Ölüm Uykusu..

Bir süre ölü bir ten, kurumuş bir cesedim.. Belki kendi tabutumu taşır, derin bir çukura atarım kefensiz bedenimi.. Ya da susarım tüm kelimelere, cümlelere ve gevezeliklere karşı.. Bir şarkıda duyarsınız beni, bir haykırışta, bir ağıtta, gözyaşıyımdır.. Soğuk havalar geliyor. Sıcak havalar gelecek, belki olmayacağım.. Bir güneşe bel bağlayan F tipindeki mahkumum! Ölüm oruçlarında kaybedilen akılım ben.. Hastalıklı ruhumu hiç saklamadım ve beni görmek istedikleri gibi gördüklerinden hep, şamarını yedim hayatın.. İnsanlar bir basamak gibi kullandı bedenimi.. Silik hayatlarına özgüven getirene kadar adamdım, gerisinde şerefsizin teki.. Bir kere olsun çıkar gözetmediğim için suçluydum..Hep düşündüm insanları hep iyiliklerini istedim ve yoruldum.. Soğumak için beklemeye gerek yoktu oysa.. Soğuk hava depolarında bir yığın et vardı soğumuş! Ve ruhsuz orospular gibi sırıtırken yüzüme hayat, haykırdım orospuların da onuru var diye! Hiç anlamayacaktı; takım elbiseli, mantolu ve sıradan topluluğun sıradan mesleklerini yapanlar.. Lağım çukuru içindeki gideri açmak için uğraşan adama iğrenç gözlerle bakan salak lise öğrencileri gibiydiler.. Uzaktılar hayattan.. Rahata ermek içindi attıkları her adım ve bundandır güçlünün yanında olmak için çırpınışları.. Güzellikleri yapay, ruhsuz, adi herifler! İşlerine gelip kullandıklarında hacı hoca imam papaz kesilip, ruhlarını şeytana satan pezevenkler! Yoruldum artık.. Bir sonbahar gününde yapraklar gibi kurudum.. Ve artık istediğiniz gibi yaşamayacağım! İstemediğiniz ne varsa o olacağım! 

KorsanKalem 05.12.13 14.14

Benzer Yazılar

  • Bir yazı..

    İşe verdim kendimi bugün, yordum bedenimi; dikenlere savurdum orağı.. Düşünmüyorsun böyle yaparak. Ama güzel oluyor, inanın bana. Toprağa elin değdimi bir parçası oluveriyorsun. Sonra zaman geçiyor. Dünya dönüyor.. Yeşermişti heryer, bahar kokuyordu, toprak kokuyordu. İster istemez yüzüm gülüyordu. Bizim çocuklar durmadan kavga ediyordu. Onları yönetmek gayet zor. Hamza var bir tane. Gülüyor adam sürekli. Çok…

  • Bilinsin isterim ki; ben Turgut Uyar’ın kederli bakışıyım!

      Süslü masalar, sandalyeler.. Çimlerin üzerine kurulu bir düzen.. Bir kısmı betonla kaplı.. Şık, cüretkar ve parlak elbiseler giyinmiş kadınlar.. Gömleğimin bağrı açık.. Lacivert pantolonum üzerime tam oturmuş.. Parmağımda hep taktığım yüzük ve bileğimde saatim.. Mutluluğu ölümsüzleştirecek fotoğraf makinem de omzumda asılı.. Defter, kitap; kalem kağıt yok üzerimde. Yazacak bir şey bulamazsın ki düğünlerde.. Zira…

  • Aslında..

    Aslında ben böyle anlarda susmayı yeğlerim, Genelin yaptığı bir davranıştır belki Belki de değil! Aslında insanlar tutarsızdırlar, Genelin bakışıdır bu belki Belki de değil! Aslında aşk bir kurmacadır, Genelin bakışıyla duygusal bir paradigma, Belki de öyledir! Aslında amacı olan insanlar amaçsızlara göre daha bir şanssızdırlar. Zira bir ömür tüketebilirler amaçları uğruna.. Bir sevdadan vazgeçebilirler, bir…

  • Ölmek hiç bu kadar ızdıraplı ve zor olmamıştı!

    Ağızlarını doldura doldura nasıl uşaklık ettiklerini anlatıyorlardı.. Nasıl kabullendiklerini haykırıyorlardı sağa sola.. Anlamaktan, algılamaktan çok uzaktaydım her birini.. Akışını izlerken bir derenin, öylece süzülen balıkların saflığına gülümsüyorum.. Pek çok şey oluyor.. Dünya dönüyor.. Uyanıyoruz ya da uyuyoruz fark etmez.. Kulağımıza çalınan birkaç ezgiden aldığımız tadı hiçbir muhabbetten alamıyoruz mesela.. Ve insanlar tokalaşmaktan bile uzak iken,…

  • Tepe takla

    Tırmanıyorsun. Attığın her adımda ha gayret diyorsun. Ha gayret az kaldı. Kimi zaman attığın adımın hemen ardından toprağın titrediğini hissediyorsun. Biliyorsun, zemin sağlam değil. Sırtındaki yükün ağırlığı bir süre sonra adeta katlanıyor, katlanıyor, katlanıyor ve taşıyamayacağın bir hale geliyor. Omuzların yırtılıyor. Bir yandan sıcak,  diğer yandan terinin tuzu; hiç durmadan yarana saldırıyor. Ve attığın her…