün kara bulutlara doğmuştu ve hakim güç, gürüldüyordu, gökyüzü.. Böyle günler ıslaklığın ve rüzgarın bedeninize ve çevrenizdeki herşeye neler yapabileceğini gözlemlersiniz.. Benim gözlerim çoğu kez pencerelerdedir.. Pencerelerden dışarıyı seyreden, kadınlar, çocuklar, nineler, teyzeler, insanlar.. Yorgun ve kederlidirler.. Dışarısı haşarı bir çocuk gibidir.. Zaptedilemez.. Uzun süre sonra hastahaneye gittim.. Bir arkadaşımı belki de ilk kez ziyaret…

  • Geceye Düşülen Notlar-15

    Sokaklarda çalanlara,söyleyenlere; sokak sanatçıları deniliyor.. Ama beni iğrendiren şey; önlerine atılan bozuk paralar.. Sesi bile iğrenç.. Çok sokak sanatçısı tanıdığım olmadı; ama çok sokak tanıdım,geçtim.. Sevimsiz ve pisti çoğu..Tükürmek bile cesaret işiydi ve o sokaklarda yaşayan kadınlar balkonlarda çıplak olurlardı.. Bir erkek gördüklerinde, balkondan aşağı sarkar ve dolayısıyla göğüsleri de yerçekimine uyum sağlayarak avı kendinden…