Karmaşa

Yorulası bedenlerde, nöbet tutmak.. Gözlerin yorulması ve kapanmaya çalışması.. Ve sevdiğinin aklından çıkmaması..
Gece yavaş yavaş ilerlerken sabaha doğru, çayımı yudumlayıp Ahmed ARİF’ten hoş bir şiir dinleyip de sevdiğini düşünen tek ben miyimdir bilinmez ama deneyin hoş oluyor.. İnsanlar uyurken dünyayı,sevdayı,hayatı,annemi,babamı,kardeşimi,sevdiğimi düşünmek… Çözümsüzlüklere çözüm bulmak ve bulamadıkça da daha çok düşünmek.. İşte yaşadığım tamanlamıyla buydu.. şu saatte doğru kelimeleri bulmak ne de beter şeymiş.. Kendimi toparlamadan yazdığım bir metin olarak bakalım buna.. Aslında her halımla yazmalıyım, sarhoşken yazmak isterdim misal.. Çünkü sarhoşken konuştuğumda güzel şeyler çıkıyor gibime geliyor.. Neyse şu dakikalarda aklıma bir konu geldi manasız suallere de ekleyeceğim.. Dünyayı anlama kılavuzunu yazamaz mı yazarlar? Yazsalardı ne bomba olurdu hayat:) Düşünsene şöyle diyaloglar çıkacaktı; ” Ali abi senin sorun, kılavuzun 26. sayfasında:)” “OO iyi sağol ferit şu kılavuza bir içindekiler yazsınlar yaa, aradığımızı bulamıyoruz” diceksiniz ki anlama kılavuzunu yapıp da içindekiler bölümünü mü unutacaklar? Unuturlar, zira insanoğlu neyi tam yaptı ki? Şimdi bunun üzerine Erkan Oğur’un Eksiklik Kendi Özünde adlı mistik şarkı aklıma geldi. Erkan Usta’yı seviyorum, elbet birgün konserine gidip gönülden dinlemek istiyorum. Sanırım konuyu çok dağıttım. Ama bugünlerde dalgınım:) Güzel bir dalgınlık hem de.. Hayat bize neler öğretiyor ve neler gösteriyor ve de neler gösterecek hiç bilinmiyor gerçekten, işte ben bunun şaşkınlığı içindeyim…

Benzer Yazılar

  • Herkes içer ve herkes..

    Hava ilerleyen saatlerde soğumakta.. Ve benim ilerleyen yıllarla kaşlarım çatılmakta.. yalnızlığa övgülerle sövgüler arasında, koca bir gökyüzünü izlerken, bir yıldızın kayabilme oranlarına da kafa yoraraken, ömrün yitip gidişini selamlıyorum.. Öyle katıksız öyle aç ve muhtacım ki sevgiye! öyle böyle değil! gece ışık saçan herşeye lanet okurken sokakalarda, dönüp dolanıp girdiğim o rutubetli odada, kırmızı ışıklı…

  • Kiraz Mevsimi

    Yaz  meyvelerinin herbiri birbirinden lezettli.. Kirazı sever misiniz bilmem ama sevin yani, ben severim.. Güzeldir kiraz, vişnenin kardeşi.. Genelde 3-4 tane kiraz ardından da 2 tane vişne atarım ağzıma.  İkisi de güzel, biri ekşi birisi tatlı.. Doğanın iki farklı tadı.. Öğle yemeğinda kiraz vardı. Çoğunluğu berelenmeden kaynaklanan, bozulma eğilimine başlamış.. Seçerek yemeye çabalıyorum.. Tabiki de bu…

  • Hiç doğmamış bir çocuk

    Mavi bir at olsa ve çocuklar oynadıkları oyunlar dışında hiçbir şey bilmese hayata dair. Mavi at oyun parklarının çevresinde dörtnala koşarken, çocuk şarkıları duyulsa uzak kasabalardan. Uzak kasabalar akla geldiğinde şarkılar fısıldansa kulaktan kulağa. Ya da şarkılar hep bir ağızdan okunsa… Düşerken yapraklar, mavi at hiç gelmedi. Ben bekledim. Ben beklerim yerli yersiz. Ben beklerim…

  • Ölüm yazıları-1

    Onca yılın biriktirdiği kirin yanında, ilk doğduğum günden baya bir eksik olmalıyım..  Ömür tüketiciler hayatın her köşesini işgal etmiş vaziyette olduğundan, çok da mücadele etme şansına sahip değiliz.. Gecenin dinginliğini kavramakta güçlük çeken çiftler geçiyor yanımdan.. Ve önümdeki çeşmeden su damlıyor belli aralıklarla.. Bir köpek kaldırıma sıçıyor ve bir iniltiyi andıran uğuldama işitiyor kulaklarım.. Her…

  • Küçüktük

    Küçüktük,heyecanlarımız farklıydı..Kocaman yüreğimiz,küçücük ellerimiz vardı ve hayallerimiz..Dünya henüz karmaşık değildi,güzeldi..Hayal sahneleri kurgulayıp inanırdık,gözümüzün yaşı sadece diz kapaklarımızdaki kabuk tutmuş yaralara ve kırılan oyuncaklarımıza akardı.Zira henüz kalbimiz kırılmamıştı.. Küçüktük, toprağa rengarenk ve tatlı sakızlarımızı gömüp kocaman sakız ağaçlarının çıkacağına inanırdık..Güzel oyuncaklarımız vardı ve bizler güzel oyunculardık..Küçücük kalbimizde aşk da vardı,çocukluk şarkılarıydı hepsi ve oyun arkadaşları.. Küçüktük…

  • Mutsuzluk hep vardı, görmek istemedik sadece…

      Pencere kapandı. Camı ortasından çatlamıştı. Bantla tutturmuşlardı. Boydan boya çatlak, her açıp kapatmada daha da büyüyor olmalıydı. Kadın sabah demlediği bayatlamış çaydan bir fincan doldurdu. Açık koymuştu. Başka türlü dayanamazdı yoksa. Sigara paketinden son sigarayı aldı ve gazı bitmek üzere olan çakmakla yakmayı denedi. İlk deneme başarısız oldu. İkincisinde yakmayı başardı. Gazı dolu da…